İslam'da Ekonominin İlkeleri Ve Para , Mehmet Toker
Sayı : 517   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Umran

Mehmet Toker

İslam'da Ekonominin İlkeleri Ve Para

  • 31 Aralık 2025
  • 352 Görüntülenme
  • 517. Sayı / 2026 Ocak



İslam, sadece ibadetlerden müteşekkil bir din değildir. Hayata dair her şey dinin kapsama alanındadır. Ve İslam, laisizme inananların görmek istediği gibi sadece Allah ile kul arasında olan ve bu dikey ilişkiyi düzenleyen bir din değildir. İslam, yatay düzlemde insanlar arasındaki ilişkileri de düzenleyen bir hayat dinidir. Ekonomik ilişkiler, ticaret, borçlanma, kira, hibe, vb. konularda hayatın içinden insanlar arasında vuku bulan konular olduğu için İslam'ın kapsama alanındadır.

İslam dininde para bir amaç değil, insanın dünya hayatında onurlu ve izzeti ile yaşayabilmesi, Allah'ın yeryüzüne dağıttığı helal ve temiz olan rızkına erişebilmesi için bir araçtır. İslâm hayatın diğer alanlarında olduğu gibi ekonomide de insanı merkeze almış hakkı ve adaleti öncelemiştir. Alışverişte iffetli/dürüst olmayı, hile yapmamayı, kandırmamayı emreder. Ölçü ve tartıda hile yapanlarla, kendi çıkarı için adaletten şaşanları zemmeder.

İslam dininde din işi, dünya işi diye laikçe bir ayrım söz konusu değildir. Dünyevi olarak görülen her konu aynı zamanda dinin konusudur. Ekonomik konular ve para da İslam'ın konusudur. İslam Dini ekonomik olarak sınırları belirlenmiş, adı konulmuş bir ekonomi modeli ve sistemi dayatmaz. İslam Dininde günümüzde ekonomi modelleri olarak sunulan kapitalizmden de sosyalizmden de daha üst bir ekonomi anlayışı söz konusudur. Dolayısıyla ekonominin temel argümanı olan paraya da bakışı kendisine özgüdür. Hakkı gözeten haklıdan yana tavır koyan, helal ve temiz bir ekonomi anlayışını tavsiye eder. Hiçbir ekonomik sistemde olmayan sadaka ve zekâtı ibadet olarak telakki eder ve emreder.

Ademoğlunun kendi çıkar ve menfaatlerini gözeterek geliştirmiş olduğu ekonomik sistemler, paranın kullanımı ve dolaşımı ile alakalı sınıfsal ayrımlar, tekelleşme, haksız kazanç vb. toplum dengesini bozacak para merkezli uygulamalar ortaya koyarken veya tam tersi insanı yok sayan, bireyselciliği, kişisel mülkiyeti ortadan kaldıran devletçi uygulamaları ile ön plana çıkarken; İslam, insan merkezli bir ekonomi anlayışını tavsiye etmiş ve paranın ister bireysel ister kamusal açıdan tekelleşmesini önleyecek uygulamaları ortaya koymuştur. İslam, ekonomi anlayışında var olan bireysel teşebbüsler, özel mülkiyet, ticaret, sanat, murabaha/kar etme esasına dayalı serbest piyasa ekonomisi gibi hususlar kapitalist ekonomide de olan hususlardır. İslam hem bireylerin hem toplumun korunması açısından; haksız kazançla mücadele, zengin-fakir kesimler arasındaki uçuruma son verme, faizin tefeciliğin, karaborsa ve ihtikarın haram kılınması, karaborsacılığın yasaklanması, gerektiğinde devletin fiyatlara narh koyması gibi uygulamalar; sözde de olsa sosyalizmde ön plana çıkan ekonomik anlayışta da var kabul edilebilir.

Faiz sömürüsü, aldatma veya aldanmayı netice veren ve haksız kazanç sağlayan ekonomik dengeyi bozan paranın tekelleşmesine sebep olan uygulamalar, İslam'ın ekonomi anlayışında kesin bir dille yasaklanarak suç/günah sayılmıştır. İslam, evrensel bir din olması hasebiyle ekonomi anlayışı; hukuki ve ahlaki ilkeler bazında değerlendirilmiş, ilkelerin dışına çıkılmadığı müddetçe, uygulanacak ekonomik detaylar zamanın ve toplumların şartlarına bırakılmıştır.

İslam, sadece ibadetlerden müteşekkil bir din değildir. Hayata dair her şey dinin kapsama alanındadır. Ve İslam, laisizme inananların görmek istediği gibi sadece Allah ile kul arasında olan ve bu dikey ilişkiyi düzenleyen bir din değildir. İslam, yatay düzlemde insanlar arasındaki ilişkileri de düzenleyen bir hayat dinidir. Ekonomik ilişkiler, ticaret, borçlanma, kira, hibe, vb. konularda hayatın içinden insanlar arasında vuku bulan konular olduğu için İslam'ın kapsama alanındadır.

İslam, paranın kullanımı ve ekonominin yönü ile alakalı ahlaki ilkeler koyar

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

517. Sayı Ocak 2026