Nefis nasıl terbiye edilir, eğitilir, takvalı hale getirilir? Allah'ın vahyini (burhanını, emir ve yasaklarını) öğrenip hayatın her alanında yaşayarak. Bir başka ifadeyle: İhlası, ihsanı ve takvayı; inanç, düşünce ve bütün fiillere yansıtarak. Kıssaların diliyle ifade edersek; Şeytan'ın cazip gösterdiği Âdem'e yasaklanan ağaca (Allah'ın yasakladıklarına) yaklaşmayıp Nuh'un gemisine (Allah'ın emirlerine) sığınarak.
Allah'a ve buyruklarına gönülden inanmak. Sonra bütün azalarıyla ve hücreleriyle teslimiyet. Yani imanın hayata aktarılması, ete kemiğe bürünmesi, eyleme dönüşmesi. Nefis terbiyesi bu işte! O zaman Müslümanlara bakanlar, onların fiillerinde İslam'ı tanırlar.
"Rabbim rahmet etmezse (esirgeyip korumazsa); nefis, insanı daima kötülüğe yöneltir." (Yusuf, 12/53) diyor Yusuf Peygamber.
Az kalsın Yusuf (as) da kadının ahlaksızca isteğine yenik düşecek, meyledecekti, kötülüğe yöneltecekti. Allah'ın burhanını (Zinayı yasaklayan vahyini) hatırladı. Düşündü ve ahlaksız davete sırtını dönüp uzaklaştı. (Bkz.Yusuf, 12/24) Allah'a sığındı. Allah da onu korudu.
Züleyha, nefsine uydu. Nefsi onu kötülüğe sürükledi. "Nefislerinin onlar için sunduğu şey ne kötüdür!" (Maide, 5/80)
Terbiye olmamış nefis, insana daima kötülüğü telkin eder. Terbiye olan nefis ise insan için Allah'ın önemli bir kayrasıdır.
"Nefse ve onu şekillendirene, ona fücuru ve takvayı ilham edene (kötülük ve iyilik yapma kabiliyeti veren Allah'a ant olsun ki) onu (nefsini) arındıran muhakkak kurtulur. Onu (kirle) örten zarar eder." (Şems, 91/7-10)
Nefis nasıl terbiye edilir, eğitilir, takvalı hale getirilir?
Allah'ın vahyini (burhanını, emir ve yasaklarını) öğrenip hayatın her alanında yaşayarak. Bir başka ifadeyle: İhlası, ihsanı ve takvayı; inanç, düşünce ve bütün fiillere yansıtarak. Kıssaların diliyle ifade edersek; Şeytan'ın cazip gösterdiği Âdem'e yasaklanan ağaca (Allah'ın yasakladıklarına) yaklaşmayıp Nuh'un gemisine (Allah'ın emirlerine) sığınarak. Bu konuda Peygamberler en güzel örnektir bize.
Fiillere yansımayan iman, iman değildir. Yaşanmayan ilim, ilim değildir; bilgi yüküdür sadece. En iyimser bir ifadeyle; aksesuardır, süstür, yakaya takılan rozettir.
Kötülük zaten yakışmıyor insana. Neyin iyi, güzel olduğunu öğrenmek, bilmek de çok fayda sağlamaz. Güzel ve iyi olmaktır önemli olan.
İslam'ı kendi nefsinde yaşamayan kimsenin, başkalarına söyleyecek sözü olamaz. Yaşanmayan, yaşatılamaz. İyiliği tavsiye etmeye ve kötülükten alıkoymaya insan önce kendi nefsinden başlamalı.
Bir bilgenin dediği gibi; çocuklarınızı eğitmenize gerek yoktur. Çünkü onlar, zaten sizi örnek alacaklardır.
Son Rasul (sav) anlatıyor: "Kıyamet günü bir kimse getirilip cehenneme atılır. Bağırsakları karnından dışarı fırlar ve o şekilde değirmen çeviren eşek gibi döner. Cehennemdekiler onun yanına toplanırlar ve: Ya filan, bu ne hal? Bize iyiliği emreden ve bizi kötülüklerden sakındıran sen değil miydin? derler
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















