Günümüze geldiğimizde kölelik boyut değiştirmiştir. Zincirlerin, prangaların, kafeslerin, kilitlerin yerini sanal bağlar almıştır. Modern kölelik, bir kişinin diğerinin zaaflarından yararlanarak onu kâr amacıyla kontrol etmesidir. Modern kölelikte sömürü, emek ve güç yerine ekonomik ve ruhsal sömürüye dönmüştür. Ekonomik sömürüde genellikle kurban, kimin için ve son tahlilde niçin çalıştığının farkına varmaz. Ruhsal, cinsel, manevi, duygusal istismara maruz kalır ama çoğu zaman bunun bile farkında değildir.
Dünyayı kendi megali ideaları doÄŸrultusunda ÅŸekillendirmeye çalışan ve insanları duygusuz, kimliksiz, aidiyetsiz, geleneksiz bireyler haline getirerek onları köleleÅŸtirmeye çalışan Siyonist küresel üst akıl, ortaya tüm balıkların, balık hafızalıların takılabileceÄŸi bir yem atmıştır. Bu yemin adı "özgürlük" tür. Küreselci üst akıl, modern köleliÄŸin temellerini "özgürlük" kavramı üzerine yükseltmiÅŸtir.Â
Birkaç yıl önce Türkiye'de bir TV kanalında yayınlanan bilgi yarışmasında sorulan bir soru, Türkiye'nin gündemine oturmuştu. Yarışmada "1980'lere kadar hangi ülkedeki yetim, gayrimeşru doğmuş, ebeveyni alkolik, ayrılmış veya fakir olan çocuklar devlet tarafından bazen açık artırmada satılarak çiftliklerde zorla çalıştırılmıştır?" sorusuna İngiltere kraliçesine âşık olduğunu ve çok beğendiğini ifade eden ve batı medeniyeti!!! hayranı olan yarışmacı epey şaşırmış ve şıklardaki Avrupa ülkelerine toz konduramamıştı. Sorunun cevabı, Batı'nın kirli geçmişini bir kez daha gözler önüne serdi. Sorunun doğru cevabı olan İsviçre'de uzun yıllar boyunca devlet eliyle işlenen çocuk istismarı, insan hakları savunuculuğuyla nam salmış Batı'nın ikiyüzlülüğünü gösterirken, hatırlanmak istenmeyen bu gerçeğin simgesi olan çizgi karakter Heidi, yeniden gündeme geldi. Çıplak ayaklarıyla, Alp Dağları'nda fakir bir yaşam süren öksüz Heidi karakteri, akıllara o soruyu yeniden getirdi: Heidi'nin ayakları neden çıplaktı? Çünkü Heidi devlet eliyle köleleştirilmiş bir çocuk köle idi.
Kölelik dünya tarihinde hemen hemen tüm toplumlarda var olan bir olgu maalesef. Kölelik bir insanın başka bir insana ait olması, o kişinin malı ve mülkü olması demektir. İradesini başka bir insanın tercihine bırakmış, makineleşmiş kişi demektir. 20. yüzyıla kadar insanlar köle olarak alınıp satılmış, bir eşya gibi başka bir insanın malı olmuştur. Emeği, gücü, alın teri sömürülmüştür. Kadın ve çocuk köleler cinsel istismara uğramıştır. Coğrafi Keşifler sonrasında Avrupalı yamyamların Afrika ve Amerika'da sömürge toprakları edinmesi dünyada köle ticaretinin daha da artmasına sebep olmuştur. Afrika'dan Amerika'da bulunan sömürge topraklarına milyonlarca insan köle olarak götürülmüştür. Ve yakın zamana kadar bu insanlar sömürülmüştür. Hâlâ da farklı biçimlerde sömürülmeye devam etmektedirler. Emperyalizm ve kolonyalizm denilen modern!!! dünya sömürü üzerine inşa edilmiştir.
Günümüze geldiğimizde kölelik boyut değiştirmiştir. Zincirlerin, prangaların, kafeslerin, kilitlerin yerini sanal bağlar almıştır. Modern kölelik, bir kişinin diğerinin zaaflarından yararlanarak onu kâr amacıyla kontrol etmesidir. Modern kölelikte sömürü, emek ve güç yerine ekonomik ve ruhsal sömürüye dönmüştür. Ekonomik sömürüde genellikle kurban, kimin için ve son tahlilde niçin çalıştığının farkına varmaz. Ruhsal, cinsel, manevi, duygusal istismara maruz kalır ama çoğu zaman bunun bile farkında değildir. Modern efendi(ler) yani insan tacirleri paranın tamamını veya neredeyse tamamını alırlar. Kontrol fiziksel, mali veya psikolojik olabilir. Modern kölelerin ayaklarında prangalar, ellerinde zincirler yoktur ama kendilerine özgürlük kılıfı/ambalajı ile sunulmuş bağımlılıkları vardır. Alkol, uyuşturucu madde, sigara, kumar, pornografi, ekran, sanal/sosyal medya bağımlılıkları modern köleleri efendilerine bağlayan modern zincirlerdir artık. Bir aylık/yıllık emeğini, ailesinin yıllardır yaptığı tüm birikimlerini, sağlığını, ailesini, işini, gücünü dakikalar içinde rû be rû görmediği efendilerine verir. Çoğu zamanda bundan zevk alır.
Modern köleler yani bağımlılar ile onları kontrol eden efendileri veya konseyler arasındaki ilişki hiçbir zaman aşikare görülmez. Kontrol, zincirler, prangalar, kilitli kapılar veya kafesler gibi fiziksel kısıtlamaya dayanmaz. Bunun yerine, kurbanlar manipülasyon, korku, bağımlılık, tehditler veya borç köleliği yoluyla istismar edilir. Zihinsel, akli, iradi, ruhi ve manevi kısıtlama ve esir alma mevcuttur
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız



















