Yüce Allah'ın Ezelî Ve Ebedî Oluşunun Aklî Ve İlmî Açıklaması , Prof. Dr. Ramazan Altıntaş
Sayı : 521   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Yüce Allah'ın Ezelî Ve Ebedî Oluşunun Aklî Ve İlmî Açıklaması

  • 31 Mayıs 2026
  • 0 Görüntülenme
  • 522. Sayı / 2026 Haziran



Allah'ın ezelî ve ebedî oluşu bir tercih değil, mantıksal bir zorunluluktur. Bir varlık ya "mümkün"dür ya da "zorunludur". Bizler mümkün varlıklarız. Varlığımız için bir sınıra, bir ölçüye ve bir yaratıcıya muhtacız. Bir resim çerçevesinin boyutu, ressamın iradesiyle belirlenir. Eğer yaratıcı da "sonlu" olsaydı, O'nun sınırlarını kimin çizdiği, O'na kimin "biçim" verdiği sorusu doğardı. Sınır, acziyeti ifade eder; mutlak olan ise ancak sonsuz olandır.

"Yüce Allah'ın varlığına ve birliğine inanıyorum. Ancak O'nun ezeli ve ebedi olduğu ifade ediliyor. Ezelî ve ebedî ne demektir? Bu iki kavram Allah için söz konusu olduğunda ne anlama gelmektedir? Konuya açıklık getirirseniz memnun olurum."

İnsan zihni, doğası gereği her şeyi bir zaman dilimi ve bir mekân kalıbı içinde algılamaya programlanmıştır. Bizim için "anlamlı" olan her şeyin bir "dün-bugün-yarın" çizgisi vardır. Ancak İslam itikadında Yüce Allah'ın ezelî (başlangıcı olmayan) ve ebedî (sonu olmayan) oluşunu açıklarken, O'nu bu çizginin bir parçası olarak değil, çizginin bizzat çizeri olarak tanımlar. Zaman, madde ve mekânla birlikte yaratılmış bir boyuttur. Dolayısıyla yaratıcıyı kendi yarattığı bir boyutun içine hapsetmek mantıksal bir çelişkidir. Bir tren yolculuğunu düşünün. Kompartımandaki yolcu sadece pencerenin önünden geçen ağaçları sırayla görür. Ancak tepeden bakan bir pilot için trenin kalktığı istasyon, üzerinde bulunduğu raylar ve varacağı şehir aynı anda görüş alanındadır. Pilot için "sonra" yoktur, "her şey" vardır.

Bu noktada karşımıza "Vâcibü'l-Vücud" (Varlığı Zorunlu Olan) kavramı çıkar. Evrendeki her varlık bir sebebe muhtaçtır. Bu bir "vagonlar zinciri" gibidir. 10. vagonu 9. vagon çeker, ancak bu zincir sonsuza kadar sadece vagonlardan oluşsaydı, trenin hareket etmesi imkânsız olurdu. Mantık bize der ki, zincirin en başında, çekilmeye ihtiyacı olmayan, kendi enerjisini üreten bir "lokomotif" bulunmalıdır. İşte Allah, mecazi anlamda varlığı kendinden olan o lokomotiftir. Eğer O da yaratılmış olsaydı (ezelî olmasaydı), bu sefer "O'nu kim yarattı?" sorusu sonsuz bir döngüye (teselsül) girerdi. Sonsuz bir emir komuta zincirinde, herkes üstünden emir bekleseydi ve en başta "emir almayan bir komutan" olmasaydı, o silah asla patlamazdı. Varlığın şu anki mevcudiyeti, o "ilk emrin" zamandan bağımsız bir ezelî kudretten geldiğinin en büyük ispatıdır.

Modern fizik, özellikle 20. yüzyıldan itibaren evrenin "ezelî olduğu" yönündeki eski materyalist görüşleri sarsmış ve İslam düşüncesinin "hudûs" (sonradan yaratılma) delilini destekleyen veriler sunmuştur. Entropi Yasası (Termodinamiğin İkinci Yasası), evrendeki enerjinin sürekli olarak düzensizliğe aktığını ve bir gün "ısı ölümü" ile her şeyin duracağını söyler. Bunu, pilli bir oyuncağa benzetebiliriz. Eğer evren sonsuz bir geçmişten beri var olsaydı, o pilin enerjisi çoktan bitmiş ve evren çoktan karanlığa gömülmüş olurdu. Şu an yıldızların parlıyor olması, pilin sınırlı bir zaman önce (big bang) bir "Ezeli Kudret" tarafından sisteme takıldığını gösterir

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

522. Sayı Haziran 2026