Kibir ve riya, insanın inanç, ibadet ve ahlaki hasletlerini ifsat eden insanı ahsen-i takvim derecesinden esfel-i safilin derekesine indiren ruhi bir hastalıktır. İnsanı inkârcı ve münafık, egoist ve zalim yapabilmekte, insanın dünyada fıtratının bozulmasına ve ahirette kötü sonla karşılaşmasına sebep olabilmektedir. "Kalplerinde hastalık olanlara gelince, bu onların (manevi) kirlerine kir katmıştır ve onlar inkârcı olarak ölüp gitmişlerdir." (Tövbe, 9/125)
Kibir ve riyanın birçok sebebi bulunmaktadır. İnsanın elde ettiği ilim, yaptığı ibadet, sahip olduğu soylu bir neseb, fiziki güzellik, güç ve kuvvet, sahip olunan mal, kendisine verilen makam ve mevki, çevresinde kendine tabi olan teba vb. gibi. Bu nimetler cehaletle, şeytanın vesveseleri ve nefsin arzu ve istekleriyle birleşirse kibrin ve riyanın gerçek sebepleri olmakta insanı inanç, amel ve ahlak olarak yanlışlara sürükleyebilmektedir.
İnsanın dünya huzur ve mutluluğunu engelleyen, inancını bozup amellerini boşa çıkaran, ahiret hayatında cenneti kaybettirip azaba düşüren birçok kalbi ve ruhi hastalıklar bulunmakta ve bu hastalıklar insanları ve toplumları helake sürüklemektedir. "Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır" (Bakara, 2/10) Bunlar; şirk, küfür, nifak alameti olarak karşımıza çıkan ve bir müminde asla bulunmaması gereken amellerdir. Yüce yaratıcı bunları hastalık olarak bize bildirmektedir. Bu hastalıklar; kibir, riya, haset ve kin gibi değişik şekillerde tezahür etmektedir.
Sözlükte "büyüklük" anlamına gelen kibir (kibr), tevazuun karşıtı olarak "kişinin kendini başkalarına karşı üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması" demektir. Allah rasulü kibri şöyle tanımlamıştır: "Kibir, hakikati inkâr etmek ve insanları küçük görmektir." (Müslim, "İmân", 147)
Büyüklük yalnızca Allah'a mahsus bir özelliktir. Tevhit inancının en önemli esaslarından birisidir. "Göklerin rabbi, yerin rabbi, bütün âlemlerin rabbi olan Allah'a, yalnız O'na hamdolsun! Göklerde ve yerde büyüklük/ululuk O'na aittir. O sonsuz güç, sınırsız hikmet sahibidir." (Casiye, 45/36-37) "Büyüklük ridamdır, izzet de izarımdır. Kim bu iki şeyde benimle niza ederse ona azap veririm." (Müslim, "Birr", 136)
Büyüklük, Rabbü'l âleminin Esmaü'l Hüsna'sındandır. O, el-mütekebbirdir. El-mütekebbir, büyüklüğü apaçık olan, azametini ortaya koyan, büyüklük ancak kendisine yaraşan, büyüklükte eşi ve benzeri olmayan gibi anlamlara gelmektedir. "O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız



















