Ateşkesin sürdürülmesi için ABD, Mısır, Türkiye ve Katar tarafından imzalanan garanti anlaşması da bir işe yaramadı. Çünkü bu garanti anlaşmasına imza atan ülkelerden ABD'nin amacı göz boyamaktı ve siyonist katillerle aynı yerde duruyordu. Soykırım savaşında bu derece cüretkâr olmasını sağlayan da ABD olmuştur. Mısır'daki Sisi yönetimi yuları ABD'ye kuyruğu siyonist işgalcilere teslim etmiş durumdadır. Dolayısıyla onlardan bağımsız bir girişimde bulunabilecek durumda değildir. Katar'ın siyasi ve diplomatik açıdan bir yaptırım gücünün olmadığı biliniyor.
BM görünüşte dünyada barışı ve adaleti hâkim kılma iddiasıyla oluşturulmuş bir teşkilat olarak lanse edilse de gerçekte çağdaş emperyalizmin baskıcı ve dayatmacı politikalarını kendince "yasal" zemine oturtmayı amaçlayan bir meşrulaştırma aracıdır. Bu özelliği Filistin meselesiyle ilgili tutumunda çok daha belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Çünkü siyonist işgal çağdaş emperyalizmin İslam âlemini kontrol etmek amacıyla sürdürülen savaşın ve izlenen politikaların bir merkezi olarak oluşturulmuştur ve korunmasına da büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Siyonist işgal rejiminin ABD'nin tam desteğiyle Gazze'de iki yıl boyunca sürdürdüğü korkunç soykırım savaşının ve gerçekleştirdiği büyük katliamın ardından sağlanan ateşkesten sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ABD'nin teklifiyle, Gazze'yle ilgili olarak 2803 sayılı kararı çıkardı.
Kararın içeriğine geçmeden önce şunu belirtelim ki ateşkes anlaşmasının resmen yürürlüğe girmesine ve Filistin tarafının da şartlarına riayet etmesine rağmen siyonist işgal rejimi saldırılara, suikastlara ve zaman zaman katliamlara devam ettiği halde uluslararası kurumlar onu ateşkesin şartlarına riayet etmeye zorlamak için en ufak bir girişimde bulunmadı.
Ateşkesin sürdürülmesi için ABD, Mısır, Türkiye ve Katar tarafından imzalanan garanti anlaşması da bir işe yaramadı. Çünkü bu garanti anlaşmasına imza atan ülkelerden ABD'nin amacı göz boyamaktı ve siyonist katillerle aynı yerde duruyordu. Soykırım savaşında bu derece cüretkâr olmasını sağlayan da ABD olmuştur. Mısır'daki Sisi yönetimi yuları ABD'ye kuyruğu siyonist işgalcilere teslim etmiş durumdadır. Dolayısıyla onlardan bağımsız bir girişimde bulunabilecek durumda değildir. Katar'ın siyasi ve diplomatik açıdan bir yaptırım gücünün olmadığı biliniyor. Türkiye'nin diplomatik girişimleri ve resmî açıklamaları ise uluslararası alanda pratiğe dönük bir destek görmeyince ve fiili anlamda bir baskı söz konusu olmayınca herhangi bir sonuç vermedi.
Siyonist işgal rejiminin ateşkese riayet etmeye zorlanması ve saldırıların son bulması, insani yardımların içeri girmesinin sağlanması için hiçbir girişimde bulunmayan ABD ise, arka planda küresel sistemi, İsrail'in önünü açacak bir şekilde devreye sokmak amacıyla diplomatik alanda yoğun bir faaliyet yürüttü. Bunun neticesinde BMGK'ye sunduğu teklif, 17 Kasım Pazartesi gecesi düzenlenen toplantıda yapılan oylamada 13 üyenin lehte oy vermesi, 2 üyenin ise çekimser kalması neticesi kabul edilerek 2803 nolu karar olarak kayıtlara geçmiş oldu. Oylamada çekimser kalan üyeler Rusya ile Çin idi. Bunların her ikisi de daimî üyelerden olduğundan, herhangi birinin red oyu kullanması kararın kabul edilmesini engelleyecekti. Çünkü onlardan birinin red oyu veto anlamına gelecekti. Bu açıdan çekimser kalmaları sadece politik bir tavırdan ibaret kalmış ve kararın kabul edilmesinin önünü açmıştır.
Karar, görünüş itibariyle veya resmî açıklamalarda öne çıkarılan iddiaya göre Gazze'de savaşı durdurmayı amaçlıyordu. Gazze'de savaşın devam etmesinin sebebi ve sağlanan anlaşmanın gereği gibi uygulanmasının önündeki engel İsrail işgal rejimi iken, onu ateşkese riayet etmeye zorlama amaçlı hiçbir girişimde bulunmayan BMGK'nin ve teklifi sunan ABD'nin böyle bir iddiada samimi olduklarına inanmak mümkün olabilir mi? Ne yazık ki ABD'nin çizgisi hakkında bildiklerimiz ve şimdiye kadar İsrail aleyhindeki kararlarının hiçbirinin arkasında durmayan, uygulamaya geçirilmesi konusunda üzerine düşeni yerine getirmekten çekinen BMGK ve genel anlamda BM konusunda yaşadığımız tecrübeler buna inanmanın çok fazla iyimserlik olacağını gösteriyor
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız


















