Aile; aynı çatı altında yaşayan, evlenme, kan ve akrabalık bağlarıyla birbirine bağlanan, kederde ve sevinçte duygu birliği kuran ve dayanışma ruhu gösteren şahsiyetlerin oluşturduğu sosyal ve dinî bir kurumdur. Aile, sosyal bir kurumdur. Aile, toplumu ayakta tutan kaledir. Bir bina için sütun, bir doku için hücre, bir tarla için tohum ne kadar önemli ise bir toplum için de aile o kadar önemlidir. Toplumun çekirdeğini ve özünü aile oluşturur. Dolayısıyla bir toplumun geleceği, "kültürel ve ahlaki değerleri" içselleştiren ailelerin varlığıyla mümkündür. İnsanlar, bu yüce değerler için fedakarlıkta bulunur; gerekirse savaşarak şehit olurlar. Aile, dinî bir kurumdur. Aile, dünyanın her yerinde ve tarihin her döneminde, ahlaki ve dinî değerlerle doğrudan irtibatlı olmuştur. Bu bakımdan kutsaldır. İslam dininde evlilik nikâha dayanır. Nikâhsız bir aile yuvası düşünülemez. Nasıl ki toplumun temeli aile ise ailenin temeli de nikâhla oluşturulur. Allah, kadın ve erkeği birbirlerine karşı duydukları his, duygu ve meyillerle yaratmıştır. Hz. Âdem'in kendi cinsinden bir arkadaşa, bir eşe, Hz. Havva'ya ihtiyaç duyması yaratılıştan gelen bu meyil gereğidir. Rabbimiz şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık." (Hucurat, 49/13) İnsan sosyal bir varlık olarak yalnız yaşayamaz. Bu beraberliğin en tabii ve en huzurlu olanı evlenip aile kurmaktır. Sevgili Peygamberimiz (sav), evlenmiş ve evliliği teşvik etmiştir. Evlilik hayatında merhametli bir baba, müşfik bir dede, fedakâr bir eş. modellerini insanlığa sunmuştur.
Gençlere hitaben; "İmkân bulanlarınız evlensin çünkü gözü ve iffeti en iyi koruyan evliliktir..." buyurmuşlardır. Bir başka hadisi şerifte de; "Nikâh benim sünnetimdir. Evleniniz, ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm." (İbni Mâce, "Nikâh", 1) buyurmuştur.
Erkek, eşini ve çocuklarını koruyup her türlü tehlikeden muhafaza etmeye çalışır. Kadın ise hayatın her türlü zorlukları karşısında dayanabileceği güvenilir bir hayat arkadaşı, sevgi ve şefkatiyle kucaklayacağı eş ve çocuklara sahip olmak ister. Kur'an-ı Kerim'de "Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır." (Rum, 30/21) buyrulur. Eşler birlikte Allah'ın rızasını kazanmak, maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak, günaha düşmemek için birbirlerinin eksiklerini tamamlarlar. Rabbimiz bu konuda bir ayetinde "...Onlar (kadınlarınız) sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbise gibisiniz..." (Bakara, 2/187) buyurur. Evlilik bedeni sükûna, ruhu huzura erdiren bir müessesedir. Aile, yeni nesli toplum hayatına hazırlar. Aile, çocukların bedeni ve ruhi yönden tekamülünü sağlar. Allah'a karşı kulluk ve sorumluluk bilinci kazandırır. Toplum, ailelerin bir araya gelmesinden oluşur. Bu nedenle aile, içinde yaşadığı toplumun, toplum da ailenin genel özelliklerini yansıtır. Aile, toplumun çekirdeği, adeta özüdür. Aile ile hedeflenen, insan neslinin sağlıklı bir şekilde çoğalmasını sağlamak ve topluma yararlı örnek şahsiyetler kazandırmaktır. İyi ve güzel alışkanlıklar ve davranışlar ailede kazandırılabilir. İnançlar, ahlaki davranışlar, hayatın iyi ve zor yönlerini paylaşmak ailede öğrenilir. Aile toplumun özüdür, onu tahribe yönelen her şey, toplumun tahribine yönelmiş demektir. Veda Hutbesi'nde kadının, kocasına Allah'ın bir emaneti olduğu belirtilmektedir. Rabbimizin değerli bir emaneti olmak, kadın için ne kadar güzel bir rütbedir. Çocuklar da anne ve babaya verilmiş emanetlerdir. Onları en güzel bir şekilde terbiye etmeye çalışmak, hayırlı insanlar olarak ümmetin hizmetine vermek anne babanın ortak görevidir.
Aileler, sevgi üzerine kurulmalıdır. Güven, dayanışma ve yardımlaşma ancak birbirlerini seven kişiler arasında gerçekleşir. Ailede sevgi herhangi bir menfaate ve sebebe bağlı olmamalıdır. Sevgi, saygı ve dayanışma ailenin temel dayanaklarını meydana getirir. Ayrıca aile bir fedakârlık kurumudur. Eşlerden her biri nefsinden önce eşini ve çocuklarını tercih etmelidir. Kısacası, fedakârlık, şefkat ve muhabbetle yaşanan aile hayatı, cennet hayatı gibi olur.
Aile fertleri birbirlerini Allah rızası için sevmelidir. Yapılan her türlü fedakârlığın karşılığı da yine Cenab-ı Haktan beklenmelidir. Toplumda olduğu gibi aile içinde de hak ve hukuka karşılıklı riayet edilmelidir.
Bu sayımızda sizlerin huzuruna 2025 yılı "Aile Yılı" olması vesilesiyle "Huzurun Adresi Aile Kurumu" dosyasıyla çıkıyoruz.
Değerli yazarlarımıza, elinizde ve gönlünüzde olmamıza vesile olan makaleleri için teşekkürlerimizi arz ediyor, siz vefalı, fedakâr okurlarımızı dergimizi okumaya davet ediyoruz.
Mayıs sayımızda buluşmak duasıyla.