Lübnan'a Yönelik Siyonist Tehdit , Ahmet Varol
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

Lübnan'a Yönelik Siyonist Tehdit

  • 30 Nisan 2026
  • 5 Görüntülenme
  • 521. Sayı / 2026 Mayis



28 Şubat 2026 tarihinde siyonist işgal rejiminin ABD ile birlikte İran'a yönelik saldırılar başlatmasının ardından işgal güçlerinin Lübnan'a yönelik saldırılarında da büyük çapta artış gerçekleşti. İşgal hükümeti Lübnan'a karadan da geniş çaplı saldırı başlatmak amacıyla binlerce yedek askerini göreve çağırdı. Dünya kamuoyunun dikkatinin büyük ölçüde İran'a yönelik savaşa odaklanmasını da fırsat olarak değerlendiren işgalci siyonistler Lübnan'a hem karadan hem de havadan yoğun saldırılar düzenleyerek binden fazla insanı katletti, binlercesini yaraladı, bir milyondan fazla insanı da evlerini terk etmeye zorladılar.

İşgalci siyonistlerin Lübnan'a yönelik yayılmacı politikalarının ve planlarının başarılı olması tehdidin Suriye'ye doğru ilerlemesi anlamına gelecektir. Siyonist işgal rejiminin yayılmacı politikasının sadece Lübnan ve Suriye için değil, Türkiye dahil olmak üzere tüm bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu unutmamak gerekir.

Ribat dergisinin Temmuz 2024 sayısında yayınlanan "Ortadoğu Denkleminde Lübnan'ın Yeri" başlıklı yazımızda bu ülkenin yaşadığı sorunun ve krizin tarihsel ve stratejik arka planı hakkında bilgi vermiştik. Aynı bilgileri burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Bugün yaşananların tarihsel arka planı ve stratejik boyutu ile ilgili tespitlerimizi hatırlamak isteyenlere o yazımızı bir kez daha gözden geçirmelerini öneririz.

Ancak görüldüğü üzere Lübnan son dönemde yine siyonist işgal rejiminin saldırgan tutumundan kaynaklanan önemli sıkıntılara ve tecavüzlere sahne olmaktadır.

7 Ekim 2023'te Gazze'deki direnişin, siyonist işgali reddetmesi sebebiyle gerçekleştirdiği Aksa Tufanı eyleminin ardından ABD ve Avrupa'nın desteğiyle Gazze'ye yönelik gerçekleştirilen soykırım savaşı karşısında, Lübnan'daki direnişin Filistin halkına destek vermesi üzerine siyonist işgal rejimi bir yandan da bu ülkeye yönelik saldırılar başlattı.

Siyonist işgal rejimi Lübnan'a yönelik savaşında da aynen Gazze'de yaptığı gibi soykırımcı ve insanlık dışı yöntemlere başvurdu. Büyük çapta can kaybına yol açabilmek için özellikle sosyal hizmetlerin verildiği birtakım kurumlara ve merkezlere kasıtlı saldırılar düzenledi. Bu tür saldırılarında da aynen Gazze'de yaptığı gibi buraların Hizbullah'ın askeri kanadı ve onunla ittifak halinde oldukları ileri sürülen silahlı güçler tarafından askeri amaçlarla kullanıldığını ileri sürdü. Oysa Gazze'de olduğu gibi Lübnan'daki saldırılarıyla ilgili kullandığı gerekçeler de tamamen çarpıtma ve kamuoyunu yanıltma amaçlı asılsız iddialardan oluşuyordu. Zarar görenlerin de büyük çoğunluğunu savunmasız siviller oluşturuyordu.

Siyonist işgal güçleri, Lübnan'a yönelik saldırılarında da ABD'nin temin ettiği imkân ve araçlardan yararlandı. Zaten bu ülkeye bu derece yoğun saldırılar gerçekleştirmesi için yeşil ışık yakanın ve ihtiyaç duyduğu her şeyi temin edenin ABD olduğu konusunda hiçbir şüpheye mahal yoktu.

İşgal rejimi Lübnan'da 17 Eylül 2024 tarihinde, ağırlıklı olarak Hizbullah mensuplarının hedef alındığı bir siber saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırıda içlerine önceden patlayıcı yerleştirilen çağrı cihazları uzaktan gönderilen sinyallerle patlatıldı. Bu olayda en az 42 kişi öldürüldü, üç bine yakın insan da yaralandı. Ancak bu olayda patlatılan çağrı cihazlarını kullananlar sadece Hizbullah mensupları değildi. İşleri gereği bu cihazları kullanan onlarca kişi vardı. Ayrıca cihazları taşıyanların çevresinde bulunanlar da patlatmalardan doğrudan etkilendiklerinden ölenlerin bazılarını yaralananların da büyük çoğunluğunu siviller oluşturuyordu. Bunların içinde söz konusu cihazları kullananların aile bireyleri, eşleri ve çocukları da vardı.

Bu saldırıda kullanılan cihazlar Lübnan'a kısa adı BAC olan Macaristan merkezli bir firma tarafından temin edilmişti. Ancak marka sahibi Tayvan merkezli Gold Apollo isimli firmaydı. Bu firma kendisinin lisansı BAC'a verdiğini ileri sürerek suçu üzerinden atmaya çalışırken, BAC isimli firma da kendilerinin sadece aracılık ettiklerini, üretimini yapmadıklarını iddia ederek sorumluluk yüklenmekten kaçındı

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

521. Sayı Mayis 2026