Orucun Bireysel Ve Sosyal Hayata Dokunuşları , Ramazan Kayacık
Sayı : 518   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hedef Noktası

Ramazan Kayacık

Orucun Bireysel Ve Sosyal Hayata Dokunuşları

  • 31 Ocak 2026
  • 4 Görüntülenme
  • 518. Sayı / 2026 Åžubat



Ramazan ayının merkezini oluşturan oruç ibadeti, insanı aç bırakmak için değil; bu ayda ona farkındalık kazandırarak daha iyiye ve daha doğruya yönlendirmek, insanı dönüştürmek için vardır. Oruç yalnızca bireysel bir ibadet değildir; toplumu besleyen, güçlü bir ahlâk ve irade kazandıran, ahlâklı bireyler ve güçlü toplumlar inşa eden; insanın dilini, elini, kalbini ve davranışlarını terbiye eden ilahî bir eğitim sürecidir.

Şekil olarak orucu biz tutarız; niyet ederiz, yeme ve içmeden uzak dururuz. Ancak aslında oruç, insanı kuşatır ve dönüştürür. Takva üzere tutulan oruç; arzularının esiri olmaya meyilli insanı bu esaretten kurtaran, davranışlarına ölçü kazandıran ve hayata denge getiren manevi bir eğitim sürecidir. Ramazan'da kazanılan değerler Ramazan'dan sonra da sürerse, oruç amacına ulaşmış demektir.

Ramazan ayının gelişiyle Müslümanların evinde hayatın temposu değişmeye başlar. Sofralar sadeleşir, saatler yeniden düzenlenir, günlük alışkanlıklar yavaşlar. Bu değişim yalnızca dış dünyada değil, Müslüman insanın iç âleminde de derinden hissedilir. Ramazan, bireyi ve toplumu etkileyen; insanı kendisiyle ve hayatla yeniden yüzleştiren özel bir zaman dilimidir.

Ramazan ayının merkezini oluşturan oruç ibadeti, insanı aç bırakmak için değil; bu ayda ona farkındalık kazandırarak daha iyiye ve daha doğruya yönlendirmek, insanı dönüştürmek için vardır. Oruç yalnızca bireysel bir ibadet değildir; toplumu besleyen, güçlü bir ahlâk ve irade kazandıran, ahlâklı bireyler ve güçlü toplumlar inşa eden; insanın dilini, elini, kalbini ve davranışlarını terbiye eden ilahî bir eğitim sürecidir.

İnsan, gün boyunca en temel ihtiyaçlardan bile isteyerek ve bilinçli olarak uzak durabildiğinde iradesinin gücünü yeniden fark eder. Açlık ve susuzluk sadece bedeni değil; sabrı, tahammülü ve öz denetimi de eğitir. Bu süreci bilinçle yaşayan kişi, öfkesini dizginlemeyi, kırıcı sözlerden kaçınmayı ve ölçülü davranmayı öğrenir. Böylece oruç, insanın karakterine dokunan bir iç dönüşüm başlatır; sabırsızlık yerini sükûnete, tepkisellik yerini bilinçli bir duruşa bırakır.

Gerçek oruç yalnızca mideyle sınırlı değildir; gözün, elin, dilin ve kalbin de bu ibadete dâhil edilmesi gerekir. Bu nedenle orucun etkisi sadece bireyin iç dünyasında değil, sosyal ilişkilerinde de açıkça görülmelidir. Oruç, bireyin Allah ile bağını güçlendirirken toplumsal duyarlılığı da artıran bir ibadettir. Aksi hâlde ibadet şeklen yerine getirilmiş olsa da beklenen takva ve ahlâkî değişim gerçekleşmez.

Oruçta herkes eşittir; çünkü zengin de açtır, fakir de. Gün boyunca makamlar, unvanlar ve sahip olunan imkânlar önemini yitirir

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

518. Sayı Şubat 2026