10-15 yıl içerisinde fert, toplum ve cemiyet olarak çok çeşitli evrelerden geçtik ve bir hayli değiştik. Bu değişim; yememizden, içmemizden tutun da aile yapımıza, sosyal yaşantımıza kadar vardı. Bunlardan daha önemlisi, düşünce sistemimiz ve dünyayı anlamlandırmamız da çok değişti.
Değişimden şikâyet edecek değiliz. Hepimiz biliyoruz ki değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Ama biz bu değişim sürecinden nasıl geçtik, ya da nasıl geçmemiz gerekiyordu? Alexis Carel, İnsan Denen Meçhul adlı eserinde: "İnsanoğlu kendisini tanıyıp anlamadan teknik ilimlere çok fazla önem verdi, teknik olarak bir hayli ilerledi. Ama üretmiş olduğu bu teknolojiyi idare edecek insanı yetiştiremedi."
İşte biz Türk toplumu da batı toplumunun teknolojisini, hiç sansüre tabi tutmadan maymun iştahlılıkla ithal ettik. Ama maalesef teknolojisiyle birlikte batı kültürünü de farkında olarak veya olmayarak, kültürümüze kattık. Sonuçta batı kültürü, bizleri kendisine esir etti. Bu esaret bizlere çok şey kaybettirdi. Ama bir şey kaybettirdi ki, hepsinden çok daha önemliydi. Neydi o kaybettirdiği en önemli şey? "Müslüman olma bilincimiz". Artık dünyada Müslümanca yaşama hassasiyetimizi kaybettik. 28 Şubat süreci ile birlikte Müslümanlar olarak düşünce yapımız ve dünyayı algılama biçimimiz çok değişti.
İletişim, "bireylerin fikir, bilgi, tutum, duygu ve becerilerini çeşitli yollarla bir başkasına aktarma, iletme ve paylaşma süreci"dir. İnsanın Allah, aile, çevre ve toplumla olan ilişkilerinin kurulması, korunması ve geliştirilmesi iletişim becerisi ile sağlanır. İletişim bir bakıma duygu ve düşünceleri bir başkasına anlatarak ilişki kurmaktır.
Modern dünyada teknolojinin en çok gelişim sağladığı alanların başında iletişim geliyor. Bu gelişimin temelinde insanın yaratılışı gereği iletişime duyduğu ihtiyaç yatmaktadır. Bu ihtiyaç, iletişim alanında hergün yeni bir buluşu beraberinde getiriyor. Malumunuz son yıllarda iletişim alanında yapılan yenilikleri takip etmek bile imkânsızlaştı. Bütün bu gelişmelere rağmen insanın en çok şikâyetçi olduğu konulardan bir tanesi de anlaşılamamaktır. Oysaki iletişimdeki temel amaç, anlamak ve anlaşılmaktır. Ailede ebeveyn ve çocuklar, sosyal hayatta arkadaşlar birbirleriyle doğru bir iletişim kuramıyorlar. Bu durum insanın iletişim çağında iletişimsiz yaşamasına sebep oluyor. Yaratılışı gereği iletişim ihtiyacı ile dünya misafirhanesine teşrif buyuran insan, bu ihtiyacını karşılayamadığı için huzursuz oluyor.
İnsanın huzursuzluğuna sebep olan iletişimsizliğin temelinde iletişime kiminle ve nasıl başlayacağını bilmemesi yatmaktadır. Halbuki insanın kişisel yeteneklerinin farkında olmasını sağlaması ve kişisel gelişmesine katkıda bulunması açısından iletişim çok önemlidir. İnsan, iletişim süreci içinde, Allah ve diğer insanlarla olan ilişkilerini geliştirir, kendini tanıma olanağı bulur. Böylece duygu, düşünce, tutum ve davranışlarını daha iyi anlar. Davranışlarında değişiklikler yapma, onları kontrol etme olanağını bulur. Aynı zamanda insan, duygu ve düşüncelerini başkasıyla paylaştığı için onlarla olan ilişkileri güvence altına alınmış olur
Bunun için Allah, insanın iletişim bağlarını koparmasını yasaklamıştır; "Onlar ki fıtrat sözleşmesinden sonra Allah'ın aldığı sözü bozarlar, Allah'ın kurulmasını emrettiği bağları kesip koparırlar ve yeryüzünde ahlaki çürümeye neden olurlar, işte bunlardır hüsrana uğrayanlar." (Bakara, 2/27)
Bireysel ve toplumsal huzurun temelinde Allah'ın korunmasını emrettiği bağlar olduğuna göre bu bağları koruyacak iletişimin de doğru sağlanması gerekmektedir. Kendi kendisiyle olan iletişimini sağlayamamış bir insanın yaratıcısı ile kaliteli, seviyeli ve tatmin edici bir iletişim sağlaması mümkün değildir. Çünkü insanın Allah ile iletişimin temelinde kendisini fark etmesi ve kendisiyle iletişim halinde olması vardır. Rahmet elçileri olan Efendilerimizin hayatlarını doğru bir şekilde anlama çalışması yaptığımızda bu neticeye ulaşıyoruz. Her bir peygamberimiz Rabbimiz tarafından vahiy ile muhatap kılınmadan önce kendisini anlama ve kendisiyle iletişim kurabilmesi için terbiyeye tabi tutulmuştur.
Bu sayımızda sizlerin huzuruna, değişimin ve iletişim araçlarındaki gelişimin beraberinde getirdiği "Modern Kölelik ve Bağımlılıklar" dosyasıyla çıkıyoruz.
Elinizde, gündeminizde ve gönlünüzde olmamıza vesile olan makaleleri için kıymetli yazarlarımıza, teşekkürlerimizi arz ediyor; siz vefalı, fedakâr ve hassas okurlarımızı dergimizi baştan sona okumaya davet ediyoruz.
Nisan sayımızda buluşmak duasıyla.



















