Merhabalar Değerli Okurlarımız: , Ribat Dergisi Editör
Sayı : 515   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Editörden

Ribat Dergisi Editör

Merhabalar Değerli Okurlarımız:

  • 29 Kasım 2025
  • 2 Görüntülenme
  • 516. Sayı / 2025 Aralık

İnsan, Yüce Allah'ın fanilikler diyarında yarattığı en kompleks varlıktır. Bununla kastımız, insanın yaratılan varlıklar içindeki üstünlüğü/ kamilliği ve derinliğidir. Her insan doğuştan bu özellikleriyle dünya misafirhanesine teşrif ediyor. Şeyh Galib'in ifadesiyle insan " Zübde-i Alem" yani evrenin özü. Kâinatın en değerli kitabı. Her insan okunmaya değer bir kitaptır, okumasını bilenler için. Ama şunu da ifade edelim ki kitap olan insan, kendini hakkıyla okuma zahmetinde pek bulunmaz. Öyle kimseler vardır ki sayısız kitap okumuştur ama bir kendini okuyamamıştır. Okuduğumuz kitaplar bize kendimizi okutmuyorsa, kendimizi bildirmiyorsa Yunus'un ifadesiyle bu ne biçim bilmedir. Kendini tanımak ya da bir başkasını tanımaya çalışmak öyle kolay bir şey olmasa gerek. Değerli bir yazarın güzel bir kitabını alıp zevkle okursunuz ve anladığınızı zannedersiniz. Okuduklarınızı fırsatını bulup yazara anlatsanız belki de onun hiçte anlatmak istemediklerini anlamışsınızdır. Bir kitap olarak insanı okumak ve doğru anlamak ise bundan çok öte bir şey olsa gerek. İnsan öyle bir derinliğe sahip ki, bu konuda hiç kimsenin boyundan büyük laf etme hakkı yoktur. Çevremizde bazen rastlarız kendini insan sarrafı olarak tanıtma cüretkarlığında bulunanlara. Bu tipler, insanı bir görüşte tanıdıklarını- çözdüklerini ifade ederler. Oysaki bırakın yabancı birini bir görüşte gerçek anlamda tanımayı, otuz yıllık eşini, yirmi yaşındaki oğlunu-kızını dahi tanıyamamıştır. İnsan kendi dünyasında aslında kendine dahi meçhul bir varlıktır. Belki de bu meçhullük hayata bir anlam ve tat katıyordur. Birlikte yaşadığınız eşinizi dostunuzu an be an yeniden tanıyorsunuz. Kendinizi, başınıza gelen olaylarla yeniden keşfediyorsunuz. Hiç bilmediğiniz bir yönünüzü fark ettiriyor yaşadığınız bir ayrıntı size. Bu yönümün hiç farkında değilmişim itirafında bulunuyorsunuz kendi kendinize. Sizden öte bir sizin içinizde yaşadığını anlıyorsunuz. Bizden öte bizde yaşayan ikinci benimiz siretimiz olsa gerek. Atom için çekirdek merkez ve özdür. Çekirdeksiz bir atom düşünülemez. Siret de insanın özü ve çekirdeğidir. Sireti olmayan bir insan yoktur. Siretimiz bizim adeta mikro cipimiz.

İnsan için kâinatın en kopleks varlığı denilmesinin sebebi bu esrarlı yapısı olsa gerek. Bu kopleks varlığı tanımak için önce kendi kendimize, sonrada etrafımızdakilere karşı hoşgörülü olmayı öğrenmeliyiz. İnsanı bir bütün olarak ele alıp onu parçalamaya kalkmamalıyız. Beden ve ruhu birbirinden ayırmak insanı katletmektir. Onun için beden sağlığımız kadar hatta ondan daha fazla ruhumuza özen göstermeliyiz.

İslam İrfan Okulunda seyr-ü sülük, içe dönük ve sonsuz bir yolculuktur. Bu yolculuğun bir sonu olamaz, çünkü insanın kendimi tanıdım demek gibi bir lüksü yoktur. Kararlılık ve sabır ile bir ömür devam edecek bu yolculukta insan, adım adım adam olmaya başlayacaktır. İnsanın özüne yöneliktir bu terbiye metodu. Kur'an'daki peygamber kıssaları bu yolculuktaki müridin en vazgeçilmez mürşididir. Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Nuh, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Muhammed(sav) ve diğer peygamberler özünü terbiye etmek isteyen her insana elini uzatmış bekliyor. Her biri, "bittim Ya Rabbi dediğimiz anda yettim kulum diyen Rabbimizin birer elçisi" olarak geliyor bizim mekanımıza ve zamanımıza. Yeter ki biz bu kutlu elçileri duymak ve onlarla birlikte yola devam etmek isteyelim. İnsanın özünü terbiye etmesi ancak bu kutlu elçilerin rehberliğinde başarıya ulaşacaktır. Eyyüb'den (as) sabrı, Yakub'dan (as) gözyaşlarıyla kalbini yıkamayı öğrenmeyen bu yolculukta nereye varabilir ki. Onun için insanın kendini tanımasının ve özünü terbiye etmesinin yolu; sabır, istikamet ve istikrardır. Kendini bir şey zannetmeden yola devam etmektir. Dışını değil, içini görerek düşünmek, anlamak, konuşmak ve davranmaktır. İnsanın kendisini Rabbinin terbiyesine arz etmesidir. En büyük mahrumiyetin Allah'tan mahrum kalmak olduğunu akıldan çıkarmamaktır. Bu dünyada ne olacağını düşünmek kadar sonsuzluklarda ne olacağını düşünmektir.

Hakikate ve hikmete çok yavaş bir şekilde, kusurlarımızı ve yanlışlarımızı görerek yaklaşabiliriz. Hakikat de hikmet de insanın içinde, özündedir. Hikmeti ve mutluluğu kendi dışında arayan beyhude bir yolculuğa çıkmıştır. Adeta çölde serap gören bir yolcu gibidir. Bütün koşuşturmaları sonuçsuz kalmaya mahkumdur.

Bu sayımızda sizlerin huzuruna, kendimizi tanımamıza, nefsimizi terbiye ve tezkiyeye vesile olması umut ve duasıyla "Nefis Terbiyesi ve Kendini Bilmek" dosyasıyla çıkıyoruz.

Değerli yazarlarımıza, elinizde, gündeminizde ve gönlünüzde olmamıza vesile olan makaleleri için teşekkürlerimizi arz ediyor; siz vefalı, fedakâr ve hassas okurlarımızı dergimizi okumaya davet ediyoruz.

2026 Ocak sayımızda buluşmak duasıyla.

516. Sayı Aralık 2025