Müslümanlar arasında görüş farklılıkları, dinin özü ile ilgili değildir. Müslümanlar arasında; Allah'ın birliği, Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliği, Kur'an'ın Allah kelamı olduğu; beş vakit namaz, zekât, oruç, hac gibi temel farzlarda ve bunların yerine getiriliş şekilleri hakkında ihtilaf olmamıştır.
İslam'da itikadi ve ameli mezheplerin ortaya çıkışı bir zorunluluktan kaynaklanmıştır. Bunun başında lafız ve mana ilişkileri gelir. Esas olan burada mezhep mensuplarının azami müştereklerde buluşup asgari ihtilafları ayrılık konusu yapmamalarıdır. İtikadi ve fıkhi konuların detaylarında kendilerine has anlayış ve yorumlara sahip olan kimseler asla birbirlerini tekfir etmemelidirler.
"Mezhep nedir, mezhepler nasıl oluştu? Kur'an ortada iken, Hz. Peygamberin bütün hadislerine ulaşma imkânı varken, neden Müslümanlar ortak bir görüş etrafında değil de farklı mezhepler etrafında toplanıyorlar? Müslümanlar arasında mezheplerin varlığı itikadi, ameli ve siyasi birliğe aykırı değil midir? Bu sorularıma cevap verirseniz çok memnun olacağım."
İslam tevhid dinidir. Bütün peygamberlerin çağrısı sadece Yüce Allah'a kulluk edip bir başkasını O'na ortak koşmamak üzerine yapılmıştır. Bu birlik inancına sahip olan Müslümanların kendi aralarında sosyal birlik ve beraberliği korumaları tevhidin bir gereği olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple müminlerin tevhit inancını korumaları ve bu inancın zıddı olan bölünüp parçalanmak manasına gelen tefrikadan uzak durmaları emredilmiştir. (Bkz.Rum, 30/30-32; En'am, 6/159) Çünkü tefrika, sosyal bütünlüğü bozan bir zihniyettir. (Bkz.Âl-i İmran, 3/105; En'am, 6/159) Müslümanlara düşen görev, dinin asıllarında birleşip fer'î konulardaki farklılıkları rahmet olarak görmek, birbirlerini, iman kardeşliğinin verdiği cesaretle sevmektir. (Bkz.Hucurat, 49/10) Bir başka ifade ile dinde zaruri olan noktalarda ittifak edip, fer'i meseleleri anlaşmazlık sebebi yapmamaktır. Acaba Kur'an ve Hz. Peygamberden gelen rivayetler ortada iken itikadi ve fıkhî mezhepler neden ortaya çıkmıştır? Mezheplere ihtiyaç var mıdır? Herkes Kur'an ve sünnetten anladıkları ile amel edebilir mi? Şüphesiz bu soruların cevabı mezhebin tanımı ve ortaya çıkış sebepleri verildikten sonra daha iyi anlaşılacaktır.
Sözlükte "gitmek" anlamındaki "zehâb" kökünden türeyen "gidecek yer ve yol" manalarına gelen mezhep (Bkz.İbn Manzur, Lisânü'l-Arab, Beyrut: Dâru İhyaî Turasi'l-Arabi, 1999, V, 66), terim olarak "dinin itikadî ve fıkhî hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve bunlardan hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan İslam âlimlerinin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistem" diye tanımlanabilir. İman esaslarını konu edinen mezhepler itikadî, diğerleri de fıkhî mezhepler diye isimlendirilmişlerdir. (Bkz.Üzüm, İlyas, "Mezhep" Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Ankara: TDV Yayınları, 2004, XXIX, 526) İslam'ın erken dönemlerinden itibaren Müslümanlar gündelik hayatlarında ortaya çıkan güncel sorunlarını çözmede kendi mizaçlarına uygun düşen itikadi ve fıkhi mezheplerin görüşlerine bağlı kalmışlardır.
Bir düşünce yahut yorumun mezhep olabilmesi için dinin ana kaynakları olan Kur'an ve sünnete referansta bulunması, hüküm çıkarmada kendine has bir yönteme ve belli bir taraftar kitlesine sahip olması gerekir
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız