El-Gahhâr; Her şeye her istediğini yapacak surette yegâne galip/yenilmeyen. Hiçbir şekilde mağlup edilemeyen ve üstün gelinemeyen. İsyankârları ve zorbaları kahreden, boyun eğdiren, zelîl edendir. Mutlak galip ve her an mağlup etmeye ve galip gelmeye muktedir olan, her şeye galip gelen, gücünün üstünde güç olmayan ve bütün düşmanlarını kahreden.
EL-GÂHİR: sözlükte "Birine gâlip gelmek/yenmek, üstün olmak, yenilmez güce sahip olmak ve zor kullanarak istediğini yapmak" anlamındaki "q-h-r" kökünden türeyen "qâhir" kelimesi Allah'ın sıfatı olarak; "gâlip gelen/yenilmeyen, zelîl eden, istediğini yapan, üstün gelen, gücü her şeyi kuşatan, kuvvet ve kudretine güç yetirilemeyen, yaratıkları dilediği gibi yöneten, dilediğini yapmaktan hiçbir şey kendisini âciz bırakamayan, hükmeden" anlamlarına gelir. "Gahhâr" kelimesi ise "Gâhir" kelimesinin mübalağalı şeklidir." (Ayet ve Hadislerin Işığında Allah'ın İsim ve Sıfatları Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.167 / T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, c.24, s.169 Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân, Muhammed Cerîr et-Taberî, c.7, s.103)
İbn Cerîr şöyle demiştir: "El-Gâhir, yaratıklarını kendisinin kulu hâline getiren, uysallaştıran, onlar üzerinde yüce olandır." (Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân, Muhammed Cerîr et-Taberî, c.7, s.103)
"El-Gâhir; emri, kuvveti, izzeti, kudreti, heymeneti, maktı/gazabı ve öfkesi, keydi ve mekri/hile ve tuzak kurması, gâlip gelen, yenen demektir. Bunun içindir ki Allah, rahmeti ve merhameti, izzet, kuvvet ve kahrı ile kullarının üzerinde olan ve onlara galebe çalandır." (Esmâ-i Hüsna Şerhi ve İnsan Üzerindeki Tecellileri, Prof. A. Hüseyin AKİL, s.216)
El-Halîmî der ki: "Gâhir, kullarının işlerini dilediği şekilde düzenleyen, idare eden, onlara üstün ve egemen olandır. Bu isim, zor ve ağır olan, üzen ve sıkıntıya sokan bir anlam içerir. Allah dilediği kimselerin hayatını veya bazı organlarını çekip alır. Hiç kimse buna karşı koyamaz. Dolayısıyla Allah'ın takdirinin dışına çıkmak veya O'nun sevk ve idaresini geri çevirmek mümkün değildir." (Esma-ül Hüsna, Heyet, s.275)
El-Hattâbî de der ki: "Gâhir, canlılar arasında haddini aşıp kendisine isyan eden zorbaları azap ile diğer bütün canlıları da ölüm ile yok edendir." (El-Esmâ ve's-Sıfat, Beyhakî, s.61)
EL-GAHHÂR: "Eti suyu çıkıncaya kadar pişirmek' anlamına gelen "qahr" kelimesi, ?Birine gâlip gelmek, üstün olmak, yenilmez güce sahip olmak ve zorla istediğini yaptırmak anlamındaki "q-h-r" kökünden türemiştir.
Dilciler ve âlimlerin hemen hepsi "qahr" kavramının temel manasını "boyun eğdirip üstün gelmek" (tezlîl, uluvv ve galebe) olarak belirlemişlerdir.
El-Gahhâr Esmâsının Istılah Anlamı:
El-Gahhâr; Her şeye her istediğini yapacak surette yegâne galip/yenilmeyen. Hiçbir şekilde mağlup edilemeyen ve üstün gelinemeyen.
El-Gahhâr; İsyankârları ve zorbaları kahreden, boyun eğdiren, zelîl edendir.
El-Gahhâr; Mutlak galip ve her an mağlup etmeye ve galip gelmeye muktedir olan, her şeye galip gelen, gücünün üstünde güç olmayan ve bütün düşmanlarını kahreden.
"Allah'ın irade ettiğini yaptırması için zora gerek yoktur. İrade ettiği her şey herhangi bir zorluk ile karşılaşmadan gerçekleşir. Bununla beraber Allah'ın üstün gücünü ve irade ettiği her şeyi yaptırma gücünü dile getirmek için qahhâr olduğu dile getirilmektedir. Yine insanlara Allah'ın verdiği özgürlüğü Allah'a isyanda kullanan insanlara karşı Allah'ın qahhâr olduğu, yani onlara verilen özgürlüğü Allah'ın bir gün bitireceği ve isyan edenlerin isyanlarına son vereceği ve isyan etmekte ısrar edenlere gereken cezayı verme gücünde olduğu gerçeği dile getirilmektedir." (Allah'ı Tanımak, Abdullah ORUÇ, s.365)
El-Gahhâr; Düşmanlarını ezmekte, mazlumları korumakta ve masumları ezip haklarını gasp edenlerden haklarını geri alma konusunda Allah'tan başka daha güçlü ve daha çabuk kimse yoktur. Kendisine yükselen sesleri işitir. Masumları ve mazlumları korur, ezdirmez.
Hiçbir zalimin yaptığı zulüm yanına kâr kalmamıştır, kalmayacaktır da. Mûsâ'ya (as) ve O'na tâbî olanlara zulmeden Firavun ve avânesi, kendilerini İsrailoğulları üzerinde qâhirun olarak görüyorlardı. Ama sonunda Allah'ın dediği oldu ve Firavun ve avanesi Kızıl Deniz'de boğularak helâk oldu. "Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi." (Duhân, 44/29)
Dünya, o müstekbir, acımasız, vahye yüz çevirmiş insanların azgınlıkları ile kirlenmeye başladıkça, Allah'ın "Gahhâr" ism-i şerifi imdada yetişir ve dünyayı o zulümlerden temizleyerek yeniden yaşanılır hâle getirir! Tarih bunun örnekleri ile doludur.
İbn Kayyım el-Cevziyye der ki: "Sadece bir qahhâr olabilir. Zira beraberinde kendisine denk bir başka varlık daha olsaydı ve onu kendi otoritesi altına almış olsaydı, kesinlikle qahhâr olamazdı
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















