Sayı : 494   **
Ribat Dergisi Aralık 2016

Esma-ül Hüsna

Adem Karataş

EL-BÂTIN

  • 01 Şubat 2024
  • 122 Görüntülenme
  • 494. Sayı / 2024 Şubat
Yazarın Diğer Yazıları
Adem Karataş
Tüm Yazı Arşivi



EL-BÂTIN; Varlığı aşikâr olduğu hâlde zâtına, mahiyetine, yüceliğine akıllar ermeyen, zâtının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizli olan, hakikati ve mahiyeti akılla idrak olunamayan, hayal ile tahayyül edilemeyen, zâtı duygularla hissedilmeyen, gizli olan her şeyin iç yüzünü ve sırlarını bilen ve vâkıf olan, her şeye yakın olan, her şeyin iç yüzü ve dile getirdiği anlamlar O’nun eseri olan.

 

 

EL-BÂTIN: “Bâtın kelimesinin mastarını oluşturan batn ve butûn gizli olmak; bilmek, bir şeyin iç yüzüne ve bir kimsenin sırlarına vâkıf olmak, manalarına gelir. Batn veya butûnun karşıtı olan zuhûrun manaları içinde de açık ve âşikâr olmak, ayrıca muttali olmak gibi anlamlar vardır.” (T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, c.5, s.187)

“Batn kökünden gelir. Sırtın tersine ve her şeyin iç kısmına denir. “…Analarınızın karnında ceninler iken de” (Âl-i İmran, 3/191) ayetinde geçtiği gibi, gizli ve içeride olan anlamına gelir.” (Esmâü’l-Hüsnâ, Prof. Dr. Ramazan ALTINTAŞ, s.339)

“Gizli olmak, içerde olmak, içine nüfuz etmek, girmek ve bir şeyin iç yüzünü bilmek anlamındaki b-t-n kökünden türeyen bâtın ise gizli, açık olmayan demektir.” (Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.128-129)

El-Bâtın; Varlığı aşikâr olduğu hâlde zâtına, mahiyetine, yüceliğine akıllar ermeyen,

El-Bâtın; Zâtının görülmesi ve mahiyetinin bilinmesi açısından gizli olan,

El-Bâtın; “Hakikati ve mahiyeti akılla idrak olunamayan,” (Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, Beydâvî, c.6, s.172 / Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.129)

El-Bâtın; “Hayal ile tahayyül edilemeyen,” (Hak Dîni Kur’ân Dili, Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR, c.7, s.7431 / Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.129)

El-Bâtın; “Zâtı duygularla hissedilmeyen,” (Medarikü’t-Tenzil, Ebu’l-Berakât en-Nesefî, c.6, s.173 / Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.129)

El-Bâtın; “Gizli olan her şeyin iç yüzünü ve sırlarını bilen ve vâkıf olan, her şeye yakın olan,” (Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, Beydâvî, c.6, s.173 / Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.129) “Günahın açığını da bırakın, gizlisini de.” (En’am, 6/120)

El-Bâtın; Her şeyin iç yüzü ve dile getirdiği anlamlar O’nun eseri olan.

“Allah’ın zâtını bilmek, künhüne vâkıf olmak mümkün değildir. İnsan aklı buna yetmez.” (Esma-i Hüsna, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ, s.129)

Fahreddin er-Razî (ra)’e göre el-Bâtın; “Gizlenmeyen, Her şeyin gerçeğini bilen, Varlıkların oluşumunu sağlayan, Günahlarını bağışlayan, Kimseden korkusu olmayandır.” (Şerhu’l-Esmâi’l-Hüsnâ, Fahreddin er-Râzî, s.311-312 / Esma-ül Hüsna, Heyet, s.36-37)

İbn Kayyım el-Cevziyye (ra): “Allah’ın Bâtın oluşu, O’nun her şeyi kuşatmasını ve kapsamasını gerektirir. Öyle ki Allah, insana şah damarından daha yakın olur. Tabi bu, sevenin sevgilisine olan yakınlığı gibi değildir. Her iki yakınlık birbirinden farklıdır. Bu dört -el-Evvel, el-Âhıir, ez-Zâhir ve el-Bâtın- isim kuşatıcılık ile alâkalıdır. Bu kuşatma, zaman ve mekân olmak üzere iki türlüdür. Allah’ın Evvel ve Âhıir oluşu zamanla ilgili, Zâhir ve Bâtın oluşu, mekânla ilgili kuşatıcılığa işaret eder.” (Tarîku’l-Hicreteyn, İbn Kayyım el-Cevziyye, s.47 / Esma-ül Hüsna, Heyet, s.37)

Yazının Devamı İçin Abone Olmalısınız

494. Sayı Şubat 2024