Sayı : 527   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Umran

Mehmet Toker

Modern Çağın Putları: Başarı Ve Beğeni

  • 31 Ekim 2026
  • 187 Görüntülenme
  • 527. Sayı / 2026 Kasım



Bugün bürokraside, siyasette, ticarette, memuriyette kısacası ictimaî hayatta yüz yüze kaldığımız tablonun belirleyici ve hâkim gücü maalesef başarı putudur. Başarının putlaştırılmasıdır. Rekabet belirli bir noktaya kadar güzeldir ama merhametle beraber yol yürürse. Ancak modern dönemde rekabet husumetle beraber yol yürüyor.  Siyasi, ticari, ictimaî rekabet düşmanlığa, karşıdakini yok etmeye dönüşüyor. Rekabet, ülfetle, muhabbetle, merhametle beraber yürütülmesi gerekirken husumetle beraber yürütülüyor. Çünkü istatistikler, algoritmalar, yüzdelikler, rakamlar dünyasında; ülfet, muhabbet, merhamet gibi değerlere asla yer yok.

Başarı ve Beğeni Putuna kulluktan kurtulalım. "Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz." (Ankebut, 29/57) ve "Âdemoğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncü bir vadi daha arzu eder. Âdemoğlunun karnını/gözünü ancak toprak doyurur/doldurur. Allah tevbe eden kimsenin tevbesini kabul eder." (Müslim, Zekât, 116)

Algoritmaların, takipçi kalabalığının, sayıların, rakamların, istatistiklerin yücelttiği başarı putunu kırmak için de bir panzehir elbette var: "Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı. Hayır! Yakında anlayacaksınız! Hayır hayır! Elbette yakında anlayacaksınız. Hayır! Keşke kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız!"

İçerisinde yaşamakta olduğumuz "modern! dönem" insanlığı adaletten ve hakikatten uzaklaştırarak tek bir hedefe kanalize etti. Başarı. Başarmak zorundasın! Günümüz dünyasında başarı ve beğeni (takdir edilme/onaylanma arzusu), modern insanın anlam arayışını dolduran yeni nesil seküler putlar (ilahlar) haline getirildi. Geleneksel dönemlerde kutsal sayılan değerlerin yerini, modern ve dijital çağda maddi başarı, statü ve sosyal medya etkileşimleri aldı maalesef. Başarıya giden, hedefe ulaştıran yolda her şey mübah görüldü. Modern dünya! bireyi sürekli yarışmaya, kazanmaya, savaşmaya ve her şeyin en iyisi olmaya, en zirve olmaya zorladı. Günümüz toplumu algoritmalar, istatistikler ve algı yönetimleriyle adeta performans toplumuna dönüştürüldü. İnsanlar artık dış bir otoritenin tasallut veya ceberutuyla değil, kendi hırsları, tercihleri, tamahkârlıkları, başarı arzuları tarafından köleleştirildi. Kendisini kıyaslar ve yarıştırır hale geldi.

Başarı; mutluluğun, huzurun ve hatta insanın hayattaki değerinin tek ölçütü haline getirildi. Başarılı olmayan insan yetersiz, eksik, kusurlu veya lüzumsuz insan olarak değerlendirildi. Modern ve dijital çağ, insana sadece zirve için de hedef koymadı. Daha alt tabakalara yaymak için şöyle bir motto geliştirdi. "Ayakta kalmak için başarmak zorundasın. Yaşamak için başarmak zorundasın."

Bu bakış açısı ve yaklaşım, başarıyı putlaştırdı. Her başarının etrafında konjonktüre uygun başarı hikayeleri oluşturuldu veya üretildi.  Yarışarak, savaşarak veya birilerine, bir yerlere yaslanarak elde edilen başarılar, kazanımlar her türlü değerin üzerinde tutularak, onlar birer tapınma nesnesine "puta" dönüştürüldü. Algoritmaların, rakamların, istatistiklerin temel kriter, ana belirleyici olduğu modern dönem ve tüketim odaklı düzen, insanın değerini sadece rakamlar, sayılar, yüzdeler, sıralamalar ve kariyer üzerinden ölçtüğü ve değerlendirdiği için bütün ahlak ve değer algıları, maharet, kabiliyet ve yeterlilikler göz ardı edildi.

Sürekli yarış, sürekli rekabet, sürekli savaş insanlarda ve insanların oluşturduğu toplumlarda tükenmişlik sendromunu beraberinde getirdi. İnsani ve ahlaki değerler, vicdan, merhamet, diğerkamlık ictimaî hayatın dışına atıldı, terkedildi. Başarılı olmak algısı, insanı ben merkezli, egoist bir hırsla; "her şey benim olsun, en zirvede ben olayım, dünya benim etrafımda dönsün" anlayışına itti. Bu anlayış o kadar tabana ve ictimaî satha yayıldı ki; aile içinde bile refik olmanın yerini rakip olma anlayışı aldı. Eşler birbiriyle yarışır, kardeşler birbiriyle savaşır rakiplere dönüştürüldü. Paylaşma, halden anlama, dayanışma, merhamet gibi değerler ortadan kalktı. "Acırsan, acınacak hale düşersin!" cümlesi başarı putunun şehadet kelimesi mesabesine geldi.

Eğitim müfredatları veya sistemleri algoritmaların, rakamların, istatistiklerin rehberliğinde ve önderliğinde, yetişmekte olan nesle adeta bir amentü gibi bilinç altına şu düşünceleri yerleştirdi

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

527. Sayı Kasım 2026