Hac İbadetinde Ve Umrede İletişim Etiği , Doç. Dr. Salih Gürbüz
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Misafir Kalem

Doç. Dr. Salih Gürbüz

Hac İbadetinde Ve Umrede İletişim Etiği

  • 30 Nisan 2026
  • 5 Görüntülenme
  • 521. Sayı / 2026 Mayis



Hac ve umre ikliminde asıl odaklanılması gereken iletişim katmanı, bireyin kendi özüyle ve Rabbiyle kurduğu dikey iletişimdir. İletişimsel süreçlerin en derini olan içsel iletişim, kişinin kendi hatalarıyla yüzleşmesi, samimi bir mahcubiyetle geçmişin muhasebesini yapması ve Rabbi ile kurduğu o eşsiz bağın tadına varmasıdır. Bu kutsal topraklar, dış dünyadaki gürültüden ve dijital dünyadan arınarak sessizliğin ve secdenin dilini keşfetme yeridir. Gerçek iletişim, dudaklardan dökülen kelimelerden ziyade kalbin samimiyetinde gizlidir.

Hac ve umre süreci, bireyin iletişimsel yetilerini ahlaki bir süzgeçten geçirerek hem topluma hem de kendisine karşı daha duyarlı, daha mütevazı ve daha kâmil bir insan olma yolundaki en büyük dönüşüm yolculuğudur. Bu yolculukta ulaşılan son nokta, kişinin kendi varlığını aşarak mutlak hakikate yönelmesi ve Allah'ın huzurunda olmanın verdiği o tarifsiz iletişim lezzetine erişmesidir.

Hac ve Umre ibadetleri, küresel ölçekte eşine rastlanmayan bir kültürel çeşitliliğin aynı zaman ve mekân düzleminde kesiştiği, makro düzeyde bir kültürlerarası iletişim ekosistemidir. Bu kutsal yolculuk, bireyin sadece fiziksel bir mekân değişikliği yapması değil, aynı zamanda hem dış dünyayla hem de kendi içsel benliğiyle kurduğu iletişimi yeniden yapılandırdığı bilişsel ve ruhsal bir süreçtir. İslam kardeşliği, bu süreçte iletişimin ontolojik zeminini oluşturur. Kültürlerarası iletişim literatüründe Edward Hall tarafından kavramsallaştırılan yüksek ve düşük bağlamlı iletişim biçimleri, bu mekânlarda iç içe geçer. Farklı coğrafyalardan gelen bireylerin selamlaşma biçimlerinden mekân kullanım alışkanlıklarına kadar sergilediği çeşitlilik, bir çatışma unsuru değil, zengin bir sembolik etkileşim deneyimi olarak kabul edilmelidir. Ortak bir inanç dairesinde buluşan milyonlarca insanın bu heterojen yapısı, ancak hoşgörü temelli bir iletişim diliyle uyumlu bir bütünlüğe dönüşebilir.

İletişim literatürü bağlamında ele alındığında, bu kutsal mekânlardaki sosyal etkileşimlerde gürültü faktörünü minimize etmek ve anlam birliğini sağlamak için diğerkâmlık ilkesi hayati önem taşır. Claude Shannon ve Warren Weaver'ın doğrusal iletişim modelinde belirttikleri fiziksel ve psikolojik gürültü, kutsal mekânlardaki kalabalık ve kültürel farklılıklar nedeniyle yoğunlaşabilir. Başkalarının kusurlarını örtmek ve ayıplarını görmezden gelmek, aslında bu iletişimsel gürültüyü filtreleyen ve toplumsal barışı tesis eden ahlaki bir kod görevi görür

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

521. Sayı Mayis 2026