Sayı : 497   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Hususi Fikirler

Mustafa Çelik

İslam Ahiret Merkezli Bir Dünya Dinidir

  • 17 Eylül 2022
  • 295 Görüntülenme
  • 477. Sayı / 2022 Eylül



Dünya çalışma, çabalama, yorulma yeridir. Duruma göre gayret, sebat, sabır; duruma göre de sonucun güzelliğini görme yeri iken ahiret hayatı sadece neticenin elde edildiği, hasadın devşirildiği, cefanın değil, sefanın sürüldüğü yerdir. Kısacası dünya-ahiret dengesi kefeli teraziye benzer. Bir tarafa yüklenmek dengenin bozulduğunu, ahengin yok olduğunu gösterir. Doğru olan teraziyi eşit ve dengede tutmaktır.

 

 

İslâm; dünya ve ahiret hayatlarını birlikte tanzim eden bir nizam ve intizam dinidir. İslâm dini her türlü dengesizlikten münezzeh olan bir dindir. İslâm dini, dünya ve ahiret dengesini sağlamakla Yahudilikten ve Hıristiyanlıktan farklıdır. Yahudilik ahireti yok sayan bir dünya dinidir ve bundan ötürüdür ki, Yahudiler dünya bütünüyle bizim olsun diye çalışırlar. Hıristiyanlık ise dünya hayatını boş veren ahiret dinidir. İslâm ikisinden de farklı olarak ahiret merkezli bir dünya dinidir. Yahudiler firavun olmak için çalışırlar, Hıristiyanlar ise dünyayı firavunlara bırakmak için gayret ederler. Müslümanlar ise ahireti kazanmak için dünyayı firavunlardan arındırmaya çalışırlar.

Yahudiliğin esas aldığı kitabı Tevrattır. Tevrat’ta ahiret inancının yer almadığı görüşü olduğu gibi, Hıristiyanlıkta da, insanları hesaba çekecek olan Zât'ın onların yaratıcısı olan Allah değil de, diğer insanlar gibi Allah tarafından yaratılmış biri olan Mesih olmasıdır. Bu garip durum hiç şüphesiz bir tahrif eseridir. Hıristiyanlıkta her ne kadar, öldükten sonra hesaba çekilmeye inanılsa da, Mesih'in kendini kurban etmesi inancı onları bu hususta ferahlatmıştır. Bu inanç, insanların yaptıklarından sorumlu tutulmayacaklarını ve ölümden sonra kendilerinden hesap sorulmayacağını ima etmektedir. Dolayısıyla dünya ve ahiret dengesi hususunda İslâm dini alternatifsizdir.

Bil ki; İslâm’ın en temel hedeflerinden birisi, insana hem bu dünya, hem de ahiret saadetini kazandırmaktır. Dünya ve ahiret dengesini kurmak her müminin başlıca görevidir ve de görevi olmalıdır. Dünyanın din ile idare edilmesi, dindarlığın bir gereğidir. “Din, iman insan ile Allah arasında olsun, evine yansımasın, ticaretine yansımasın, siyasetine yansımasın, adaletine, yargısına yansımasın” söylemi, Müslümanlara değil Hıristiyanlara aittir. Müslümanlar arasında revaçta olan "Bir lokma ve bir hırka" anlayışı, dünya cazibesine kapılmamak için söylenmiştir. Yoksa “dünyayı kâfirlere, firavunlara bırakın onlar idare etsin” demek değildir. Günümüzde İslâm coğrafyasının fakir kalması, Batının üreten, Müslümanların ise hep tüketen konumunda kalmalarının sebeplerinden birisi de, dünyevileşmeye karşı tedbir olarak söylenen "Bir lokma ve bir hırka" sözün yanlış anlaşılmasıdır. Bu yanlış anlaşılmanın neticesinde ihya ettik dünyayı, virane eyledik ukbayı!

İslâm’da dünya hayatı ile ahiret hayatı birbirini tamamlayan unsurlardır. Allah-û Teâlâ, insanın dünyada çalıştığına erişeceğini bildirirken ahirette de çalıştığının karşılığını göreceğini haber vermiştir. Dolayısıyla çalışmanın, çabalamanın neticesi hem dünyada hem de ahirette kendini gösterecektir. Dünya çalışma, çabalama, yorulma yeridir. Duruma göre gayret, sebat, sabır; duruma göre de sonucun güzelliğini görme yeri iken ahiret hayatı sadece neticenin elde edildiği, hasadın devşirildiği, cefanın değil, sefanın sürüldüğü yerdir. Kısacası dünya-ahiret dengesi kefeli teraziye benzer. Bir tarafa yüklenmek dengenin bozulduğunu, ahengin yok olduğunu gösterir. Doğru olan teraziyi eşit ve dengede tutmaktır. Ulema tarafından “insanın küçük âlem, âlemin ise büyük bir insan olduğu” söylenmiştir. İnsan her iki âlemin özelliklerini temsil ettiği için onun hayatında bu iki âlemin dengesini gözetme esas alınmış, dünya ahiretin tarlası kabul edilmiştir. Yüce Rabbimiz: “Allah’ın sana verdiği ile ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma.” (Kasas, 28/77) buyurmuştur. Dünya-ahiret dengesi kefeli teraziye benzer. Bir tarafa yüklenmek dengenin bozulduğunu, ahengin yok olduğunu gösterir. Doğru olan teraziyi eşit ve dengede tutmaktır. İslâm’ın bizlerden istediği budur. İslâm bir denge dinidir; densizleri ve dengesizleri kabul etmez. Dünya, bizi ahirete götüren bir yoldur, bir köprüdür. Bu yolda asıl olan, dünyanın zevk-i sefasına aldanmadan helâl dairesi içerisinde iktifa edip haramlara bulaşmadan ahiretimizi kazanmaktır. Peygamberimiz şöyle buyurur: “İyi bir mümin hem dünya işlerine hem de ahiret işlerine önem veren kimsedir.” (İbn Mâce, “Ticarat,” 2)

Ahirete iman, altı iman esasından biridir. Usûl-i selâse şeklindeki üçlü tasnife göre de ahirete iman ulûhiyet ve nübüvvet yanında üçüncü iman esasıdır. Ahiret kelimesi Kur’an-ı Kerim’de yüzü aşkın yerde geçmektedir. Tek başına kullanılma yanında el-yevmü’l-âhir, ed-dârü’l-âhira, yevmü’d-dîn, yevmü’l-hisâb, yevmü’l-hulûd şeklinde terkip hâlinde de kullanılmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de iman esasları (mü’menünbih olan hususlar) tadâd edilirken ahiret inancı da zikredilir. Örnek olarak Nisa suresinin 136. ayeti gösterilebilir. Söz konusu ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr eden kimse tam manasıyla sapkınlığa düşmüştür.” (Nisa, 4/136)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

477. Sayı Eylül 2022