Kur'an, tüm insanlığa gelmiştir. O, peygamberinin ve ilk muhataplarının dili Arapça olarak inmiştir. Onun Arapça oluşu, başka dilleri konuşanlar tarafından anlaşılmayacağı anlamına gelmez. Zira onun okunması, ezberlenmesi, anlaşılması ve yaşanması bizzat Yüce Allah tarafından kolaylaştırılmıştır.
Hayat düsturu olarak tüm insanlığa indirilen Kur'an, iyi niyetli hakikat arayışı içinde olanların anlayıp iman edeceği ve gereklerini yapacağı kolaylıktadır. Zira Yüce Yaratıcı, hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyleri yüklemez. Kur'an'dan istifade edebilmek için ona yönelmek, alıcılarını ona açmak, önyargısız bir biçimde onun çağrılarına kulak vermek gerekir.
İnsanlığın hayat düsturu olarak indirilen Kur'an, ondan kimlerin istifade edemeyeceğini açıklayarak davetçileri uyarır ve onları teselli eder. Şimdi şu ayetleri okuyalım:
وَلَوْ جَعَلْنَاهُ قُرْآنًا أَعْجَمِيًّا لَقَالُوا لَوْلَا فُصِّلَتْ آيَاتُهُ أَأَعْجَمِيٌّ وَعَرَبِيٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ آمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ وَالَّذِينَ لَا يُ?ْمِنُونَ فِي آذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُوْلَ?ِكَ يُنَادَوْنَ مِنْ مَكَانٍ بَعِيدٍ
"Biz bu Kur'an'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: Ayetleri uzunca açıklanmalı değil miydi? Bir araba yabancı bir dille söylenir mi? derlerdi. De ki: Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır. İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar." (Fussılet, 41/44)
وَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ الَّذِينَ لَا يُ?ْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ حِجَابًا مَسْتُورًا
وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْآنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلَى أَدْبَارِهِمْ نُفُورًا
"Kur'an okuduğun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına görünmeyen bir perde çekeriz. Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur'an'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek arkalarını dönerler." (İsrâ, 17/45-46)
وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِنْ يَرَوْا كُلَّ آيَةٍ لَا يُ?ْمِنُوا بِهَا حَتَّى إِذَا جَاءُوكَ يُجَادِلُونَكَ يَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
"Onlardan seni (okuduğun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır. Fakat onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: Bu Kur'an eskilerin masallarından başka bir şey değildir, diyerek seninle tartışırlar." (Enâm, 6/25)
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآيَاتِ رَبِّهِ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِيَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَى قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَنْ يَفْقَهُوهُ وَفِي آذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِنْ تَدْعُهُمْ إِلَى الْهُدَى فَلَنْ يَهْتَدُوا إِذًا أَبَدًا
"Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kimdir? Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler." (Kehf, 18/57)
وَإِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ آيَاتُنَا وَلَّى مُسْتَكْبِرًا كَأَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِي أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
"Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjdele." (Lokmân, 31/7)
Kur'an, tüm insanlığa gelmiştir. O, peygamberinin ve ilk muhataplarının dili Arapça olarak inmiştir. Onun Arapça oluşu, başka dilleri konuşanlar tarafından anlaşılmayacağı anlamına gelmez. Zira onun okunması, ezberlenmesi, anlaşılması ve yaşanması bizzat Yüce Allah tarafından kolaylaştırılmıştır
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız



















