Sayı : 494   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Satırdan Sadra

Adil Akkoyunlu

Birlik Olan Güçlü Olur

  • 01 Şubat 2024
  • 85 Görüntülenme
  • 494. Sayı / 2024 Şubat



Müslümanlar, Endülüs’ün Mülükü’t Tavaif dönemini bugün yeniden yaşıyorlar. Tarih, ibret almak için okunmalıdır. Endülüs faciasını yeniden yaşayan Müslümanlar, derhal derlenip toparlanıp ayrılıkları bir yana bırakarak vahyin gölgesinde birlik olmalıdırlar. Acilen, önce bu işi halletmelidirler. Aksi halde -Allah korusun- diş bileyip duran düşmanlar karşısında güçsüz düşüp Endülüs’le aynı akıbeti yaşayabiliriz. Ayrılıklar yüzünden Suriye, Irak, Libya, Yemen, Afganistan, Filistin can çekişiyor…

 

 

 

Müslümanların, mezhep, ırk, renk, dil, grup taassubuna son vererek kin ve düşmanlıkları, birbirlerine çevirdikleri silahları bırakıp; hep birden Rasulün yolunda, Kur’an’a sarılarak dostça, sevgi ve şefkatle kucaklaşma vakti ne zaman gelecek?

 

 

 

 

 

Müslüman, Müslüman’la bir ve beraber olmak zorundadır. Bu kardeşlik bağı ve dayanışma; ihtiyari değil, icbaridir. (İsteğe, tercihe bağlı değil, mecburidir. Keyfi değil, zorunludur.)

Kur’an’da ve hadislerde; Müslümanların, kardeş olmaları isteniyor. (Bkz. Hucurat, 49/10; Buhari, nr 2442; Müslim, “Birr”, 58; Ebu Davud, “Edeb”, 46) İslam kardeşliği; karındaşlıktan da ileridir. Öyle bir birlik, beraberlik ve kardeşlik ki; Müslümanların, bir binanın yapı taşları gibi, (Bkz. Buhari, “Salât”, 88; “Edeb”, 36; “Mezâlim”, 5; Müslim, “Birr”, 65; Tirmizi, “Birr”, 18) bir vücudun uzuvları gibi olmaları isteniyor. (Bkz. Buhari, “Edeb”, 27; Müslim, “İma”,:134, “Birr”, 66 (2586); Ebu Davud, “Sünen”, 15)

Peygamber (sav), bakınız Mümin’i ve Müslüman’ı nasıl tanımlıyor? “Mümin; insanların, kanları (canları) ve malları bakımından kendisinden emin bulunduğu (güvendiği) kimsedir.”(Tirmizi, “İman”, 12, (2629); Nesai, “İman”, 8, (8, 104, 105) “Müslüman; diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmedikleri kimsedir.” (Buhari, “İman”, 4; Müslim, “İman”, 64, (40); Ebu Davud, “Cihad”, 2, (2481); Nesai, “İman”, 9, (8, 105). (Metin Buhari'ye aittir.)

Birlik olmayıp ayrılığa düşenler, Allah’ın azabını celbederler: “Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran, 3/105)

Kutlu Nebi (sav): “Siz cennete giremezsiniz; Mümin olmadıkça… Mümin olamazsınız; birbirinizi sevmedikçe.” (Muhyiddin-i Nevevi, Riyazü’s Salihin (D.İ.B.Y.): 2/228) buyuruyor.

Abdullah İbni Amr (ra) anlatıyor: “Ben Rasulullah (sav)’i Kâbe’yi tavaf ederken gördüm, şöyle diyordu: (Ey Kâbe!) Sen ne temizsin, senin kokun da ne güzel! Sen ne yücesin, senin hürmetin (saygınlığın) ne büyük! Muhammed'in nefsini elinde tutan Allah'a yemin olsun ki! Bir müminin, Allah katındaki hürmeti (saygınlığı ve değeri), senin hürmetinden daha büyüktür. Müminin malının, kanının hürmeti de böyledir. Biz mümin hakkında sadece hüsn-i zanda bulunuruz.” (İbrahim canan, Hadis Ansiklopedisi - Kütüb-i Sitte: 1190-7177 (3932)

Hz. Ömer (ra) da: “Vallahi, benim için bir tek Müslü­man, Bizans’tan ve Bizans’ın içinde bulunan her şeyden çok daha kıymetli, daha sevimli ve daha önemli­dir.” diyor.

İşte bir Müslüman’ın, Rasulullah (sav)’in ve halifesinin yanında kadri, kıymeti ve değeri! Bir çorabını bile kirlendi diye çöpe atmayan Müslüman, hatası, kusuru var diye Müslüman kardeşini nasıl çöpe atabilir?

Rasulullah (sav), bir savaş öncesi Müslümanları yardım etmeye teşvik ediyor. Verecek hiçbir şeyi bulunmayan Ukbe bin Zeyd, üzülüyor. Ellerini açıp gözyaşlarıyla Allah’a yalvarıyor: “Ya Rabbi, biliyorsun ki benim verecek hiçbir şeyim yoktur. Ben de, senin rızan için kardeşlerime hakkımı helal ediyorum. Kim beni üzdüyse, kırdıysa, incittiyse, kimde alacak bir hakkım varsa, herkese hakkımı helal ediyorum. Ya Rabbi, benden de bunu kardeşlerime verilmiş bir şey, yapılmış bir iyilik olarak kabul buyur.” diye dua ediyor.

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

494. Sayı Şubat 2024