"bugün Öğretmenine İyi Bir Soru Sordun Mu?" , Mehmet Emin Karabacak
Sayı : 508   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Uzman Gözüyle

Mehmet Emin Karabacak

"bugün Öğretmenine İyi Bir Soru Sordun Mu?"

  • 31 Mart 2025
  • 16 Görüntülenme
  • 508. Sayı / 2025 Nisan
Yazarın Diğer Yazıları
Mehmet Emin Karabacak
Tüm Yazı Arşivi



Çocukların sorularına verilecek cevaplar, onun kişilik gelişimi açısından oldukça önemlidir. Çünkü çocuklar kendisini yaratanı tanımak ve O'nunla ilgili meraklarını gidermek için sorular sormaktadırlar. Bunun yanında çocuklar, okul döneminde daha çok öğrenme amaçlı sorular sormaktadır. Anne-babalar, bu durumda çocukları susturmak yerine onları bilgilendirmeli ve akıllarındaki soruları rahatça sormalarına fırsat vermelidirler.

Çocukların merak duygularını geliştirecek türde soru sormaları teşvik edilmeli. Çocukların sorularına da seviyelerine uygun açık ve anlaşılır bir şekilde cevaplar verilmeli. Çocukların sormuş oldukları soruların cevabını bilmiyorsak açık yüreklilikle ifade edilmeli. Fakat birlikte araştırabileceğimizi de söyleyerek bilgiye ulaşmanın yolları öğretilmeli.

"Hocam ilkokula giden bir kızım var. Sürekli sorular soruyor. Aklına takılan ne varsa soruyor. Cinsiyetle ilgili, yaratıcı ile ilgili, günlük yaşamla ilgili, gelecekle ilgi.

Soru sormasından değil de çok soru sormasından rahatsızım. Bazen bana göre saçma sapan, bazen de cevap veremeyeceğim sorular soruyor ki bunalıyorum ve yeter diyorum.

Bu çocuğun sürekli sorması normal mi? Sorduğu soruların cevaplarını bilmediğimiz zaman nasıl bir cevap vermeliyiz? Bu konuda çocuklara yaklaşımımız nasıl olmalıdır?"

"Vernon adında Amerikalı bir fizyoloji profesörü Nobel ödülü almış. Öğrencilerden biri, ödülden sonraki ilk derste, hocaya şu soruyu sormuş: Fizyoloji alanında bu ülkede üç binin üzerinde bilim adamı var. Bu kadar bilim adamının arasında bu ödüle niçin siz layık görüldünüz? Sizi diğer bilim adamlarından ayıran özellik ne?

Profesör yüzünde bir gülümsemeyle şu cevabı vermiş: Hepsini anneme borçluyum. Diğer çocukların anneleri, onlar okuldan dönünce,söyle bakalım, öğretmenin sorularına iyi cevap verebildin mi? derken, benim annem, Vernon, bugün öğretmene iyi bir soru sordun mu? derdi. Ben niçin Nobel ödülü aldım? Beni diğerlerinden ayıran özellik ne? Bunu soruyorsunuz, değil mi? Beni diğerlerinden ayıran özellik, benim diğerlerinin sormadığı soruları sormam ve sormaya devam etmemdir!" (Doğan Cüceloğlu, Savasçı, s.195)

Vermon'unun annesi okuldan gelen çocuğuna bu şekilde soru sorarken peki biz okuldan gelen çocuğumuza ne soruyoruz? Aramızdaki fark ne? Sorunun cevabını düşünmeniz üzere size bırakıyorum.

İnsanoğlunun öğrenmesi doğumla başlar ve ölümle bitmektedir. Bunun en güzel örneklerini de Peygamber Efendimiz (sav): "Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz." hadisiyle daha iyi anlamaktayız.

Rabbimiz tarafından, "Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi" (Nahl, 16/78) insanoğlu, öğrendiklerini de merak ile öğrenmektedir. Merak edilmeyen hiçbir şey öğrenilememektir. "Merak ilmin hocasıdır." der atalarımız. İnsanlardaki merak duygusu olmasaydı bugün teknoloji çağını değil de ilk çağları yaşardık gibime geliyordu.

Gelelim soruya; bu yaşlardaki çocukların yaradılışları gereği öğrenme amaçlı soru sormaları gayet normaldir. Çünkü zihinsel gelişimlerinin bir gereğidir.

Çocuklar, ana kucağında iken nesneleri ağzına alarak ve etrafı gözlemleyerek tanımaya çalışırken konuşmaya başladıktan sonra da soru sorarak öğrenmektedirler. Özellikle 3-4 yaşlarında çocukların merak duygusuna bağlı olarak soruları da artar. Merak duygusu, okul öncesi dönemde olduğu kadar olmasa da insanda ölünceye kadar devam eden bir süreçtir.

Çocuklar, özellikle 3-7 yaşları arasında zihinsel gelişimlerinin gereği somut zekâ evresinde, öğrenme adına her konuda sorular sorabilmektedirler

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

508. Sayı Nisan 2025