Sayı : 494   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Yaşama(ya) Dair

Kadir Demirlenk

Ümmetin Vahdeti İçin Nebevi Mesajlar

  • 01 Şubat 2024
  • 78 Görüntülenme
  • 494. Sayı / 2024 Şubat



Samimi ve ihlâslı davranış, sadakat ve doğruluk toplumun her kesimine karşı hak ve hukuka uygun davranış olarak karşımıza çıkıyor. İnsan bu noktada nefsanî, şeytani ve çevredeki kötü niyetli varlıkların etkisinden kurtulmalı, bunlara karşıda teyakkuzda olmalıdır. Sorumlu olduğu kişilere karşı samimi, dürüst erdemli davranışlar sergilemelidir. İnsanlarla olan ilişkilerde gösteriş ve menfaatten uzak, ihlâs ve samimiyetle hareket etmek, Allah’ın rızasını gözetmek insanı huzurlu ve mutlu edecek hem de Rabbimizin rızasını kazanmayı sağlayacaktır.

 

 

 

Emr-i bi’l maruf nehy-i ani’l münker toplumların sağlıklı bir şekilde hayatlarını devam ettirmede en önemli amillerin başında gelmektedir. Müslüman toplumun olmazsa olmaz en önemli sorumluluğudur. İhmal edildiğinde etkisi ve sonuçlarıyla bütün insanları etkileyen bir yasadır.

 

 

 

İnsan gayesiz ve maksatsız yaratılmamış, kendi haline başıboş bırakılmamıştır. Toplum içinde yaşayan insan hem sorumluluklarla mükellef kılınmış ve hem de bunu yerine getirebilecek kabiliyetlerle donatılmıştır. Peygamberler ve kitapların gönderiliş maksatları dini-ahlâki prensipler ortaya koymak ve bozulan fıtri ahlâkı ıslah etmek, insanlara sorumluluklarını hatırlatarak rehberlik etmek, toplumda kardeşlik, birlik ve dirliği tesis etmektir.

İnsan sosyal bir varlıktır. Hayatının bütün safhalarını başkalarıyla beraber geçirmek zorundadır. Ailevi ilişkiler, akrabalık ilişkileri, komşuluk ilişkileri, ticari ilişkiler, hukuki ilişkiler vb. gibi birçok safhada, dini, hukuki, ahlaki, insani ilkelere ve ölçülere ihtiyaç duymaktadır. Hz. Peygamberin rehberliği ve ahlaki davranışları insana dünya huzur ve saadetini yaşatan, İslam kardeşliğinin gerektirdiği, toplumda vahdeti, barış ve istikrarı tesis eden, ahirette kurtuluşu ve mükâfatı kazandıran davranışlardır. Bu ahlaki esaslar şu başlıklar altında zikredilebilir.

İSLAM KARDEŞLİĞİ ve SORUMLULUK

 

Sorumluluk, insanın yaratanına ve yaşadığı çevredeki canlı-cansız varlıklara karşı takınması gereken ahlaki davranışların tümüdür. Sorumluluk, aynı zamanda varlıkların -Allah-insan-tabiat- birbirleri arasındaki hak ve hukuk ilişkisidir. Bu, yaratana karşı kulluk görevi olurken, insanlara, anne-baba-eş-evlat-komşu vb. karşı ahlaki ve hukuki sorumluluklar, Tabiata ve eşyaya karşı onu yerli yerince kullanma ve koruma vazifesi olarak karşımıza çıkar.

Hz. Peygamberin “Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.” (Buhari, “İstikamet”, 20) şeklindeki evrensel mesajı bunu ifade etmektedir.

Hz. Peygamberin kardeşliği tesis edecek, birlik ve beraberliği, vahdeti, yardımlaşma ve dayanışmayı gerçekleştirecek şu altın öğütleri sorumluluk sınırlarını da genel manada belirlemektedir. Rasulullah (sav)buyurdular ki: "Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah'ın kulları, Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona (ihanet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez. Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeterlidir. Her Müslüman’ın malı, kanı ve ırzı diğer Müslüman’a haramdır. Allah sizin suretlerinize ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva şuradadır-eliyle göğsünü işaret etti-: Sakın ha! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın. Ey Allah'ın kulları kardeş olun. Bir Müslüman’ın kardeşine üç günden fazla küsmesi helâl olmaz." (Müslim, “Bir”,28)

Allah Rasülü (sav) müminler arasındaki kardeşlik hukukunu, ilişkisini bazen bir bedene benzetirken,"Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte müminlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler." (Buhârî, “Edeb”, 27) bazen de bir binanın tuğlalarına benzetmektedir.“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.” (Buhârî, “Salât”, 88)

 

Hz. Peygamber, kulun Müslüman kardeşliyle ilgilenmesi oranında Allah tarafından yardım göreceğinin müjdesini de vermektedir."Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir Müslüman’ı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter. Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler.” (Tirmizî, “Birr”, 16)

 

SEVGİ ve SAYGI

 

Sevgi, Allah’ın insan fıtratına koyduğu insanın da kendisiyle huzur bulduğu bir melekedir. Tabiattaki canlı ve cansız varlıklara karşı ortaya konulan davranışların ana kaynağı, Allah’ın varlığının delili olarak ortaya koyduğu kevni bir ayettir. Allah Rasulü’ nün ifadesiyle kâmil manada imanın da ön şartıdır. “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız” (Müslim, “İman”,93), Allah Rasülü’nün “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir” (Buhari, “Edeb”,96) buyurduğu, Allah’ın kendi gölgesi altında gölgelendirme vaadinde bulunduğu güzel hasletlerdendir.

Müslümanların arasındaki bu sevgi; inanç temelli, her türlü riya, çıkar ve menfaatten uzak, Allah için olmalıdır. Bu konudaki nebevi ölçüler şu şekildedir.“Kim Allah için sever, Allah için nefret eder, Allah için verir, Allah için engel olursa imanı kemale ermiş olur.” (Ebu Davut, “Sünnet”,15) Sevgi karşı tarafa dil ile davranışlarla samimi bir şekilde izhar edilmeli karşı tarafta buna göre davranmalıdır."Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin." (Ebû Dâvud, “Edeb”, 122) Aynı zamanda sevgi ölçülü ve seviyeli olmalıdır. "Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da buğzunu ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir." (Tirmizî, “Birr”, 60)

Allah Rasülü (sav) Müslüman’ı tarif ederken “Müslüman diğer insanların elinden ve dilinden güven içinde olduğu kimsedir.” (Buhari, “İman”,4) buyurarak çerçeveyi belirlemekte, iyi insan ve kötü insan noktasında şu ölçüyü vermektedir. “Sizin en iyiniz ve en kötünüzü bildireyim mi? diye sorarak: Sizin en iyiniz kendisinden iyilik beklenen ve kötülüğünden emin olunandır. Sizin en kötünüzde kendisinden iyilik beklenmeyen kötülüğünden de emin olunmayanınızdır.” (Tirmizi “Fiten”,76) Daha da ileri giderek kin ve hasedi içimizden sökmeden kâmil manada iman sahibi olunmayacağını bildirmektedir. “Sizden biriniz kendisi için istediğini kardeşi içinde istemedikçe iman etmiş olmaz.” (Buhari, “İman”,7)

Mümin beşeri ilişkilerinde hakkına razı olacak, karşısındaki insanın maddi ve manevi haklarına saygı gösterecek, onun hakkında kötü düşünmeyecek, kötülük yapmayacak, hasetlik etmeyecek, kendisi gibi görecek ve hatta dahası Müslüman kardeşini sevecek ve kendine tercih ederek “isar” yapabilme erdemliliğini gösterebilecektir.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

494. Sayı Şubat 2024