Sayı : 527   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Yaşama(ya) Dair

Kadir Demirlenk

BAŞARI ve BEĞENİ ile İMTİHANIMIZ

  • 31 Ekim 2026
  • 12 Görüntülenme
  • 527. Sayı / 2026 Kasım



Sahip olduğumuz bütün nimetlerde olduğu gibi herhangi bir şeye gayret ederek ve çaba sarf ederek sahip olmak, bir işi başarmak da Allah'ın bir lütfudur, ikramıdır. Bizlere verdiği irade kullanılarak O'nun izni ve takdiri ile gerçekleşmektedir.

 

 

Sosyal medyada bilmediği ve tanımadığı kimseler tarafından sanal olarak beğenilme istek ve arzusu insanın kendisini basitleştirme ve değersizleştirmesinden başka bir şey değildir. Sosyal medyada ve sanal dünyada beğenilmek ve başarılı olmak için, reyting uğruna, kazanma adına hiçbir kutsal ve kural tanımadan, hak hukuk gözetmeden programlar yapılabilmekte ve içerikler üretilebilmektedir.

 

 

 

Kur'an'da insan anlatılırken onun çift karakterli yapısına işaret edilmektedir. İnsanın bu durumu onu hayra ya da şerre yöneltmektedir. İnsanı hayra yöneten özellikleri takdir edilip övülürken şerre yönelten özellikleri yerilmekte ve insanlar bu özelliklerinden sakındırılmaktadır. Hayra yönelten özellikleri rahmani ve meleki olarak vasıflandırılırken şerre yöneltilen özellikleri nefsani ve şeytani olarak vasıflandırılmaktadır.

İblis’le meleklerin Hz. Âdem’in yaratılışındaki tavırları bu öğretinin (başarı ve beğeni) temellerini oluşturmaktadır. Melekler bütün bilgilerin, başarının, övgünün Allah'a ait olduğunu itiraf edip Yüce Yaratıcıyı takdir ve takdis etmişlerdir. “Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alîm ve hakîm olan ancak sensin, dediler.” (Bakara, 2/32) Şeytan ise yaratıcısının nimetlerine karşı nankörlük yaparak kendine verilen nimetleri görmezden gelmiş ve “ben ondan daha hayırlıyım” (Sad, 38/76) diyerek kendini beğenme yolunu tercih ederek Rabbine isyan etmiştir. “İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.” (Sad, 38/76)

 

Hz. Âdem ve şeytanla başlayıp, Habil ve Kabil ile devam eden sonrasında da diğer peygamberler ve kavimlerin ileri gelenleri ile devam eden hak batıl mücadelesinde karşı karşıya gelmelerinin temelinde bu nefsani ve şeytani özellikler bulunmaktadır. Bu ego, bencillik, kibir, haset gibi insanı Rabbine ve onun nimetlerine karşı gelmeye sevk eden özellikler Kur'an'da ve Hz. Peygamber’in hadislerinde hep yerilmiş müminler bu hususlarda uyarılmışlardır.

“Çünkü Allah, kendini beğenen ve çokça övünüp duran kimseleri kesinlikle sevmez.” (Nisa, 4/36)

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!” (İsrâ, 17/27)

"Kibirlenerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, kibirle kasılan, kendini beğenmiş, çokça övünüp duran hiç kimseyi sevmez." (Lokman, 31/18)

"Üç şey helâk edicidir: İtaat edilen cimrilik, peşine düşülen nefsanî istekler ve kişinin kendini beğenmesi." (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 5448)

"Şayet hiç günah işlemiyor olsaydığınız, sizin için günah işlemekten daha büyük bir tehlikeden korkardım: Ucubdan (Kendini beğenme) sakının, ucubdan sakının!" (Bezzâr, el-Müsned, 6936)

"Kişinin Allah'tan korkması ilim olarak yeter. Kişinin kendini beğenmesi cahillik olarak yeter." (Beyhakî, Şuabü'l-İman, 2/204)

“Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez. Sahâbînin biri: İnsan elbise ve ayakkabısının güzel olmasını arzu eder, deyince şunları söyledi: Allah güzeldir, güzeli sever. Kibir ise hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.” (Müslim, “Îmân”, 147)

“Vaktiyle kendini beğenmiş bir adam güzel elbisesini giymiş, saçını taramış, çalım satarak yürüyordu. Allah Teâlâ onu yerin dibine geçiriverdi. O şahıs kıyamete kadar debelenerek yerin dibini boylamaya devam edecektir.” (Buhârî, “Enbiyâ”, 54, “Libâs”, 5)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

527. Sayı Kasım 2026