Allah Her Şeyi Hayır Üzere Yarattıysa, Şeytan Gibi Bir "şer" Odak Neden Var? , Prof. Dr. Ramazan Altıntaş
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Allah Her Şeyi Hayır Üzere Yarattıysa, Şeytan Gibi Bir "şer" Odak Neden Var?

  • 30 Nisan 2026
  • 4 Görüntülenme
  • 521. Sayı / 2026 Mayis



Şeytanın insan ruhu üzerindeki etkisi kaba bir zorlama değil, son derece sofistike bir illüzyon sanatıdır. Onun temel metodu, günahı yalın ve itici haliyle doğrudan teklif etmek değildir. Aksine şeytan, günahı insanın heva ve hevesine uygun düşecek, nefse cazip gelecek estetik bir ambalajla sunar. Kelamcıların "kalbe atılan ilk kıvılcım" (lemne) olarak tanımladığı bu etki, temelini Kur'an'ın ifadesiyle "tezyin" yani çirkin olanı süsleyip sunma sanatından alır.

Şeytanın yaratılış hikmeti, aslında insanın potansiyelini kinetiğe dönüştüren bir "manevi sürtünme kuvveti" olmasıdır. Fizikte sürtünme olmasaydı hareketin kontrolü mümkün olmazdı; manevi âlemde de şer bir odak olmasaydı, hayrın liyakati asla tebarüz edemezdi. Şeytan, bir "elek âleti" vazifesi görerek samimi olan ile olmayanı, iradesini Rahman'a teslim edenle nefsine köle olanı birbirinden ayırır.

"Allah her şeyi hayır üzere ve mükemmel yarattıysa, neden Şeytan gibi bir ?arıza' ve ?kötülük kaynağı' sisteme dahil edildi? Kur'an'da geçen ?insan şeytanları' ifadesi, bugün kitleleri yönlendiren bir takım figürleri mi kastediyor? Şeytanın zararlarından kurtulmak için sadece ?Euzü Besmele' çekmek yeterli mi, yoksa zihinsel bir ?antivirüs' programı mı yazmalıyız?" Bu sorularıma cevap verirseniz memnun olurum.

İnsanlık tarihinin en kadim dramı, varlık sahnesinin perdeleri ilk kez aralandığında mutlak bir sükûtun içinde parlayan o isyan kıvılcımıyla başladı. Bu, sadece basit bir itaatsizlik değil; varlığın özüne ve ilahi hikmete fırlatılmış kor bir oktur. Meleklerin hayret dolu bakışları arasında yükselen "Ben ondan hayırlıyım!" (A'raf, 7/12 ) feryadı, kibrin tarihteki ilk manifestosu ve İblis'in kendi nurunu ebedi bir karanlığa mahkûm ettiği o büyük kırılma noktasıydı. Bugün modern insanın trajedisi, işte bu kadim isyanın dijital ve sosyal mecralarda yeniden üretilen, teknolojiyle zırhlanmış yansımalarından ibarettir.

Etimolojik açıdan bakıldığında "şeytan" kelimesi, İslam düşünce geleneğinde iki temel kökle açıklanır. İlk olarak, Arapça "şe-te-ne" kökünden türeyen şeytan; hakikatten, hayırdan ve ilahi rahmetten "uzak olmak" anlamına gelir. O, sadece fiziksel bir mekândan değil, ontolojik bir rahmet ikliminden kopuşun adıdır. Ayrıca "uzun ve karışık ip" (şetn) kelimesiyle kurulan bağ, onun insanın dosdoğru yolunu dolambaçlı hale getirme ve zihinleri bulandırma stratejisine işaret eder. İkinci olarak, "şâ-ta" köküne dayandırıldığında ise "yanmak, öfkeyle parlamak veya helak olmak" manalarını taşır. Şeytanın özünün ateş (nar) olması ve haset ateşiyle kendi sonunu hazırlaması bu kökle izah edilir. (Bkz. İsfehânî, el-Müfredât, s. 383) Buradaki en kritik nokta, "şeytan" kelimesinin Kur'an terminolojisinde sadece malum varlığın (İblis) adı değil, bir sıfat olmasıdır. Haktan sapan, hayırdan uzaklaşan ve başkalarını da saptırmaya çalışan her azgın ve kibirli varlık ?insan, cin veya başka bir formda olsun? bu sıfatın kapsamına girer. (Bkz. İsfehânî, el-Müfredât, s. 383)

Kur'an-ı Kerim'de İblis ile şeytan arasındaki fark, bir "kimlik" ile o kimliğin büründüğü "karakter" arasındaki fark gibidir. İblis, Âdem'e secde emrine kibriyle direnen ve bu sebeple rahmetten ümidini kesen (iblâs) tarihsel bir şahsiyettir. Şeytanlık ise bu isyanın bir "ahlaki sapma" biçimi olarak kurumsallaşmasıdır. Kelami açıdan İblis tektir ve şer cephesinin kurucu reisidir. Ancak şeytanlık bir eylem biçimi olduğu için Kur'an'da "insan ve cin şeytanları" (En'âm, 6/112) ifadesiyle çoğul olarak zikredilir. Bu durum bize gösterir ki; bir insan İblis olamaz ama kibri, hasedi ve saptırma eylemlerini kuşanarak pekâlâ "şeytanlaşabilir." Dolayısıyla şahsiyet inşası yolunda asıl mesele, tarihsel bir figürü taşlamaktan öte, kendi karakterimizi "şeytan" vasfından koruyarak mutlak ilahi hakikate "yakınlık" (kurbiyet) kazanmaktır.

Şeytanın düşüş hikâyesi, bilginin (ilim) hikmetle birleşemediği her durumun nasıl bir felakete dönüşeceğini açıklar. İblis'in, "Beni ateşten, onu (Âdem'i) ise çamurdan yarattın" (A'raf, 7/12) diyerek sergilediği materyalist üstünlük iddiası, Kelam ilminde "fâsid kıyas" (hatalı karşılaştırma) olarak adlandırılır

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

521. Sayı Mayis 2026