Yanlış Hesaplara Dayanan Savaş Stratejisi , Ahmet Varol
Sayı : 520   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İslam Aleminden

Ahmet Varol

Yanlış Hesaplara Dayanan Savaş Stratejisi

  • 03 Nisan 2026
  • 7 Görüntülenme
  • 520. Sayı / 2026 Nisan



Savaş her ne kadar İran açısından ciddi sarsıntıya yol açtıysa da diğer taraftan ABD ve siyonist işgal rejiminin de güçlü bir strateji yürütemediğini, önemli hesap hataları yaptığını ve yanılgılara düştüğünü ortaya koymuştur. Ancak önemli olan bir savaşın sonlandırılması değil tüm İslam âlemi açısından ciddi bir risk oluşturan tehdit unsurunun yani siyonist işgalin ortadan kaldırılmasıdır.

28 Şubat 2026 sabahı, ABD ve siyonist işgal rejiminin İran'da, özellikle başta dini lider Ali Hamaney olmak üzere devletin üst düzeydeki yetkililerinin, ailelerinin ve yakın çevrelerinin hedef alınmasıyla başlayan saldırı sadece bölgeyi değil bütün dünyayı etkiledi.

Biz bu savaşın tarihsel arka planı ve ABD ile siyonist işgal rejimini böyle bir savaşa hazırlayan süreç hakkında aylık Vuslat dergisinin Nisan sayısı için yazdığımız yazıda ayrıntılı bilgi verdiğimizden burada aynı şeyleri tekrar etmeyerek daha çok güncel boyutu, hesaplananlar, beklenenler ve bizim bu yazıyı hazırladığımız tarihe kadarki 24 günlük süre içinde elde edilenler hakkında bilgi vermeye çalışacağız. Savaşın güncel boyutunu Ribat dergisi için yazacağım yazıda ele alacağımı söz konusu yazıda da belirtmiştim.

Bilindiği üzere İran'da ekonomik sıkıntılar ve enflasyon yüzünden halk ayaklanmalarının patlak vermesi ABD'nin bu ülkeyi sıkıştırması için bir gerekçe olarak kullanıldı. Oysa aşağı yukarı aynı tarihlerde ABD'nin göçmenlere yönelik ayrımcı politikaları yüzünden de bu ülkede kitlesel eylemler ve kalabalık gösteriler düzenleniyor ama kimse ABD yönetimini ayrımcı, baskıcı politikaları yüzünden sorgulamıyordu. Bunda tabii ABD'nin bütün dünyaya hükmettiği ve onun sorgulanamayacağı ön yargısının, siyasi, askeri ve ekonomik tehdit gücünün önemli bir etkisinin olduğu biliniyor.

ABD ve İsrail işgal rejiminin beklentisi İran'daki halk eylemlerinin ülke çapında büyük bir ayaklanmaya dönüşmesi ve bu yüzden hâkim sistemin devrilmesi, yerini kendileriyle iş birliğine açık yeni bir yönetimin almasıydı. Hatta devrik şah rejimin mirasçısı olduğunu düşünen "Veliaht Rıza Pehlevi" ortalıkta görünmeye ve kendini uluslararası gündeme sokmak için ses getireceğini umduğu açıklamalar yapmaya başlamıştı.

Olayların devam ettiği haftalarda ABD yönetimi bir yandan İran yönetimini, göstericilere karşı şiddet uygulamaması için uyarırken, müdahale edebileceği yönünde tehditlerde bulunurken, bir yandan da hadiseleri bazı stratejik hesapları devreye sokmanın aracı olarak kullanabilmek için diplomatik görüşmelerin kapısını açmaya çalıştı.

Diplomatik görüşmelerin başlatılması yönünde çalışmaların devam ettiği süre içinde İran'daki kitlesel eylemlerin tansiyonu düştü. Dolayısıyla ABD'nin İran'a karşı kullanmak istediği baskı aracı etkisini kaybetmeye başlamış oldu. Buna rağmen yine de Umman'ın başkenti Maskat'ta dolaylı görüşmeler başlatıldı. Gündem de bu kez İran'ın yaşadığı sosyal olaylardan, nükleer teknolojinin kullanılmasına doğru kaydırıldı.

Görüşmelerin bu konuya kaydırılması ve nükleer teknolojinin kullanılması konusunda yıllardan beri kopuk olan diplomatik görüşmeler sürecinin yeniden başlatılması İran'ın da işine geliyordu. Çünkü bu yüzden uygulanan ambargo İran ekonomisini ciddi şekilde yıpratmıştı. Zaten kitlesel eylemlere sebep olan ekonomik gerilemenin ve enflasyonun önemli sebeplerinden biri bu ambargoydu.

Görüşmeler daha sonra Cenevre'ye kaydırıldı. Ancak tarafların ayrı ayrı yaptığı açıklamalarda tenakuz olması dikkat çekiyordu. İran adına yapılan açıklamalarda olumlu gelişmeler olduğunun iddia edilmesine rağmen ABD Başkanı Trump, hiçbir konuda uzlaşma sağlanamadığını iddia ediyordu. Bir yandan da İran'ın anlaşmaya yanaşmaması durumunda askeri operasyonu tercih edebilecekleri yönünde çok net açıklamalar yapmaktan da çekinmiyordu

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

520. Sayı Nisan 2026