Kur'an'da geçen peygamber hitapları bu anlamda sözün en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Peygamberlerin eşlerine, çocuklarına, anne ve babalarına, kavimlerine olan hitapları sözün nasıl olması gerektiğini bize göstermektedir. Bunlar aynı zamanda tebliğde, iletişimde, sözlü diyaloglarda bizler için rol modeller oluşturmaktadır.
Hz. Peygamber'in konuşma adabı ile ilgili tavsiyeleri Kur'an-ı Kerim'in öğüt ve tavsiyeleri ile örtüşmektedir. Kur'an'ın haram kıldığı; yalan, gıybet, dedikodu, iftira, kötü söz vb. gibi hususlar hadis-i şeriflerde de kesin bir şekilde yasaklanmaktadır.
Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde sözün kullanımı, ifade ediliş şekli yer ve zamana muhatapların durumuna göre farklılık arz etmektedir. Bu sözler; kavl, kelime, hadis, savt, nutuk, necva gibi kelimelerle genel olarak ifade edilirken özel iletişimde; vahiy, karae, tertil, nutk gibi kelimeler kullanılmaktadır.
"Kavl" söz, laf, kelam, fikir, ifade, görüş anlamında "savt" ses, gürültü, ton, name anlamında "hadis" konuşma, söz, dedikodu, anlamında "nutk" konuşma, telaffuz, söz olarak dile getirme anlamında "kelime" söz söyleme, konuşma, fikir ileri sürme anlamında "lağv" boş söz, saçmalık, gevezelik, hatalı söz anlamında "lehvel hadis" boş söz "necva" gizli konuşma, fısıltı anlamında kullanılmaktadır.
Kur'ani hitapların şekli, türü, içeriği, muhatapların durumuna göre türüne göre farklılık gösterebilmektedir. Peygamberler ve Müslümanlardan kaynaklı tebliğe yönelik ifadeler saygı, hürmet ve naif bir üslupla ifade edilirken müşrik ve kafirlerden kaynaklı, onlara yönelik ifadeler için daha şedid bir üslupla olabilmektedir. Ancak özellikle bunlara tebliğde daha naif ve kibar ifadeler tavsiye edilmektedir.
Kur'an literatüründe söz, bazen Rabbimizin emri ilahisi bazen meleğin natıkası bazen peygamberin fermanı bazen bir dua bazen bir nida bazen bir nisyan bazen bir isyan bazen kalbin sesi bazen nefsin vesvesesi bazen zihnin tefekkürü de olabilmektedir.
Ses, bazen Tur'dan yükselen bir kelam, bazen Zebur'dan bir nağme, bazen İsa'dan bir nefes, bazen kuyudan bir sızı, bazen mabetten bir feryat, bazen Hira'dan bir hayret, bazen arıdan bir vızıltı, bazen karıncadan bir fısıltı, bazen rüzgarda tesbih, bazen arzın titremesi bazen gök kubbenin gürlemesi bazen kulluğa çağıran bir nida olabilmektedir.
Kur'an'da Allah'ın kullarına hitap şekli "ey insanlar!", "ey iman edenler!", "ey peygamber", "ey peygamber hanımları", "ey kafirler", "ey ehli kitap" şeklinde genel kalıplarla ifade edilirken özelde "rahman'ın kulları", "kullarım" şeklinde tezahür etmektedir. Kur'an'da geçen peygamber hitapları bu anlamda sözün en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Peygamberlerin eşlerine, çocuklarına, anne ve babalarına, kavimlerine olan hitapları sözün nasıl olması gerektiğini bize göstermektedir. Bunlar aynı zamanda tebliğde, iletişimde, sözlü diyaloglarda bizler için rol modeller oluşturmaktadır.
Hz. İbrahim'in ve oğlunun hitapları "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin? dedi. Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin, dedi." (Saffat, 37/102)
Yakup ve Yusuf peygamberlerin iletişimleri "Yusuf babasına: Babacığım! Rüyamda on bir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm, demişti. Babası şunları söyledi: Oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar; zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır." (Yusuf, 12/4-5)
Lokman'ın oğluna nasihatleri ve üslubu "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır. Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir." (Lokman, 31/16-17)
Nuh'un oğlunu kurtuluşa çağırması "Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna: Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma, diye seslendi
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız




















