Sayı : 449   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hedef Noktası

Ramazan Kayacık

Vakit İmtihanı Kazanma Vakti

  • 08 Mayıs 2020
  • 68 Görüntülenme
  • 449. Sayı / 2020 Mayıs



Her konuda olduğu gibi, sabrı çocuklara öğretmenin en etkili yolu; anne-babanın sabrı yaşamalarıdır. İlk başlarda mızmızlanan çocuğumuza sabretmeye alıştırmak için çocuğun nazlarına katlanmalıyız. Sabır eğitimi almayan çocuklar, zayıf karakterli olurlar, teşebbüs ruhları gelişmez, çabuk ve kolay vazgeçerler, daima stresli, mızmız, mutsuz olurlar ve henüz okul çağının başında problem yaşamaya başlar ve bu problemler ömür boyu hep kendini takip eder.

 

 

Sabır, kısa sürede öğrenilen bir huy değil, hayatın tamamına serpiştirilmesi gereken bir erdemdir. Günümüzde sabır ve tahammül gibi kavramlar nerdeyse modern insanın defterinden silinmiş; konfor, rahatlık ve acelecilik hayat felsefesi haline gelmiş durumda. Biz Müslümanlar için sabırlı olmak entelektüel bir girişim değil, İslâm'ın ve imanın yüklediği bir görevdir.

 

 

 

 

Çok fazla şeyle sınandığımız bu çağda çocuklarımızla, ailemizle sınanmamız sınavların en çetini olsa gerek. Sınanmak insanın kaderidir. Bazen korku, bazen açlık, bazen mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmelerle… sınanır insan. (Bkz.Bakara, 2/155) Çoğu zaman bu sınavları çocuklarımızın okul sınavları gibi algıladığımızdan bu zorlu sınavın ciddiyetini kavrayamıyoruz.

“İmtihan; insanın bilgisini, becerisini, kabiliyetini, liyakatini ve zekâsını ortaya çıkarmak; altın, gümüş vb. madenleri eritip cürufundan/ posasından ayırmak…anlamlarına gelir.” (ibni Manzur, Lisanü’lArab, ııı, 401) İmtihan madenleri cürufundan arındırdığı gibi insanı da nefsinin kötülüklerinden arındırır, fıtratına yaklaştırır ve insanın gerçek karakterini ortaya çıkarır.

İnsan anne babasıyla, evladıyla, eşiyle ve kardeşleriyle imtihan içindedir. Bu imtihana karşı tutumumuzu belirlerken özellikle peygamberlerin yaşadıklarından örnekler devşirmeliyiz.

Kardeşinin canına kıyan çocuklarının acısını yaşayan Hz. Âdem’i, Yusuf’unu kaybeden Hz. Yakup’u, kendisine tuzak kuran kardeşlerine karşı Hz. Yusuf’u, İsmail’ini feda eden Hz. İbrahim’i, eşiyle sınanan Hz. Lut’u, oğluyla ve hanımıyla sınanan Hz. Nuh’u, Firavunun karısı Asiye validemizi, kendisine düzgün davranmayan eşiyle Hz.Eyüp’ü ve kendisinden önce vefat eden altı evladını kendi elleriyle toprağa veren Efendimiz (sav)in acısından dersler almalıyız.

Ailemizle, çocuklarımızla imtihanımız emek isteyen, sabır gerektiren, ciddi bir imtihandır. Hayattaki rollerimiz değişebilir; bugün çocukken yarın anne baba, bugün evlatken yarın eş oluruz. Ama ailemizle olan imtihanımızın serüveni sürer gider. Rabbimiz:

“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız Allah'ı zikretmekten sizi alıkoymasın…” (Münâfikûn, 63/9)buyurarak bizi uyarır.

Ailenin sorumluluk sınavı ölümle sona ermeyen, çok daha ötelere, ahirete kadar uzanan bir süreçtir. Hayatın olanca zorluğuna rağmen şu imtihan dünyasında ailesini, çoluk çocuğunu göz ardı etmemeli insan. Yine Rabbimiz:

“Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir fitne/imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır.” (Tegâbun,64/15) buyurarak bize büyük mükâfatın eşimizin, çocuklarımızın, malımızın-paramızın yanında değil, kendi yanında olduğunu hatırlatıyor.

Huzurlu bir hayat için, zorluklara ve sıkıntılara sabretmeyi öğrenmeliyiz. Öğrenmek; sabır hakkında ayet-hadis, atasözü, özlü söz öğrenmek değil, sabrı yaşayabilmek demektir. Yoksa herkes sabırla ilgili bir şeyler biliyor; “Sabreyle işine, hayır gelsin başına”, “Sabreden derviş muradına ermiş.” Demek ki murada ermek için de, derviş olmak için de sabra ihtiyaç var.

Hayatın her alanında ve her anında sabra zorlanabiliriz. Başta Rabbimizin rızasını kazanmak ve huzurlu bir hayat için sabra ihtiyacımız var. Çünkü dünya cennet değil ve bu gezegende insanın canını yakan pek çok şey yaşanabilir ama başarıya ulaşanlar sabredenlerdir.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

449. Sayı Mayıs 2020