Merhabalar Değerli Okurlarımız: , Ribat Dergisi Editör
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhabalar Değerli Okurlarımız:

  • 30 Nisan 2026
  • 4 Görüntülenme
  • 521. Sayı / 2026 Mayis

Allah'ın yaratmış olduğu varlıklar içerisinde fiillerinin arkasına şuur koyabilme özelliğine sahip tek varlık insandır. İnsan dışındaki hiçbir varlık için söz konusu olmayan bu durum, insana lütfedilen akıl ve irade nimetlerinin doğal bir neticesidir. İnsanın eylemlerinin arkasındaki şuuru çekip aldığınızda, onun fiilleriyle, kendi cinsi dışındaki varlıkların fiilleri arasında hiçbir fark kalmaz. Eylemleri arkasındaki şuuru kaybetme durumu, insanın sahip olduğu konumdan (eşref-i mahlûkat) irtifa kaybetmesine sebep olur. Kendinden önceki vahiyler gibi, Kur'an da bu duruma dikkat çekmiş ve kendisine muhatap aldığı insanlığı şuurlu bir kulluğa davet etmiştir. Kur'an'ın bu daveti ilk nazil olan ayetlerde kendisini göstermektedir.

Malumunuz bugün İslam'ın temel şartları olarak saymış olduğumuz ibadetlerden hiçbiri bugünkü şekliyle Mekke döneminde emredilmemiştir. İlk nazil olan ayetlerde sistematize edilmiş bir ibadet emri de yoktur. Bu durumun tek sebebi Efendimizin çağrısına iman edenlerin azlığı değildir. En önemli sebep, Kur'an'ın amelden önce şuur oluşturma gayesidir. Şuursuz bir ibadetin insanı adam etmeyeceği gerçeğini Kur'an'ın eğitim metodolojisinden çıkarıyoruz. Çünkü ilk inen ayetlerin en önemli vurgusu insanı düşünmeye sevk etmektir. Şuursuz bir şekilde yerine getirilen ibadetlerinde beşeri insan edebilmesi mümkün değildir. Şuursuz ibadetle adam olunamayacağı gerçeğinin en çarpıcı örneklerini ise Medine döneminde türeyen münafıkların kişiliklerinde gözlemliyoruz. Efendimizle müşterek bir hayatı yaşayan, O'nun arkasında saf tutan bu insanlara yaptıkları şuursuz ibadetleri hiçbir fayda sağlamamıştır. Buradan hareketle şu acı neticeye ulaşıyoruz; Arkasında şuuru olmayan ibadetler adet haline geliyor ve ahlak olarak davranışa yansımıyor. Müslümanı itikatta değil, ama amelde münafıklığa sürüklüyor. Adet haline dönüşmüş ibadetler özelde Müslüman bireyi, genel de ise ümmeti sefalete düşmekten kurtaramıyor.

Şuurun ibadet için önemini Üstat Nurettin Topçu ne kadar da güzel ifade ediyor; "İslam yalnız secde halinde değil, secdeye eğilen başımızdadır. Yalnız camide değil, ezan sesleriyle dolan evlerimizdedir. Yalnız Kur'an da değil, onunla nurlanan yüzlerimizdedir. Onu imhaya çalışanlar bilmelidirler ki bu ev yıkılamaz, bu baş koparılamaz, bu yüz yüzlerimizden çalınamaz." Üstadın ifade ettiği gibi bu evin yıkılmaması, bu başın kopmaması ve bu yüzün çalınmaması için ibadetlerimize şuur kazandırmamız gerekiyor. Turistik bir ziyaret haline dönüşmemesi ve hayatımızı müsbet anlamda değiştirip bizleri terbiyeye vesile olması için hac ve umre ibadetlerimize de çok ciddi bir şekilde şuur kazandırmalıyız.

Malumunuz olduğu üzere hac, İslam'ın beş temel şartından biridir ve İslam'ın evrenselliğini yansıtır. Bu ibadet, müminlerin ırk, renk, cinsiyet, dil, ülke ve kültür farkı gözetmeksizin kardeşlik ve eşitlik içinde bir araya gelmesini sağlar. Hac, bembeyaz giysiler içinde ahiretteki mahşeri hatırlatan, aynı kıyafetle toplumsal statü ayrımını ortadan kaldırarak "ben"liği yıkıp "biz"i öne çıkaran; şeytan taşlama, tavaf ve say gibi temsilî görevlerin ifa edildiği bir ibadettir. İhrama girdikten sonra helal olan bazı şeylerin haram kılınmasıyla irade ve sabır eğitiminin yapıldığı, ihlas ve samimiyetin doruk noktasına çıktığı bir ibadettir.

Hac; özel şartlarla, belirli bir vakitte, birtakım ibadetleri yerine getirmek için Allah Teala'nın evini (Kâbe'yi) ve civarındaki belirli kutsal yerleri ziyaret etmektir. Hac, kişinin hem malı ile hem de bedeni ile yaptığı bir ibadettir. Cahiliye Dönemi'nde şirk inançlarıyla bozulmuş olan hac ibadeti, Hz. Muhammed'in (sav) zamanında tevhit esaslarına göre yeniden düzenlenmiştir. Allah Rasulü hicretin onuncu yılında Veda Haccı'nı gerçekleştirdiğinde hac ibadetine dair uygulamaları Müslümanlara öğretmiştir. Yüce Allah "Orada apaçık deliller, İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Gitmeye gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır..." (Al-i İmran, 3/97) buyurmuştur. Hz. Peygamber de "Ey insanlar! Size hac farz kılınmıştır. Haccı eda ediniz." (Müslim, "Hacc", 412) hadisinde haccın İslam'ın temel esaslarından biri olduğunu bildirmiştir. Hac ibadetinin maddi, manevi, bireysel ve toplumsal pek çok yönü bulunmaktadır. Bir taraftan Allah'a (cc), peygamberlere, ahirete iman gibi inanç esaslarını pekiştirirken diğer taraftan Müslüman'ın sabır, kardeşlik, fedakârlık gibi ahlaki özellikleri kazanmasını sağlar. Bu ibadet sayesinde dünyadaki Müslümanlar bir araya gelir, ümmet bilinci oluşur ve Müslümanların dinî aidiyet duygusu gelişir.

Ömürlük bir ibadet olan haccımızın, yenilenmemize ve arınmamıza vesile olan umre ibadetlerimizin daha bilinçli bir şekilde ifasına vesile olması duasıyla bu sayımızda sizlerin huzuruna "Modernizme Karşı Hac ve Umre İbadetimiz" dosyasıyla çıkıyoruz.

Kıymetli yazarlarımıza, bu ayki konumuzu çok farklı yönleriyle ele alan makaleleri için teşekkürlerimizi arz ediyor; siz değerli, vefalı ve hassas okurlarımızı dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

Haziran sayımızda buluşmak duasıyla.

521. Sayı Mayis 2026