Merhabalar Değerli Okurlarımız: , Ribat Dergisi Editör
Sayı : 524   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhabalar Değerli Okurlarımız:

  • 31 AÄŸustos 2026
  • 0 Görüntülenme
  • 525. Sayı / 2026 Eylül

Toplumda güven ortamı dürüst insanların yetişmesiyle sağlanır. Doğru bir kişilik eğitim sayesinde gelişir. Bu eğitim ailede başlar. Hayatın her alanında desteklenerek devam eder. Öncelikle ana baba, kibir ve riyadan uzak durarak örnek olur. Eğitimde örnek olmak anlatmaktan daha etkili bir yöntemdir. Mütevazı yaşamaya alışan kişi hayatında bu erdemi koruma çabasında olur. Riyadan ve kibirden uzak duran şahsiyetlerden oluşan bir toplum oluşturmak her Müslümanın önemli ve öncelikli görevidir. İslam'a göre yaşayan bir Müslümanın hayatında hiçbir şekilde kibir ve riya olmamalıdır.

Allah (cc) için yapılması gereken amel ve ibadeti, kullara gösteriş olsun diye yapmaya riya denir. İbadet, insanlar arasında saygınlık kazanma, çıkar veya üstünlük sağlama gibi dünyevi amaçlarla yapılırsa riya olur. İbadetleri Allah (cc) için yaparken aynı zamanda kuldan beklenti içine girmek tutarlı bir davranış biçimi değildir.

Kur'an-ı Kerim'de riya münafıkların hâl ve hareketleri ile müşriklerin tutum ve davranışlarını tasvir etmek için (iki yerde) geçer. Münafıkların özellikleri ayetlerde "Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın." (Bakara, 2/264) şeklinde anlatılır. Bir diğer ayette de "Münafıklar Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar. Hâlbuki Allah onların oyunlarını kendi başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı da pek az hatıra getirirler." (Nisa, 4/142) buyrulur.

Riya, samimi inanç ve davranışı içinde barındırmayan bir kavramdır. Mekke'de müşrikler, övünmek ve gösteriş yapmak için riyaya başvurmuşlardır. Medine'de münafıklar ise Müslümanları kandırmak, onlardan çıkar sağlamak, kendi konumlarını korumak amacıyla olduklarından farklı görünerek ibadetlerinde bile riyakâr davranmışlardır. Maun suresinde belirtildiği gibi riya, yapılan ibadetleri geçersiz kılar.

Kibir, "kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik, gurur" anlamlarında kullanılır. Başka bir tanımda ise "kişinin yaratılış amacı ve acziyetinin farkında olmadan başkalarını küçük görmesi" olarak ifade edilir. Kibir, tevazünün (alçak gönüllülük) karşıtıdır.

İnsan, kulluk bilinciyle Allah'a (cc) karşı acziyetinin farkında olmalı ve daima tevazu içinde davranmalıdır. Müslüman, yaratılış gayesine uygun bir şekilde başkalarını küçük görmemeyi hayatının temel ilkesi olarak benimsemelidir. Kibir, Kur'an-ı Kerim'e göre Allah'ın (cc) sevgisini kaybettiren bir olumsuzluktur: ". Allah, kibirli olanları sevmez." (Lokman, 31/18) Mütevazı olmak bizleri nasıl yüceltirse kibir ve gurur da o ölçüde alçaltır. Kur'an-ı Kerim'de "Sizin ilahınız tek ilahtır; ne var ki, ahirete inanmayanların kalpleri bu (gerçeği), boş bir kibir yüzünden kabule yanaşmazlar."(Nahl, 16/22) buyrulur. Peygamber Efendimiz bu konuda "Kalbinde zerre kadar kibir bulunan hiç kimse cennete giremeyecektir." (Ebu Davud, "Libas", 26) buyurur

Kibir şeytanın belirgin bir özelliğidir. Allah'ın (cc) onaylamadığı, toplumun dışladığı ve insanı yalnızlaştıran bir davranıştır. Bu duruma düşmemek için kibirden uzak durmak gerekir. Peygamberimizin "Allah bana, mütevazı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı haddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti." (Müslim, "Cennet", 64) öğüdü asla unutulmamalıdır. Allah'ın (cc) ve insanların sevdiği kişi olabilmek ancak Peygamberimiz gibi mütevazı olmakla mümkündür.

Kibir ve riya tıpkı iblisin şeytanlaşmasına sebep olduğu gibi insanoğlunun da değerini kaybetmesine ve esfeli safiline inmesine sebep olmaktadır. İnsan kalmak ancak istikamet sahibi olmak, riya ve kibirden uzak durmakla mümkün. İnsan kalmanın çareleri ancak ilahi çağrıya kulak vermekle bulunabilir. Kur'an'ın öne çıkardığı mütevazı, riya ve kibirden uzak duran şahsiyetler olmaya yoğunlaşmak durumundayız. Bu vesile ile bu ayki sayımızda sizlerin huzuruna "Manevi Hastalıklar; Kibir ve Riya" dosyasıyla çıkıyoruz.

Kıymetli yazarlarımıza, bu ayki konumuzu çok farklı yönleriyle ele alan makaleleri için teşekkürlerimizi arz ediyor; siz değerli, vefalı ve hassas okurlarımızı dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.

Ekim sayımızda buluşmak duasıyla.

525. Sayı Eylül 2026