Sayı : 497   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Sana İtikattan Soruyorlar ?

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

İnsanı İmandan Çıkaran Davranışlar

  • 01 Ocak 2024
  • 196 Görüntülenme
  • 493. Sayı / 2024 Ocak



Dinimizde kesin olarak haram olan bir şeyi helal, helal olan bir şeyi de haram olarak nitelendirmek küfürdür. Bundan dolayı itikat âlimleri; domuz eti yemek, içki içmek, kumar oynamak, zina etmek gibi bizzat haram olan amellerin helâl olduğuna inanan bir kimseye kâfir hükmünü vermişlerdir.

 

İslam’da her şey ahirette hesap verme inancı üzerine kurulmuştur. Bu sebeple Müslüman olduğunu iddia eden bir kimse, sözlerine ve davranışlarına çok dikkat etmelidir. Bunun yolu da hangi davranışın insanı iman dairesinin dışına çıkaracağını öğrenmesi ve bu tür davranışlardan şiddetle kaçınmasıdır. Şâriî, neyi helal kılmışsa onu helal bilmek, neyi haram kılmışsa onu da haram olarak tanımak gerekir.

 

 

“Geçmişte İslam âlimleri, insanların imanını korumaya yardımcı olmak için sorumsuzca söylenen ve insanı İslam dairesinin dışına çıkaran sözler konusunda elfâz-ı küfür isimli risaleler yazmışlardır. Bizler hangi sözlerin insanı küfre düşüreceğini biliyoruz. Acaba kişiyi iman dairesinin dışına çıkarıp küfre düşürecek fiiller de var mıdır? Bu fiiller konusunda örnekler üzerinden bizi aydınlatır mısınız?”

 

Akait, İslam dininin iman esaslarını ve davranışlarla ilgili temel ilkelerini naslardan hareketle ortaya koyan bir ilimdir. İmanın oluşumu ve sağlamlaşmasında davranış dediğimiz amellerin de büyük payı vardır. İlm-i akâidin tanımında geçen “davranışlar” ifadesi, Müslümanların yapmakla yükümlü olduğu ibadet, ahlak ve hukukla ilgili konuları ihtiva eder. Bir Müslüman’ın yerine getirmekle yükümlü olduğu dini pratikler dediğimiz davranışları kabul edip etmemek imanla ilgilidir. Örneğin, namazın farz olduğuna inandığı halde namazı kılıp-kılmamak insanı İslam dairesinin dışına çıkarmaz, ama onun farz oluşuna inanmamak insanı iman dairesinin dışına çıkarır. Dinde, sübûtu kat’î ve manaya delâleti kat’î olan hükümleri inkâr eden küfre düşer. Çünkü şer’î hükümlerin kabul ya da reddi imanın konusudur.

İslam itikadına göre herhangi bir davranışı yapıp yapmamanın küfür olup olmadığına karar vermenin yolu, ayet ve hadisleri yorumlamaktan geçer. Ehl-i sünnet âlimlerine göre ayet ve hadislerden oluşan naslar, zahiri manalarına göre yorumlanır. Eğer nasların zahiri manaları alındığında Yüce Allah’a cihet ve cismiyet gibi yaratılmışlık nitelikleri verecek manalar iş’ar ediyorsa, bu kuralın dışına çıkılabilir. O zaman ayet ve hadisler ilmi ölçülere riayet edilerek sahih te’vil kuramına göre yorumlanır. (Bkz. Taftazânî, Sadeddîn, Şerhu’l-Akâidi’n-Nesefiyye, Beyrut, 2007, s. 192) Kur'an ve sahih hadis gibi kesin naslarla sabit bulunan, ceset ve bedenlerin haşri gibi dini hükümlere delil teşkil eden nasları reddetmek de küfürdür. Zira bu, Allah ve Rasulünü açıkça yalanlamak manasına gelir. Bununla birlikte yine Hz. Ayşe validemize zina (kazf) isnat eden kâfir olur. Yüce Allah Kur’an’da bunun bir iftira olduğunu beyan edip Hz. Aişe validemizi aklamıştır. (Bkz. Nur, 24/11-20) Bu ayetlerin varlığını bile bile hala iftiraya devam etmek, Allah’ın ayetlerini yok saymak manasına gelir. Yine ister küçük günah, ister büyük günah olsun, günah oluşu kesin delille sabit olan bir günahı helâl saymak, günahları önemsememek ve şeriatın her hangi bir uygulamasıyla alay etmek de küfürdür. Zira günahları önemsememek ve şeriatla alay etmek, dini hüküm ve uygulamaları tekzip alâmetlerindendir. (Bkz.Taftazânî, Şerhu’l-Akâid, s. 192-93)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

493. Sayı Ocak 2024