Sayı : 526   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Misafir Kalem

Mustafa Başkonak

Hayaller Sanal, Kayıplar Gerçek

  • 29 Eylül 2026
  • 9 Görüntülenme
  • 526. Sayı / 2026 Ekim
Yazarın Diğer Yazıları
Mustafa Başkonak
Tüm Yazı Arşivi



İçinde bulunduğumuz "hız" ve "haz" çağı, modern insana beklemeyi, sabretmeyi ve bir gaye uğrunda çaba sarf etmeyi ne yazık ki unutturmuş durumda. Bizler, nesillerimize "ertelenmiş hazzın ve sabrın" erdemini aşılamaya çalışırken; ekranlardan yansıyan bu sanal dünya onlara saniyeler içinde zengin olma ve anında tatmin vaat etmektedir. Her şeye hemen ve en zahmetsiz şekilde ulaşma arzusu, insanın direncini kırarak iradesini adeta esir almaktadır.

Sanal bahis ve kumar bağımlılığı, insanın içine düşebileceği en bencil hastalıklardan biridir. Kişi, ekrana kilitlenip kaybederken sadece kendi hayatını değil aynı zamanda ailenin de tüm mukaddesatını bir hiç uğruna sıfırlamaktadır. Evladının boğazından geçmesi gereken helal rızkı, bir iddia uğruna feda eden bir zihniyetin yuvasında şefkati ve güveni barındırması mümkün müdür?

İnsanoğlunun her geçen gün daha da artan "kolay kazanç" isteği, modern çağın sunduğu dijital imkânlarla bir araya gelince ortaya devasa bir yıkım tablosu çıkarmıştır. Geçmişte dumanlı ortamların veya loş salonların kapalı kapıları ardına hapsedilen kumar illeti, bugün şekil ve isim değiştirerek en mahrem alanlarımıza kadar girmiş durumda. Tehlike artık sokağın görünmeyen tarafında değil her an elimizde tuttuğumuz akıllı telefonların ışıltılı ekranlarında pusuda bekliyor.

İddia, sanal bahis veya masum bir oyun kılıfına bürünen bu "dijital tuzak", insanın zaaflarını hedef alarak iradesini yavaş yavaş felç ediyor. Ekranın ardında dönen o renkli çarklar sadece insanların cebindeki üç beş kuruşu yutmuyor. Bu sanal değirmen zamanı, emeği, haysiyeti ve insanî değerleri sessizce öğütüyor. Birkaç dokunuşla inşaa edilen gösterişli hayaller; gerçek hayatta telafisi güç kayıplara, hüsranla biten ömürlere ve dağılan yuvalara dönüşüyor. Bu tehlikenin en sinsi yanı ise kendisini eğlence maskesiyle meşrulaştırmaya çalışmasıdır. Eskiden toplumsal bir ayıp olarak görüldüğü için gizli-saklı oynanan bahis oyunları, bugün her yeri kuşatan reklam kampanyalarıyla hayatın olağan bir rutini gibi servis edilmektedir. Sporun birleştirici ruhu özünden kopartılarak sahadaki her bir hareket sanal kazancın birer aracı haline dönüştürülmektedir. "Bir kereden bir şey olmaz ki!", "sadece şansımı deniyorum!" veya "kaybettiğimi alıp bırakacağım zaten!" tesellileriyle atılan o ilk adımlar, adeta insanı kendi hırslarının esiri olduğu bir labirente hapsetmektedir.

Gençlerimizin ve yetişkinlerimizin bu sanal ağlara neden bu kadar kolay düştüğünü tahlil ettiğimizde, meselenin sadece ekonomik bir tatmin arayışı olmadığını açıkça görüyoruz. İşin temelinde çok daha derin bir manevi boşluk, hedefsizlik ve anlam arayışı yatmaktadır. İçinde bulunduğumuz "hız" ve "haz" çağı, modern insana beklemeyi, sabretmeyi ve bir gaye uğrunda çaba sarf etmeyi ne yazık ki unutturmuş durumda. Bizler, nesillerimize "ertelenmiş hazzın ve sabrın" erdemini aşılamaya çalışırken; ekranlardan yansıyan bu sanal dünya onlara saniyeler içinde zengin olma ve anında tatmin vaat etmektedir

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

526. Sayı Ekim 2026