"hayat İman Ve Cihattır" , Adil Akkoyunlu
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Satırdan Sadra

Adil Akkoyunlu

"hayat İman Ve Cihattır"

  • 31 Mayıs 2026
  • 0 Görüntülenme
  • 522. Sayı / 2026 Haziran



Cihattan maksat işgal etmek, sömürmek, öldürmek değil, diriltmektir. Ağlatmak değil, huzurlu ve mutlu etmektir. Haksızlık ve zulmetmek değil, zulmü ortadan kaldırıp hakkı hâkim kılmaktır. İnsanları baskı, zulüm ve haksızlıktan kurtarıp mallarını, canlarını, emeklerini, namuslarını. her türlü özgürlük, hak ve hukuklarını -Allah'ın hükmünü hâkim kılarak- teminat altına almaktır.

İnanmayan. Ya da inandığı halde inandığını yaşamayan. Veya inanan, inandığını yaşayan fakat Allah yolunda cihad etmeyi terk eden insanın yaşadığı hayata hayat denir mi? İnsanların, hadlerini aşarak; küfür, şirk, ahlaksızlık, kötülük bataklığında boğulmalarına seyirci kalamaz sorumluluk bilinciyle vicdanı rahatsız olan kimse.

Hayatı, "iman ve cihat" olarak tanımlayan âlim doğru söylüyor. Peygamber (sav)'e, hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca; "İman ve Allah yolunda cihattır." (Buhari Tecrid-i Sarih (DİB yay.): 7/445) buyuruyor. Hayat bu işte.

Sözlükte; ceht, gayret ve çaba sarf etmek, uğraşmak, çalışmak; haksızlık ve kötülüklerle mücadele etmek, savaşmak; güçlük, zorluk ve meşakkat anlamına geliyor cihat. Düşünerek, akıllıca, hayırlı bir iş için kendini yormaktır. (Bkz. Râğıb el-İsfahânî, Müfredâtu elfâzu'l-Kur'ân, Dimeşk, Beyrut H. 1412 "c-h-d" maddesi) Türkçeye de geçmiş olan ceht, cahit, mücahit, mücahede, ictihad, müctehid kelimeleri de aynı kökten.

Kur'an'da ve hadislerde cihad, sözlük anlamında kullanıldığı gibi vahyi öğrenmek; Allah'ın emir ve yasaklarına uymak; nefsin helal olmayan (şeytani) isteklerine karşı koymak; iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak; İslam'ı insanlara tebliğ etmek; hakkı hâkim kılmak için (can, mal, el, dil ve kalp ile) bütün imkân, güç ve her türlü araç kullanılarak sıkıntılara katlanıp kararlı bir şekilde çaba harcamak, mücadele etmek ve mukatele anlamında da kullanılıyor.

Cihad sadece başkalarının doğru yola gelmesi için gayret göstermek değil; kişinin kendi nefsini ıslah etmesi de cihattır. "En büyük cihat!" Kendini düzeltemeyen, başkasını düzeltemez. Kişi, kendinden başlamalı cihada. Başkalarına tebliğde bulunup da, kendini ihmal edenleri, Rabbimiz kınıyor: "Siz, insanlara iyiliği emreder de, kendinizi unutur musunuz? Kitap da okuyorsunuz. Akıllanmayacak mısınız?" (Bakara, 2/44) "Yapmadığınız şeyi niçin söylüyorsunuz?" (Saf, 61/2, 3) buyuruyor.

Cihat, hem kendi nefsini, hem de toplumu, kötülüklerden aklamak ve arındırmaya çalışmaktır. Rabbimiz, kurtulan Müminlerin özelliklerini açıklarken; "Onlar ki; (yoksulun hakkı olan mallarının zekâtını verirler, kendi benliklerini ve toplumu) temizlerler, aklarlar ve arındırırlar (Ne gerekiyorsa; iyiliği emir ve kötülükten nehiy, tebliğ, cihad, mücadele ederek ve savaşarak) sorumluluklarını sürekli yerine getirirler." (Mu'minun, 23/4) buyuruyor.

Kendinden sonra ise yakınlarından başlanmalı cihada. Hayat rehberimizde; "(önce) en yakın akrabanı uyar." (Şuara, 26/214) buyruluyor.

Sonra da -güç ve imkân dahilinde- yeryüzündeki bütün insanlar muhatap bilinmelidir.

Müslümanlar, Allah yolunda yorulurken, şeytanın askerleri de boş durmuyor elbet. İnananlar, kimin yanında, kimin karşısında olduklarını netleştirmelidirler. "İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, kafirler de tağutun yolunda savaşırlar; öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın tuzağı zayıftır." (Nisa, 4/76)

Cihat, farz bir ibadettir. "Hoşunuza gitmediği halde, savaş üzerinize farz kılınmıştır. Bir şey hoşunuza gitmediği halde sizin için hayırlı olabilir. Bir şey de hoşunuza gittiği halde sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 2/216, 232; Al-i İmran, 3/66; Nahl, 16/74; Nur, 24/19) "Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz sizin için hayırlı olan budur." (Tövbe, 9/41) buyuruyor Rabbimiz.

Peygamberimiz (sav) de: "Cihat, kıyamete kadar devam edecek bir farzdır." (Ebu Davud, "Cihat", 33; ayrıca bkz. Sahih-i Müslim (terc. Davudoğlu Ahmed): 8/451) buyuruyor. Başka bir hadislerinde: "Onlar yapmadıklarını söyler, emredilmeyen işleri yaparlar. Bunlarla eli ile fiilen mücadele eden mümindir, dili ile mücadele eden mümindir kalbi ile (nefret duyup) mücahede eden mümindir. Kalp ile mücadelenin ötesinde (geçerli bir mazereti olmadan cihadı terk edenlerin) hardal tanesi kadar imanları yoktur." (Müslim, "İman", 20; Ebu Davud, "Cihat", 18, 2504); Nesâî, "Cihat", 1, (6, 7) buyuruyor. İnsanı derin derin düşündüren bir başka hadis: "Her kim Allah yolunda cihat etmeden ve cihadı arzu etmeden ölürse, münafıklığın bir bölümü üzerine ölür." (Müslim, "İmare", 158; Ebu Davud, "cihat", 17; Nesei, "cihat")

Önderimiz (sav), İsrailoğullarının helak oluş sebebini şöyle açıklıyor: "Onlardan biri, günah işleyen birine rastladığında şöyle derdi: Be adam, Allah'tan kork! Yapmakta olduğun işi bırak. Zira o iş sana helal değildir. Ne var ki; ertesi gün aynı adamla karşılattığında -o adamın o günahları işlemeye devam etmesi- onun, onunla oturması, yemesi ve içmesine engel olmazdı. Onlar böyle yapınca; Allah, bir kısmını diğer bir kısmana (bizzat günah işlemeyen fakat fiilen günahı onaylayanların kalplerini günah işleyenlere) benzetti. Hepsi Allah'ın lanetine uğradılar." (İbni Kesir, Fi Zilal'il Kur'an - Maide suresi, 8. ayetin tefsiri.)

"Allah için hakkıyla (gerektiği şekilde) cihad edin."(Hac, 22/78) "(Evrensel uyarıcılık görevini sana verdik.) O halde, kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'an ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir cihad et!" (Furkan, 25/52) buyuruyor Rabbimiz.

"Ben, rahmet ve savaş Peygamberiyim." (Celâleddîn es-Suyûtî, Camiu's Sağir: 1/108) diyen bir Rasulün ümmetiyiz

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

522. Sayı Haziran 2026