Sayı : 508   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Editörden / Aralık 2016

  • 02 Ocak 2017
  • 2304 Görüntülenme
  • 408. Sayı / 2016 Aralık

EDİTÖRDEN

İnsan, dünya hayatının hiçbir fani değerine boyun bükmeden yaşayabilmelidir. Bir defa boynunu büken ömür boyu boynu bükük yaşar. Namaz; kıyamıyla in­sana hayatta dik durmayı, Sonsuzlukların Sahibinden başka hiçbir güce boyun eğmemeyi öğretir. Hayat; Allah’ın Okulu, insanlar ise bu okulun öğrencileridir. Her birimiz bu okulda iyi ve başarılı birer öğrenci olmakla mükellefiz. Hayat okulunda onurlu bir öğrenci olma­lıyız. Bu onuru bize aksiyona dönüşmüş bir imandan başka ne verebilir ki? Statik bir iman insanı bu onurdan mahrum bırakır. Kur’an’ın ölümsüz ve evrensel örnekle­ri(Peygamberler) bize hep bu mesajı vermez mi? Bütün peygamberler tebliğ görevlerinin gereği olarak insan­ların gönüllerini fethetmek ve işgalden kurtarmak için mücadele etmişlerdir.

Sekülerizm, Allah’ın insana vermiş olduğu değerin zıddına insanı değersizleştirmek için mücadele eden ideolojidir. Bu ideolojinin amacı, temel insani değerlerin dibe vurduğu, günahların normalleştiği, insanın birey haline geldiği bir hayat tarzını yaşanılır kılmaktır. Böylece insan, hazları için yaşayan, hayatının anlam ve amacını unutmuş bir varlık haline gelecektir. İnsanı bu şekilde değersizleştirme, onun şahsiyetini erozyona uğratma çalışmaları insanlıkla yaşıttır. Kur’an, İsrailoğullarının Yahudileşme sürecini bu tehlikeye dikkat çekmek için uzun uzun anlatmıştır. Malumunuz olduğu üzere İsrailo­ğulları dünyevileşerek Allah’ın kendilerine vermiş oldu­ğu değeri kaybetmişler ve yahudileşmişlerdir.

Kur’an’ın bütün uyarılarına rağmen modern dün­yanın seküler ideolojileri Müslümanları da etkilemeye başlamıştır. Ülke Müslümanları olarak her geçen gün şahsiyet erozyonuna uğruyoruz. Kendi değerlerimizi farkına varmadan kaybediyoruz. Vahyin bakmamızı istediği yerden kendimize baktığımızda her geçen gün değersizleştiğimizi görüyoruz. Müslümanları şahsiyet erozyonuna uğratmak için amaçlı, planlı ve sistemli bir şekilde çalışmalar yapılıyor. Şahsiyetlerini kaybeden Müslümanlar önce kalplerini ardından da coğrafyalarını işgale açıyorlar.

Mekke’nin fethinin yıl dönümde ümmet coğrafya­sının birçok bölgesi işgal altında. İslam coğrafyası olarak tanımlanan topraklar kan ve gözyaşıyla sulanıyor. Üm­metin vahdeti kaybedip tefrikaya düşmesinin bedelini çok ağır ödüyoruz. Belki bir gün parçalanan coğrafyaları bir araya getireceğiz ama parçalanmış ve işgale uğramış yürekleri bir ara­ya getirmekte çok güçlükler yaşayacağız. Yüreklerin işgal altında olduğu yerde fetihten ve dirilişten bah­setmek de çok zor. Düşman, bir yandan coğ­rafyamızı işgal ederken bir yan­dan da fiili olarak savaşın olmadığı yerlerde aklımızı ve kalbimizi çeşitli silahlarla işgal ediyor. Far­kına varmadan bizi biz yapan değerlerimizi çok hızlı bir şekilde kaybediyoruz. Bize ait olan kavramların anlamını ve zihinlerimizdeki ağırlığını kaybediyoruz. “Fetih” kavra­mı da anlam ağırlığını kaybeden kavramlarımızdan biri. Fetih, Fettah olan Allah’ın Müslüman kullarına bir lütfü­dür. Sefer, mü’min kulların sorumluluğu, neticesindeki zafer ise Allah’ın bir nimetidir. Ümmet olarak yeniden öncelikle insanların kalplerini fethetmek için sefere çık­malıyız. Yürekleri fethedecek Fatihleri yetiştiremezsek yüreklerimiz de coğrafyalarımızda işgal edilmeye de­vam edecektir.

İmanımızın gereği olarak umudumuzu hiç kaybet­medik. Elimizdeki iman nimeti umutlarımızı yarınlara taşımamıza vesile olan en büyük imkândır. Yaşamakta olduğumuz bütün acılara rağmen fetih ruhunu taşıyan Fatihleri yetiştireceğimize imanımız tamdır.

Her kelime zıddıyla anlaşılır ve anlatılır. Bu sayımız­da “Fetih ve İşgal” kavramlarıyla huzurunuza çıktık. Yü­reklerini fethettiği Mekkelilerin şehirlerini de fetheden Efendimizin bu kutlu fethinin yıldönümünde dirilişi, direnişi ve fethi doğru bir şekilde anlamak umut ve du­asıyla…

Makaleleriyle huzurlarınıza çıkmamıza vesile olan Değerli Yazarlarımıza teşekkürlerimizi arz ediyor, siz Değerli Okurlarımızı dergimizi ilk kapaktan son kapağa kadar okumaya davet ediyoruz.

408. Sayı Aralık 2016