Sayı : 508   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

İrfan Mektebi

Osman Nuri Topbaş

Nezaket Üslubuyla Konuşmak

  • 05 Mayıs 2018
  • 2648 Görüntülenme
  • 425. Sayı / 2018 Mayıs
Yazıyı Dinle
  • Sesli Dergi - Osman Nuri Topbaş
0:00
0:00
Yazarın Diğer Yazıları
Osman Nuri Topbaş
Tüm Yazı Arşivi



Bir mü’min, konuşma üslûbunu güzel ayarlamalı, ilâhî hakikatlerin bediî ve ruhani güzelliklerini sergileyen bir hikmet pınarı olmalı ve daima ruhlara nüfuz edecek tatlı bir lisan kullanmalıdır. Zira ayet-i kerimede buyrulduğu üzere, gönüllere girebilmenin en kestirme yolu yumuşak ve güzel bir üslûp kullanmaktır: “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi…” (Âl-i İmrân, 3/159)

 

“Padişahın biri, rüyasında, dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü, yemek yiyemez hâle geldiğini görür. Canı sıkılan padişah, gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmak üzere derhal saray tabircilerini huzuruna çağırtır. Rüyasını anlattıktan sonra tabircibaşına:

‒Hele bir söyle, bu rüya hayır mıdır, şer midir? Neye işarettir? diye sorar. Tabircibaşı hiç düşünmeden:

‒Maalesef şerdir padişahım! der. Uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki gözlerinizin önünde bütün yakınlarınızın birer birer ölüp sizi yapayalnız bıraktıklarını göreceksiniz.

Tabircibaşının bu yorumu, padişahın gönlünde âdeta soğuk rüzgârlar estirir. Bir anlık sessizliğin ardından padişah hiddetle kükrer:

‒Tez atın şunu zindana, felâket tellâlı olmak neymiş öğrensin!

Muhafızlar, tabircibaşıyı yaka-paça götürüp zindana atarlar.

Padişah, bu kez huzurundaki diğer bir tabirciye dönerek:

‒Sen söyle bakalım, rüyamın tabiri nedir, hayır mıdır, şer midir? der.

Tabirci sükûnet içinde bir müddet düşünür, sonra birden yüzü aydınlanır ve tane tane konuşmaya başlar:

‒Hayırdır padişahım, hayırdır! der. Bu rüya, bütün yakınlarınızdan uzun yaşayacağınızı ve daha nice seneler ülkenizi huzur ve saadetle idare edeceğinizi gösterir.”

Bu habere çok sevinen Padişah, tabirciye iki kese altın ihsan eder.

Olup biteni başından beri izleyenler ise, şaşkınlıkla tabirciye şu suali sorarlar:

‒Aslında sen de tabircibaşı da aynı şeyi söylediniz. Padişah neden onu cezalandırdı da seni mükâfatlandırdı?”

Tabirci tebessüm eder ve şöyle der:

‒Elbette aynı şeyi söyledik; fakat öyle zaman olur ki, ne söylediğinden ziyade nasıl söylediğin ve kime söylediğin daha mühimdir.”

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

425. Sayı Mayıs 2018