Sayı : 527   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Emsalü'l-Kur'an

Prof. Dr. Ali Akpınar

Yenilenme Vakti Gelmedi Mi?

  • 31 Ekim 2026
  • 12 Görüntülenme
  • 527. Sayı / 2026 Kasım



İnsan ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır. Onun bedeninin hava, su ve diğer gıdalar başta olmak üzere sürekli, düzenli ve dengeli beslenmeye ihtiyacı olduğu gibi; ruhun da devamlı, düzenli ve dengeli beslenmeye ihtiyacı vardır. Ruhun en temel gıdası ise vahiydir. Onun, bir adı da Zikrullah olan Kur'an ayetleriyle beslenmeye, dolmaya ihtiyacı vardır. Onu okuma, anlama ve yaşamakla ruh doyuma, huzur ve itminana erişecektir.

Vahye ara verilirse, uzak kalınırsa kalpler katılaşır. Dünyevileşme başlar. Tul-i emel girdabında kendini kaybetme başlar. Kaymalar, sapmalar, yoldan çıkmalar başlar. Onun için sürekli vahiyle irtibatlı olmak gerekir. Vahiyle yenilenmek gerekir. Her bir ayeti yeniden iniyormuş gibi dile, gönle ve hayata indirmek gerekir. Vahiyle heyecanları tazelemek gerekir.

أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنْ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمْ الْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ فَاسِقُونَ

"İnananların gönüllerinin Allah'ın zikri ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mı? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden üzün zaman geçti de kalpleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir." (Hadîd, 57/16)

Ayetin münafıklar, Kitap ehli hakkında indiği söylendiği gibi, dünyevileşen müminler hakkında indiği de söylenmiştir.

Rasûlullah'ın ashabı, Mekke'de çektikleri sıkıntıdan sonra hicretle Medine-i Münevvere'ye gelip orada biraz rahata kavuşunca daha önce yapmakta oldukları bazı ibadetlerde gevşemeye başladılar, mizah ve eğlenceye daldılar da bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu. Başka bir rivayette bazı Müslümanlar benzer manadaki ayetleri tekrar tekrar dinlemekten usanıp Peygamberimize bize başka yeni şeyler anlatsan diyecek oldular, bu ayetle uyarıldılar.

Tâbiûn büyüklerinden Hasen Basri şöyle derdi: "Vallahi bu ayet, namaz kılıp oruç tutan, salih ameller işleyen ashâb hakkında indi. Yüce Allah, onlardan kulluk kalitelerini artırmalarını istedi. Onlar da bu uyarıyı dikkate alıp kendilerine çeki düzen verdiler." İbn Ömer, bu ayeti okur sonra "Evet geldi Rabbim" der ve ağlardı. Halbuki, Peygamberimizin sünnetine bağlılığı ile meşhur olmuş olan İbn Ömer, muhacirlerdendi. Zira o, Peygamberliğin üçüncü yılında Mekke'de doğmuş, babası Hz. Ömer ile birlikte Müslüman olmuş ve yine onunla beraber hicret etmişti. Yaşı küçük olduğu için Bedir ve Uhud'a katılamasa da on beş yaşlarında Hendek savaşına katılmış, ondan sonra da cihâd meydanlarından hiç geri kalmamıştı. Rıdvân beyatinde, Mekke fethinde bulundu. Daha sonra da pek çok fetihlere iştirak etti. Hatta Ebu Eyyüb el-Ensârî ile beraber İstanbul surlarına kadar gelen İslam ordusunda o da vardı. Kendisi peygamberimizden en fazla hadis rivayet eden yedi seçkin sahabenin içerisinde ikinci olarak yer aldı. Yine Medine'de ilmî konularda otorite olan dört Abdullah (Abâdile) dan biri de odur. Fitne hadiselerine bulaşmamış, seksen beş senelik ömründe altmış seneden fazla bir süre fetva vermeye devam etmiştir. Zengin olduğu halde son derece cömert ve mütevazı bir hayat yaşamıştır. Kendisine teklif edilen valilik, kadılık ve hatta hilfafet görevlerinden hep uzak durmuştur. (Bkz. Abdullah b. Ömer, DİA, I, 126-128) Özetle söyleyecek olursak o, ayetin uyardığı dünyevileşerek zikrullahtan uzaklaşan biri değildi. Ama o bu ayeti okudukça ağlar, ayeti kendi üzerine indirir ve ondan nasiplenmeye gayret ederdi.

Evet, insan ruh ve bedenden müteşekkil bir varlıktır. Onun bedeninin hava, su ve diğer gıdalar başta olmak üzere sürekli, düzenli ve dengeli beslenmeye ihtiyacı olduğu gibi; ruhun da devamlı, düzenli ve dengeli beslenmeye ihtiyacı vardır

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

527. Sayı Kasım 2026