Cihad yapan insan, mücahid olarak isimlendirilir. Mücahid denildiğinde silahlı mücadelede görev alan kimse anlaşılsa da esasen mücahid; Allah'ın dininin yer yüzünde hâkim olması için cehd eden, çabalayan, çalışan, alın ve akıl teri döken, mesaisinden, malından, rahatından fedakârlık yapan insandır.
Bugün belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz, basiretli, ferasetli, İslami ve ahlaki şuurunu kaybetmemiş, fani ve malayani davaların peşinde cedelleşmekten imtina edip, baki davaların bayraklaşması için cehd eden, mücahede ruhunu kaybetmemiş insanların var olmasıdır. Yoksa gerisi bir kuru gürültüdür.
Kavramlar, insanoğlunun zihni ve kalbi alt yapısını oluşturur. Bazen birbirine yakın kavramları biz, aynı veya birini diğerinin yerine kullanılabilir zannederiz. Ama bu durum, çoğu zaman kargaşaya ve kaosa sebep olur. "Cihad" ve "Kıtal" (silahlı mücadele) kavramları da çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan kavramlardır. Hatta bazen cihad kavramından bahsedildiği zaman kastedilen anlam sadece kıtal yani silahlı mücadeledir. Ancak "Cihad" çok daha şümullü bir kavram olmakla beraber "Kıtal" cihadın içerisinde bir cüz, sınırları belirlenmiş, şartları olgunlaştığında başvurulan bir mücadele yöntemidir.
Kur'an-ı Kerim'de sık sık mücahedeye vurgu ve atıf yapılması, insanoğlunun sekülerleşmesini, dolayısıyla gözüne perde inmesini engellemek içindir. "Allah yolunda, gerektiği gibi cihad edin. Sizi O seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi; ceddiniz İbrâhim'in dininde olduğu gibi. O size hem daha önce hem de bu Kur'an'da "Müslümanlar" adını verdi ki peygamber size şahitlik etsin, siz de insanlara şahitlik edesiniz. Haydi namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı bağlanın. Sizin Mevla'nız O'dur. O ne güzel Mevla'dır ve ne iyi yardımcıdır." (Hac, 22/78) "Kolay da olsa zor da olsa sefere çıkın ve mallarınızla canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Bilirseniz, bu sizin kendi iyiliğinizedir." (Tövbe, 9/41) mealindeki ayetler, mücahedenin mal, can, söz, ilim, zaman ayırmak ve rahatından vazgeçmek suretiyle yapılacağını ifade ediyor. Cihat ve mücahede denilince kavramın içeriğinin, nefse, şeytana ve hakkı-hakikati örtmeye çalışan, azgınlığı, sapkınlığı yeryüzünde hâkim kılmaya çalışan küffara karşı yapılması gereken her türlü çalışma, ilmi, fikri, bedeni, cehd ve çaba ile adaletin yer yüzünde hâkim olması için gereken her türlü fedakarlığı ve mesai harcamayı kapsadığını ifade edebiliriz. Mücahedeyi, insanı hem enaniyetten hem de sekülerleşmeden koruyan insanın yüksek idealleri ve manevi gayeleri olması gerektiği anlayışını diri tutan, bir güç olarak tanımlayabiliriz. "Size zor geldiği halde savaş üzerinize farz kılındı. Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 2/216) ve "Saldırıya uğrayanlara zulme maruz kaldıkları için savaş izni verildi. Allah onları muzaffer kılmaya elbette k?dirdir. (Hac, 22/39) ayetlerinde ise silahlı mücadele "Kıtal" kavramı ile ifade edilmiştir. Ayetlerdeki kullanımlardan hareketle Cihad; içerisinde silahlı mücadeleyi de barındıran kapsayıcı, üst çatı bir kavramdır.
Cihad yapan insan, mücahid olarak isimlendirilir. Mücahid denildiğinde silahlı mücadelede görev alan kimse anlaşılsa da esasen mücahid; Allah'ın dininin yer yüzünde hâkim olması için cehd eden, çabalayan, çalışan, alın ve akıl teri döken, mesaisinden, malından, rahatından fedakârlık yapan insandır. İslam'ın anlatılması, anlaşılması, yaşatılması, kıyas ve akıl yürütme yoluyla problemlerin çözülmesi için cehd eden çaba gösteren insana da müctehid denir. İctihad ve cihad aynı kökten türeyen kavramlardır. İctihad: İslam'ın ilim yoluyla kalpleri ve akılları fethetmesi için akıl teri dökmektir. Mücahedeyi terk eden insanın, üst basamaktan aşağıya düştüğünü ve mücadele dediğimiz boyuta geçtiğini ifade edebiliriz. Mücadele, "cedel" kökünden gelen, boğuşmak, uğraşmak, ağız kavgası yapmak, söz dalaşı yapmak, gibi manalara gelen bir kavram. Mücahedeyi terk eden, bir alt lige düşen insan, mücadeleye razı olur. Mücadele dediğimizde artık, o yüce idealler, dava şuuru, manevi gaye kaybedilmiş, insanlarla, makamlarla, mal ve mevki ihtirasıyla, cedelleşmeye başlanılmış demektir
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















