Bu proje, ebeveynlerin kendi gerçekleştiremedikleri hayalleri, narsistik beklentileri ve başarı odaklı vizyonları çocuk üzerinden somutlaştırma çabasıdır. Kelime anlamı itibarıyla "zihin gücüyle arzuları var etmek" manasına gelen manifest, çocuk eğitimine uyarlandığında; ebeveynin zihnindeki "mükemmel çocuk" imajını, evladının fıtri kodlarını, özgün yeteneklerini ve şahsiyetini hiçe sayarak zorla dış dünyaya dayatması anlamına gelir.
Manifest akımı ise ilahi hikmeti ve kaderi tamamen devre dışı bırakır. Bu akımın dogmasına/akidesine göre, "başına gelen her şeyi sen kendin çağırdın." Bu mantık bir çocuğun dünyasına girdiğinde dehşet verici bir itikadi travma/sarsıntı doğar: Çocuk hastalandığında, anne-babası ayrıldığında ya da bir afetle karşılaştığında, "demek ki ben yeterince iyi düşünmedim, bu kötülüğü ben çektim" diyerek kendini suçlar.
"Modern çağda "Manifest Çocuk" adıyla karşımıza çıkan bu ezoterik ve narsist yaklaşımın Tevhid akaidine, dua ahlâkına ve kader şuuruna getirdiği itikadi sapmalar ile çocuk ruh sağlığı üzerindeki pedagojik tahribatı nelerdir? Bu nefsperest anlayışa karşı; gayret ve esbaba tevessülü, şükür bilincini ve imtihan şuurunu merkeze alan sahih bir İslamî terbiye metodolojisi çocukların fıtri ve ruhi gelişimini korumak adına nasıl yapılandırılmalıdır?"
Modern dünya, insanı nesneleştiren ve başarıyı yegâne varoluş ölçütü kılan yeni akımları her geçen gün süsleyerek piyasaya sürmektedir. Bu akımların son dönemde en çok rağbet gören ve kitleleri peşinden sürükleyen çıktılarından biri, New Age (Yeni Çağ) felsefesi ile kuantum popülizminin evliliğinden doğan "Manifesting" (Çekim Yasası) kültürüdür. Sosyal medya algoritmasının (TikTok, Instagram) etkisiyle hızla kitleselleşen bu ezoterik zihniyet, ne yazık ki masum bir kişisel gelişim trendi olmanın ötesine geçerek çocuk yetiştirme modellerini de ipotek altına almıştır. Bugün karşımıza çıkan "Manifest Çocuk" kavramı; pedagojinin, psikolojinin ve modern sekülerizmin kesişim kümesinde duran, fıtrata meydan okuyan tehlikeli bir projedir.
Bu proje, ebeveynlerin kendi gerçekleştiremedikleri hayalleri, narsistik beklentileri ve başarı odaklı vizyonları çocuk üzerinden somutlaştırma çabasıdır. Kelime anlamı itibarıyla "zihin gücüyle arzuları var etmek" manasına gelen manifest, çocuk eğitimine uyarlandığında; ebeveynin zihnindeki "mükemmel çocuk" imajını, evladının fıtri kodlarını, özgün yeteneklerini ve şahsiyetini hiçe sayarak zorla dış dünyaya dayatması anlamına gelir. Bu durum, çocuğu bir ömür boyu taşımak zorunda kalacağı ağır bir "performans nesnesi" haline getirmektedir.
Manifest çocuk yetiştirme modelinin pedagojik rasyonaliteyle ve çocuk ruh sağlığıyla bağdaşması mümkün değildir. Çocuk psikolojisi, sağlıklı bir gelişim için neden-sonuç ilişkilerini doğru okuyan, emeğin değerini bilen ve hayatın getirdiği sınırlılıkları göğüsleyebilen bir gerçeklik algısına ihtiyaç duyar. Oysa bu akım, çocuğun ruh dünyasında derin yaralar açmaktadır. Bunlardan birisi de "kul-Yaratıcı ilişkisi"nin tersyüz edilmesidir.
Sosyolojik bir okumayla bakıldığında manifest akımı, aslında modern seküler insanın geleneksel dinden koptuktan sonra ruhunda açılan devasa anlam boşluğunu "egoyu ilahlaştırarak" doldurma çabasıdır. İslam akaidi ve tevhid düşüncesi açısından incelendiğinde bu akım, masum bir motivasyon tekniği değil, doğrudan imanın temellerini dinamitleyen itikadi bir sapmadır
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız



















