Davranışlarla örnek olmak, sözden daha etkilidir. Bu nedenle Müslüman, yaşayışıyla İslam’ı anlatmaya gayret etmelidir. İslam’ı kendi nefsimizde yaşamaya bir ad koymak gerekirse; bizim lügatimizde “ihlâs” deniyor buna. Müslüman, her şeyden önce örnek insandır. İslâm'ı, şahsında canlandıran insandır. Yani ihlâs sahibi insandır. Samimi olarak İslam’a bağlanmak demektir ihlâs.
Son Nebi’nin, Mekkeli müşriklerle yaptığı Hudeybiye Antlaşmasını hatırlarsınız. Görüşmeler ve konuşmalar sonrası en büyük örnek insan Hz. Muhammed (sav), anlaşmayı imzaladı. Müminler arasında bir hoşnutsuzluk belirdi. Antlaşma maddelerini Müslümanlar aleyhinde ağır buldular. Bunu bir yenilgi kabul ettiler. Birçok Müslüman, bu işe razı olmadı. Yer yer itiraz sesleri yükselmeye başladı. Hatta Hz. Ömer (ra) bile Rasülullah'ın karşısına çıkıp şöyle sordu:
- Sen Allah’ın hak peygamberi değil misin?
- Evet. (Hak peygamberiyim).
- Biz hak yolda değil miyiz?
- Evet. (Hak yoldayız).
- O halde niçin dinimiz adına zilleti kabul ediyoruz?
- Ben, Allah'ın Rasülüyüm ve Allah'a itaat ederim.
Antlaşma gereğince; Müslümanlar, Kâbe'yi o yıl tavaf etmeyeceklerdi. Bu nedenle Rasülullah (sav), arkadaşlarına kurbanlarını kesmelerini emretti. İçlerinden hiçbiri kalkıp kurbanını kesmedi.
Buhari'nin nakline göre; Peygamberimiz (sav), bu emri, üç kez tekrarladı. Fakat Müslümanlar, kurbanlarını kesmiyor ve Kâbe'yi tavaf etmeden dönmek istemiyorlardı.
Allah’ın Resulü, mahzun oldu. Niçin itaat etmiyorlardı? Yoksa bu bir isyan mıydı? Ama peygambere isyan edilir miydi? Allah korusun! İtaat edilmek için görevlendirilmişti. Allah’ın elçisiydi. Rasülullah çok üzüldü! Ne yapacağını bilemedi. Gözleri yaşardı. Ümmetine baktı. Hiçbir ümit belirtisi yoktu. Çadırına doğru yürüdü. Çadırda zevcesi Ümmü Seleme… Olup bitenden o da muzdaripti:
“Artık bir şey söyleme.” dedi, Ümmü Seleme anamız. “Kendi kurbanını kes, ihramdan çıktığını göstermek için de saçlarını kestir. Bunu görünce onlar da sana uyarak senin yaptığını yaparlar.”
Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız