Anne-baba olarak çocuklarımıza kazandırmak istediğimiz davranışları, onlara örnek olarak kazandırmak en doğru olanıdır. Örneğin çocuklarımızın iyi bir ahlakla ahlaklanmasını istiyorsak, öncelikli olarak kendi ahlakımızı güzelleştirme yoluna girişmeliyiz. Çünkü çocuklar ilk etapta anne-babalarını örnek alırlar. Burada anne ve babanın birbirlerine karşı merhametli ve şefkatli davranması da büyük bir önem arz etmektedir.
Eğer anne, henüz dünyaya gelmemiş çocuğunu Allah'a adar, terbiyesini tam bir teslimiyetle O'na havale ederse O da tıpkı Hanne'nin adadığı Meryem'in hususi terbiyesine bir peygamberini tayin ettiği gibi bir vesile var edecek ve o vesileyle Meryem'i bir bitki misali yetiştirdiği gibi o çocuğun da terbiyesini üstlenecektir.
İnsanoğlu, Allah'ın yarattığı mahlûkat içerisinde en üstünü ve en şereflisidir. Bu yüzdendir ki, Allah, insanı yeryüzüne halife olarak yaratmıştır. (Bkz. Bakara, 2/30) İnsan bu özelliğe dünyaya geldiği andan itibaren hak kazanır. İnsanın, yaratılış gayesine göre yaşaması ve davranış sergileyebilmesi için de daha çocukluk çağından itibaren terbiye edilmesi, hayata terbiye yoluyla hazır hale getirilmesi gerekir.
İnsanlar, tarihin ilk çağlarından beri kendi inanç ve düşünce sistemlerine göre nesiller yetiştirmeyi, onları kendi gayeleri doğrultusunda hayata hazırlamayı istemişlerdir. Bu konuda görevlerini hakkıyla yerine getirdikleri zaman, geleceğe güvenle bakabilmişlerdir. Zira bugünün çocukları, geleceğin büyükleri olacak ve dünyanın sorumluluğu onlar tarafından taşınacaktır.
Dünya'da Allah'ın bize verdiği her şey bir emanettir. Sağlığımız, malımız, mülkümüz, makamımız vs. Bu emanetler içerisinde en önemlisi ise şüphesiz neslimiz, gözümüzün nuru çocuklarımızdır. Bu nedenle çocuklarının iyi şartlarda yaşaması ve onların hem bedeni hem de ruhi anlamda iyi yetişmesi için ana-babanın yapamayacağı fedakârlık yoktur. Çocuklarımızı bize emanet eden Allah, her emanette olduğu gibi, onların bütün sorumluluğunu da bizlere yüklemiştir. Çocuklarımızı iyi insanlar olarak yetiştirmek Allah'ın bizlere yüklediği bir vazifedir. Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler, kendinizi ve çocuklarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan Cehennem azabından koruyun." (Tahrîm, 66/6) Bu ayette nesillerin sorumluluğu ve onların Allah'ın emirleri doğrultusunda yetiştirilmesi anne-babanın üzerine yüklenmekte ve insanlardan çocuklarını dinin emirleri gereğince yetiştirmeleri beklenmektedir.
Çağımızın meşhur âlimlerinden birisi olan Mevdudî bu ayet hakkında şöyle der: "Bu ayette, kişinin, sadece kendisini Allah'ın azabından kurtarmasının yeterli olmayacağı, gücü yettiğince ailesini Allah'ın sevdiği kullar olacakları şekilde yetiştirmesinin de kendi sorumluluğu içinde olduğu bildirilmiştir. Şayet onlar cehennem yolunu tutmuşlarsa, gücü nispetinde onlara engel olmaya çalışmalıdır. Sadece onların bu dünyadaki refahlarını değil, ahirette cehennemin yakıtı olmamalarını da düşünmelidir. Buhari'de İbn-i Ömer'den rivayet olunduğuna göre, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Hepiniz yöneticisiniz ve yönettiklerinizden sorumlusunuz. Hükümdar halkından, erkek ailesinden, kadın kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur."
Seyyid Kutub da şöyle der: "Müminin hem kendisine hem de ailesine karşı olan sorumluluğu ağır ve korkunç bir sorumluluktur. İleride korkunç bir ateş. O ve ailesi bu ateşle karşı karşıyadırlar. Kendisini bekleyen bu ateşten hem kendini hem de ailesini uzak tutmak zorundadır
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız