İlmi, Siyasi Ve Ekonomik Sahada Cihad , Abdullah Büyük
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Başyazı

Abdullah Büyük

İlmi, Siyasi Ve Ekonomik Sahada Cihad

  • 31 Mayıs 2026
  • 0 Görüntülenme
  • 522. Sayı / 2026 Haziran



İlim ile bilim barışmalı, âlimlerimiz, toplum için örnek olmalı, örnek insan yetiştirilmeli ve toplumun tamamına peygamber evladı olarak bakılmalıdır. Medrese ve Tekke'nin muhtevasını ele alarak, ayıklanmalı, amaçlarından, gayelerinden ve hedeflerinden istifade edilmelidir. Tüm bu çözümlere rehberlik yapacak olan Sevgili Peygamberimizin risaletine, mübarek ağzından çıkan hadislere zerre miktarı kadar şüphe uyandıracak söz ve tavırlardan kesinlikle uzak durmalıyız.

İslam ekonomisinde düşünen insan; Allah'ın emir ve yasaklarına, Kitabı olan Kur'an-ı Kerim'e, Peygamberimizin sünnetine, Âlimlerimizin ortak düşüncesi olan İcma-i ümmete, büyük âlimlerin içtihadına, İslam devletinin, İslam'a uygun emirlerine göre yaşayışını ve davranışını düzenleyen bir insandır.

Bir ümmetin, bir toplumun, cemaatlerin, vakıf ve derneklerin, Sivil Toplum Kuruluşlarının başarısı, huzuru, istikbali ve hizmetleri için belli güç kaynakları olması gerekir. İlgili güç kaynaklarından mahrum olan kurumların, birimlerin ayakta kalması çok zordur. Bu makalemizde ilgili güç kaynaklarının neler olduğunu tek tek açıklamaya çalışacağız.

Birinci güç kaynağımız ilmi güçtür. İslamiyet'in ilk emrinin "oku" olması, söylenecek her şeyin özü ve özetidir. Ancak baskı ve dayatma rejimlerinin hâkimiyetinde olan milletlerin, din, akıl, nesil, can ve mal emniyeti koruma altına alınmadığı zaman, toplum en büyük problemi yaşamaya başlar.

Şimdi hep birlikte zihnimizi kurcalayarak Tanzimat dönemine gidelim. Tanzimat, Islahat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri. Her dönemin sözde aydınları, fikir ve kurtarıcılık planında batı kültürünün ve batı hayat tarzının içimizdeki savaşçıları olmuştur.

Sözde aydınların araladığı kapıdan, misyonerler, yabancı okullar, mason locaları, bankalar, batıya ait zevkler, fuhuş ve ahlaksızlık adım adım ülkemizi istila etti. Böylece 2. Dünya Savaşı sonrası, politik güç, dinin üstüne hâkim oldu.

Daha sonra kilise mantığı öne çıktı. Yani hakkı öne alıp, halkı dışlayan mantık. Bunun paralelinde bir de Stalin mantığı devreye konuldu. Yani halkı öne alıp, hakkı dışlayan mantık.

Peki, ulemamız, yani âlimlerimiz ne yaptı? Eski dünya ile yenidünya arasına sıkışıp kaldı. Âlimlerimize siyaset yasağı da konulunca, hizmet kurumlarımız, hizmetlerinden dolayı, 163 madde ile karşı karşıya geldiler. Neticenin ne olduğunu izaha gerek yoktur.

PEKİ, İLMİ GÜCÜMÜZE YÖNELİK VAZİFELERİMİZ NE OLMALIDIR?

Muhammed İkbal der ki: "Biz müzisyeniz, siz ise rakkase." Kaba tabirle biz çalarız, siz de oynarsınız. Ne demek? Müzisyenlerimiz, proje üreten ilim ehlimiz, ülkemizi, ülke halkımızı gözden ve gönülden geçirerek hedefler ortala koymalı, plan ve program yapmalı ve halkımız da üzerine düşeni yapmalı. Peki, bu oluyor mu? TV ekranlarında konuşanlarımızın ağzından ilmi gücün mahiyetini dile getiren bir kişi göremedik

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

522. Sayı Haziran 2026