Bir Kâşif Gibi Siyer'i Okumak , Muhammed Emin Yıldırım
Sayı : 512   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Siyer-i Nebi

Muhammed Emin Yıldırım

Bir Kâşif Gibi Siyer'i Okumak

  • 29 AÄŸustos 2025
  • 3 Görüntülenme
  • 513. Sayı / 2025 Eylül



Hz. Peygamber (sav)'in bereketli hayat sayfalarında, bir kâşif gibi dolaştığımızda, o hayatın bitimsiz bir hazine olduğunu hemen fark edecek, söylenen her sözün, atılan her adımın, sessiz kalınıp onaylanan her fiilin, o dünyaya ait olan her şeyin ama her şeyin, bir şekilde bize bakan bir yönünün de olduğu itiraf edilecek, okumalarımızın şekli ve etkisi çok ama çok farklı bir şekilde değişecektir.

O'nun (sav)hayatını kendisine en temel ölçü olarak belirleyen bir Müslüman, yaşadığı zaman ne olursa olsun, yaşadığı zemin hangi şartlarla çevrili olursa olsun, Siyer'in sayfaları içerisinde dertlerine derman olabilecek çözüm yollarını bulabilecek, hiçbir sorunu, sorun olarak kalmayacaktır. Yeter ki, bu gözle okunsun! Bir tarih kitabı okur gibi değil, hayat rehberimizin bize söylediği ilkeleri tespit amacı ile okusun.

"Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: Yeryüzüne iyi kullarım vâris olacaktır, diye yazmıştık. İşte bunda, bize kulluk eden bir kavim için bir mesaj vardır. (Rasûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik." (Enbiya, 21/105-107)

Siyer'i sadece Efendimiz (sav)'in yaşadığı hayatı ve ortamı anlama adına bir bilgi derlemesi şeklinde okumamalı, her gün yeniden ve bir kez daha keşfetmek için okumalıyız.

Siyer der demez, çoğumuzun aklına hemen Hz. Peygamber (sav)'in hayatının bir parçası olan savaşlar geliyor. Elbette ki, Efendimiz 'in savaşları çok önemlidir ve kesinlikle öğrenilmesi gereken hususlardır. Hatta İmam Zeynelabidin'in ifadesi ile "Kur'an'dan bir sure öğrenir gibi öğrenilmesi ve öğretilmesi gereken" (İbn Kesir, el-Bidaye, c. 3, s. 242) bir kaynaktır.

Ancak, Hz. Peygamber (sav)' in o bereketli ve mutahhar hayatını, sadece savaşlardan ibaret zannetmek ve Siyer'i hep bu nazarla okumak da büyük bir yanılgıdır. Çünkü Efendimizin (sav)yirmi üç yıl süren peygamberlik hayatının on üç yıllık kısmını oluşturan Mekke döneminde bir tek savaş olmamış, on yıl süren Medine döneminde ise kendisinin katıldığı sefer sayısı yirmi sekiz, katılmayıp Sahâbe'yi gönderdiği sefer sayısı elli beş tane olmuştur. Efendimizin (sav)bizzat komuta ettiği savaş ve seferlerin gün sayısı takriben 662 gündür. (Bkz.el-Mağlus, Sami Abdullah; Siyer Atlası, s. 199-205) Bu günlerin tamamında sıcak çatışmalar olmamıştır. O günkü savaşlar günün belli bir vaktinde başlayıp, çoğu zaman aynı gün bittiği için toplasanız çatışma günlerinin sayısı elli günü geçmeyecektir. Dolayısı ile 662 günün büyük bir bölümü yolda ve gidilen yerde konaklamada geçmiştir. Mesela, Tebûk Gazvesi için takriben altmış gün, Mekke Fethi için takriben üç ay yani doksan gün, Hayber Gazvesi için takriben altmış gün geçirilmiştir. Efendimizin (sav)kendisinin gitmeyip, Sahâbe'yi gönderdiği seferler içinde en fazla beş yüz günlük bir zaman dilimi harcanmıştır. Hal böyle olunca on yıllık Medine döneminin, en fazla yüzde yirmilik bir kısmı savaş, cihad ve seferlerde, geri kalan kısmı ise Medine'de diğer meselelerde, sosyal yaşam içerisinde geçirilmiştir.

Ancak günümüzde kaleme alınmış Siyer kitaplarının çoğu Medine bölümünü savaşlar üzerinden anlatır, sanki savaşların dışında Hz. Peygamber'in ve Sahâbe'nin başka bir gündemlerinin olmadığı kanısı uyanır okuyucuda. Böyle bir yaklaşım doğru değildir. Hz. Peygamber (sav)Medine hayatının bir bölümünü İslam ile insan arasındaki engelleri kaldırmak adına savaşta geçirmiş, hayatının geri kalan bölümünde ise oluşturulan İslam toplumunun düzen ve nizamı için çok önemli gayretler ortaya koymuştur. Hz. Peygamber (sav)'in hayatının büyük bir kısmını oluşturan bu bölüm üzerinde, ne yazık ki ciddi, derinlikli, düzenli, okuyana ders veren nitelikte çalışmalar, istenilen düzeyde halen yapıl(a)mamıştır. İşte bundan dolayı, Siyer kaynakları bu nazarla bir kez daha ele alınmalı, sadece Efendimizin yaşadığı ortamı ve hayatını anlama adına bir bilgi alma/derleme şeklinde okumamalı, o bereketli hayatı savaşlardan ibaret zannetmemeli, her gün yeniden ve bir kez daha keşfetmek için okunmalıdır. Unutulmamalıdır ki, tarihin bilinen bir döneminde ve belirli bir coğrafyasında yaşamış olan Efendimiz (sav)o günün insanına çok şey söylediği, gösterdiği gibi bugünün dünyasına da çok şey söylemektedir. Bugün insanlığın tüm dertlerine derman olabilecek, sıkıntılarını giderebilecek, tüm eksiklerini tamamlayacak imkânlar, Siyer'in içerisinde mevcuttur. Eğer biz, Efendimizin (sav)hayatının böyle bir potansiyel ihtiva ettiğini hatırdan çıkarmayarak, O'nun bereketli hayatının sayfalarını bu gözle okursak, bir kâşif gibi her gün yeni bir şey keşfetme arzusu ile Siyer-i Mustafa'nın rahlesinin başına otursak, gerçekten her gün yeni bir şey bulabilir, dün okurken fark etmediğimiz nice bilgilere ulaşabilir, dün okuduğumuzda farklı yorumladığımız nice rivayeti daha doğru yorumlayabilir, böylelikle de o güzel ve kâmil hayattan, hayatlarımıza rehberlik edecek hayat ölçülerini taşıyabiliriz

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

513. Sayı Eylül 2025