Bir insanın başarısını; (Allah’tan değil de) onun kendi aklı, zekâsı, gücü ve kuvveti ile olduğunu kabul etmek, onu aşırı bir şekilde övüp alkışlamak; o kişiyi firavunlaştırmaktır. Firavunu, firavunlaştıranlar; Onun etrafını saran, her yaptığını sahte gülücüklerle alkışlayıp doğru ve çok güzel yaptığını söyleyen (önemli makamlara getirilmiş) dalkavuk hamanlardır. Haksız kazançla zenginleşen kibirli, şımarık, acımasız, mütref karunlardır.
Bir yerde liyakatten, haktan, adaletten ve istişareden ayrılarak firavunlaşmış bir yönetici varsa; orada mutlaka zulmün başaktör yardımcıları karunlar, hamanlar ve belamlar da vardır. Firavun olmasa; onlar da olmaz. Onlar olmasa; firavun da olmaz.
Her iş Allah’ın elinde… Başarı da… Çünkü “O’nun bilgisi olmadan bir yaprak bile (dalından) düşmez.” (En’am, 6/59)
Gücün ve kuvvetin sahibi O. Bilen O, bildiren O. Yaratan ve yaşatan O. Kulları, O’nun lütfettiği kadar anlayış, kavrayış, bilgi, yetenek, güç ve kuvvet sahibi olabilir, O’nun izin verdiği kadar akıllarını ve iradelerini kullanabilirler. O’nun dilediği kadar başarılı olurlar.
“Lâ havle ve lâ kuvvete illa billâh.” (Allah’tan başka eviren, çeviren, hareket ettiren, yürüten hiçbir güç ve kuvvet sahibi yoktur.) cümlesinde özetleniyor anlatmak istediğimiz.
İnsana düşen; çalışıp, gayret ettikten sonra dua edip Allah’tan hayırlısını istemektir.
O, dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltır. Dilediğine verir, dilediğinden alır. Dilediğine kolaylaştırır, dilediğine zorlaştırır. Dilediğine meleklerini yardımcı olarak gönderir, dilediğine rüzgârı… Dilediğine sürü sürü ebabilleri gönderir… O’nun her şeye gücü yeter.
“Eğer Allah size yardım ederse, size galip (üstün gelecek, yenecek, egemen olacak hiç kimse) olamaz. Eğer sizi yardımsız (yüzüstü) bırakırsa; O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler, sadece Allah’a tevekkül etsinler (Güvensinler, dayanıp bağlansınlar).” (Al-i İmran, 3/160)
Çalışma, gayret ve çaba olacak elbet. Allah, insanlara çalıştıklarının karşılığını verir. “Doğrusu insana da kendi (emek ve) çabasından başka karşılık yoktur.” (Necm, 53/39)
Ancak Allah’ın izin vermediği hiçbir iş başarıya ulaşmaz. O’nun, olmasını dilediği işi de kimse engelleyemez.
Yaratan’ı unutarak; kendi gücüne, bilgisine ve yeteneğine güvenip: “Ben şunu yapacağım, bunu yapacağım.” diyenleri kınıyor Yaratan: “Hiçbir iş hakkında; Bunu yarın yapacağım, deme. Ancak: İnşallah (Allah dilerse, yapacağım, de). Unuttuğun zaman Rabbini an ve de ki: Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip iletir.” (Kehf, 18/23, 24) buyuruyor.
“Ben yaptım, ben ettim, benim başarım.” diyenleri de kınıyor. Onların, bu davranışlarının şirk ve küfür olduğunu bildiriyor.
“Eğer Allah, sana bir zarar dokundurursa; onu, yine ondan başka giderecek yoktur ve eğer sana bir hayır dilerse; O’nun iyiliğini geri çevirecek de yoktur.” (Yunus, 10/107; Enam, 6/17)
“De ki: Size bir kötülük dilerse sizi Allah'tan (kim) koruyacak? Veya size bir rahmet dilerse (buna engel olacak) kimdir? Onlar, Allah'tan başka bir veli (sahip, dost ve yardımcı) bulamazlar.” (Ahzab, 33/17)
“Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz (bir şey yapmayı) dileyemezsiniz.” (Tekvir, 81/29)
Çiftçi, üzerine düşeni, yaptıktan sonra gerisi Allah’a kalmıştır. Her iş böyle… O isterse sevindirerek sınar kulunu; isterse üzerek sınar.
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

















