Sayı : 508   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Umran

Mehmet Toker

Dijital Dünya'da Aile Kalabilmek

  • 31 Mart 2025
  • 89 Görüntülenme
  • 508. Sayı / 2025 Nisan



Dijital mecraların geleneksel değerleri negatif yönde etkileyen faktörler olduğu malumun ilanıdır.  Asıl üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken husus: geleneksel değerlerimiz diye tarif edilen o değerlerin nasıl bu kadar negatif  etkiye açık ve dijital çağın kendine özgü fikri fraksiyonları ve algı operasyonları karşısında kartondan kale gibi durduğu veya bu mesabeye nasıl indiği üzerinde düşünmemiz gerektiğidir.

Nasıl ki aile inanç, fikir, ahlak ve vicdan dünyasının şekillendiği yer ise; aileyi ahlak, vicdan, fikir olarak koruyan, kurumsal olarak varlığını devam ettiren husus da imandır, inançtır.

1876 yılında Graham Bell'in telefonun patentini alması ile mesafeler arası ilk ses nakli resmiyet kazanmış oldu. Bu tarihten yirmi beş yıl sonra da ilk radyo frekansı dalgası nakledildi. Tek bir merkezden/vericiden pek çok alıcıya tek taraflı olarak ses nakli gerçekleştirilmiş oldu. Bu tarihten yirmi beş yıl sonrada tek taraflı görüntü aktarımı olan televizyon icad edildi. İcadından beş yıl sonrada ilk televizyon yayıncılığı kısmi zamanlı başlamış oldu. TV'nin yayına başlamasından kırk küsur yıl sonra yazılı mesajın elektronik ortamda iletimi ile internetin de ilk temelleri atılmış oldu. İnsanoğlu sanayii devrimi ismiyle başlayan süreci farklı bir boyuta dönüştürdü. TV yayıncılığının başladığı tarih bir anlamda dijitalleşmenin ilk adımları idi. Bu tek taraflı görüntü aktarımı, insanların aklına; bir filmde repliğe de yansıyan şu malûm ve meşum soruyu getirdi. "Zeki Müren de bizi görecek mi?" Bu soruya aranan cevap, internet alanındaki gelişmelerinde katkısıyla, TV'nin ilk yayına başlamasından yaklaşık bir insan ömrünü ihtiva eden sürenin sonunda cevap buldu ve 2007 yılında karşılıklı bireysel anlık/canlı görüntü aktarımı gerçekleştirildi. Böylelikle tüm dünya dijital bir ağ tarafından sarmalanmasını da tamamlamış oldu.

Dijitalleşme, veri, ses, metin, fotoğraf, görüntü biçiminde her türlü enformasyonun "bit"lere (0 ve 1'lere) ya da bilgisayar "diline", mikro işlemciler yardımıyla dönüştürülmesidir. Enformasyon biçimlerinin tümünün dijital (sayısal) teknoloji yardımıyla, üretilmesi, saklanması, iletilmesi ve dağıtılması önceki dönemlerle kıyaslanamayacak ölçüde kolaylaştırdı. 2000li yıllardan sonra yeni iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte pek çok resmi ve gayri resmi kurum bir takım değişim ve dönüşümler yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Bu değişim ve dönüşümden en çok etkilenen kurumların başında toplumun en küçük ama en önemli yapı taşı aile kurumu oldu maalesef. Ailedeki bu değişim ve dönüşüm pek çok resmi ve gayri resmi kurumda olduğu gibi pozitif yönlü değil maalesef negatif istikamette gerçekleşti. Son yirmi beş yılda gerek ülkemizde gerekse dünya üzerindeki toplumlarda evlenme ve boşanma sayıları, oranları, ivmeleri bu durumu net bir biçimde ortaya koymaktadır.

2000'li yıllardan sonra cep telefonunun hızla hayatımıza girmesi, internetin yaygınlaşması, sosyal medyada her bir bireyin kendine özel bir sayfa açmasına imkân tanınması, okuma alışkanlığını ya da fikir/ideoloji, görüş sahibi olma durumunu ortadan kaldırdı. Video, fotoğraf vb. görsel paylaşımların artması, görüşten görünüşe bir değişim ve dönüşüme sebep oldu. Sosyal medyada 140 karakter ile sınırlandırılmış fikir beyan etme, yorum yapma alanı, fikir teatisi, tefekkür ve beyanın çekiciliğini ortadan kaldırdı. Bunun yerine görünüşü, görüntüyü ve görülmeyi inşaa etti. Basılı yayınlardaki/gazete sayfalarındaki fotoğrafların daha fazla, haber yazılarının ve fikrî yazıların daha az olmasının okuyucuyu cezbettiği anlayışı sosyal medyanın renkli dünyası ile beraber tamamen fotoğraf, video ve görüntüye hapsoldu. Aile içinde bile bireyler sohbet etme yerine aynı odanın içinde mesajlaşmaya kadar birbirinden koptu

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

508. Sayı Nisan 2025